Translate

sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2019 Pazar

KIZIL NEHİRLER – JEAN CHRİSTOPHE GRANGE


‘’Biz efendileriz, biz köleleriz.
 Biz her yerdeyiz, hem de hiçbir yerde.
 Biz karar verenleriz.
 Kızıl Nehirlerin hakimiyiz.’’

‘’Judith Herault 1982'de, parçalanan bir arabanın içinde ölmüştü.
 Judith Herault siyah bir yağmurluk ve bisikletçi kaskı giymiş bir halde bir şarjör mermiyi başının üzerinden boşaltmıştı.
 Judith Herault hem ölüydü, hem de diri.’’


Evden uzakta yollardayken kitap stoğumun bitmesiyle kafamı dağıtmak amacıyla girdiğim küçük bir kitap dükkanından,Grange nin bendeki olumlu referansı neticesinde diğer kitaplara bakmadan ilk görüşte  alıp okuduğum muhteşem yapıt.

Ayrıca birbirine benzeyen okuduğum 2 kitabından farklı bir şablondaydı ve bu da kitaba ilgimi arttırdı.Tabii Tasvirler yine mükemmeldi,yine bir Grange zekası ve ustalığıyla karşı karşıyaydınız.Polisiye özelliği daha ağır basan bu kitapta bölüm geçişleri çok iyi yapılmış ve bu da kitaba bağımlı yapıyor sizi ,kolay kolay elinizden bırakamıyorsunuz meraktan.Öyle ki gece yükselmiş adrenalini düşürmek, zihni rahatlatmak böylece uyumak için okuduğumda bu sefer meraktan uykusuz kalmıştım.

Kitapta, Fransa'da bir futbol maçı esnasında başlayan kovalamaca ile yine Fransa'da bir mezar soygunu sonrasında gelişen olaylar, göçmen kökenli aktif bir kişiliğe sahip çaylak polis Abdouf Karim ile Fransız kökenli ağır başlı tecrübeli polis Pierre niemans muhteşem bir kurgu ve zekayla öyle bir şekilde birbirine bağlanıp bütünleştiriliyor ki hayret edeceksiniz.Sürprizlerle dolu sürekli insanı şaşırtan heyecanlandıran yalın bir anlatım ve olaylar zinciriyle usta yazar Stephen King'in 'Kuzuların Sessizliği' ile kıyaslanıyor bu kitap artık siz düşünün.

Bu kitap en son gördüğümde 24. baskısını yapmıştı,20 dile çevrilmiş ve ünlü oyuncu Jean Reno'nun baş rol oynadığı filmi yapılmış.Sonradan filmi de izledim fena değildi ama ben her zaman kitapların etkisinde daha çok kalırım ve uyarlama filmleri çoğunlukla kitabın gölgesinde kalır.Bunda da öyle oldu.Polisiye,Gerilim türünün örnek kitabıdır tavsiye ederim.

KÜNYE
Tür;Sanat,Edebiyat,Roman
İçerik;Polisiye,gerilim,macera,gizem
Kaynak;Okuduğum Romanlar
Dönem;Mart 2011
Güncelleme; Yok


Edward Scissorhands - Makas Eller


Tarih:1990 Tür: Fantastik/Dram Süre: 105 dk. Yönetmen: Tim Burton
 Senaryo: Tim Burton,Caroline Thompson

Konusu; Edward,şehirden uzak bir şatoda yalnız yaşayan yaşlı bir mucidin icad ettiği bir robottur.Lakin,Elleri hariç her şeyini tamamlayan yaşlı mucidin karlı bir noel günü zamansız ölümü ile yarım kalan Edward’a  ellerinin yerine makas biçiminde keskin bıçaklar gelişigüzel monte edilir.
Böylece kasvetli soğuk şatosunda yalnız kalan Edward’ı bulan avon satıcıları onu daha sonra ancak filmlerde görebileceğiniz türde bir banliyöye getirirler ; rengarenk evler , yemyeşil çimenler asla kar yağdırmayan sıcacık güneşli havası olan Suburbia’ya!
Kendi kapalı ve karanlık şatosu ile saf hayalleri dışında,hiç bilmediği bu yeni dünyada acaba içine kapanık duygusal Edward’ı neler bekliyor?


Bir mekana, şehre, insanlara, hayat tarzına yabancı olmayı ve farklı olmanın her şeyin birbirine benzediği bir ortamda çıkardığı zorlukları masalsı bir güzellikle anlatan bir Tim Burton filmi. Tim Burton her ne kadar surreal hikaye anlatma tarzını bu filmde de devam ettirse de, Üzerinde durduğu konu gerçek hayatta herkesin özdeşleşebileceği bir konu. Yine bir yalnızlık öyküsü ,yine Tim Burton, sanırım başka kimse yalnızlığı bu kadar iyi anlatamayacak..
Çoğumuz Edward gibi, çevremize yabancı olmanın ne kadar hüzünlü olduğunu, asla cevremizle uyuşamamanın getirdiği stresi biliriz. Toplumdaki birçok yabancı gibi Edward da karanlık ve soğuk şatosundan, aşağıya, rengarenk minik evlerin bulunduğu, herkesin aynı saatlerde aynı şeyleri yaptığı, değişikliğin ,farklılığın kabul edilmediği Suburbia'ya bakarken, onlar tarafından kabul edilmeyi, sevilmeyi hayal ediyor filmde. Ama ne yazık ki bu mekanikleşmiş ve robotlaşmış toplum Edward’ı kabullenmiyor ve Edward şatosuna, ait olduğu yere geri dönüyor. Tim Burton bu sonla belki Edward'ı kendisiyle ve birçoğumuzun hayatıyla özdeşleştiriyor. Bu baş yapıt,daima kendine has olan ama toplum tarafından farklı olarak algılanıp sınırlandırılmaya çalışılan insanların her zaman robotlaşmış ve yozlaşmış toplum tarafından önce dışlanıp sonra da zorbalıkla geri tepilip, Edward gibi karanlık soğuk şatolarındaki yalnızlıklarına geri itileceklerini de gösteriyor.

Birkaç iyi insan dışında, tümüyle yozlaşmış insanların bulunduğu bir kasabada geçmektedir hikayemiz. Elleri makastan yapılmış olan; iyi kalpli, sevgi dolu, masum, hiçbir ahlaki bozulmaya uğramamış, saf ve belki filmdeki psikolog tarafından da söylendiği gibi '' uzun bir süre yalnız başına yaşadığı için hayalci bir yapıya sahip'' olduğundan elleriyle nesnelere inanılmaz güzellikte şekiller vermektedir. Fakat bu onun için hem herkesi kendine hayran bıraktıran bir özellik, hem de makas elleriyle birçok kazaya yol açtığı için üzülmesine ve dışlanmasına yol açan bir lanettir. Kasaba halkı tarafından dışlanışı aslında insanlara istemeden de olsa zarar vermesinin dışında, kendileri gibi yozlaştıramadıkları ve alışıla geldik toplum çizgisinin dışında olduğu içindir.


Filmde Winona Ryder’in canlandırdığı güzel kız Kim 'in Edward'a kendisine sarılmasını söylediğinde Edward'ın verdiği '' yapamam'' cevabı insanın içini burkar, çünkü Edward sevdiği insana zarar vermekten korkar. Kim' in sevgilisi olan gencin Kim'e olan yapmacık sevgisi, elinde olan güzelliğin farkında olmayışı ve hep daha fazlasını istemesi, bencilliği karşısında Edward'ın Kim'e karşı duyduğu masumane sevgiyle kıyaslanamaz.

Bir başka dikkat çeken olay ise; Edward'ın ahlak ve görgü kurallarını kendisini yapan mucidin ona okuduğu kitaplardan duyup öğrenmesine rağmen, yani diğer insanlar gibi toplum ve bilindik aile kurumunun içinde yetişmemiş ve uzun bir süre yalnız yaşamış olmasına rağmen, birçok insandan daha erdemli ve daha az yozlaşmış oluşudur. kafamızda ''acaba insanı bu denli dejenere eden toplum mu?'' sorusunun oluşmasına yol açmıştır.Edward Scissorhands,  etten ve ruhtan oluşan sıcak bedenlere sahip bir arada toplum içinde yaşayan insanların oluşturduğu devasa toplumun duygusuz ,dışlayıcı ,anlayışsız ve mekanikliğine karşın,kendisi soğuk ve metal bir bedene sahip yalnız bir robot olmasına karşın onlardan daha erdemli ,kucaklayıcı ,anlayışlı ve duygusal bir saflığa sahip olmanın sembolüdür.


Bas bas "ben bir Tim Burton filmiyim!" diye bağıran mükemmel sanat eseri. Biraz güzel ve Çirkin, biraz frankenstein, biraz pinokyo...farklı olmanın, yalnızlığın ve saflığın karanlık masalı...Masalsı senaryosu ve muhteşem yönetmenliği üzerine,harika görüntü efektleri,duygusal sahneleri iyice vurucu yapan müzikleri ve usta oyunculuk da bu filmi sinema tarihinde kült filmler kategorisine taşır..
Arka planlar,makyajlar, kasaba, şato, ortam dekorları, karakterlerin davranışları, mimikleri tam anlamıyla karanlık ama renkli ve fantastik bir atmosfer yaratır. Bu fantastik öğeler olabildiğince gothik bir hava verir ve bu film gothikler için bir şaheserdir daima.Ayrıca kar yağışı pek güzeldir, yağar da yağar.Keşke her zaman kar yağsa!


Oyuncular; Johnny Depp, Winona Ryder,Dianne Wiest ,A.Michael Hall, Kathy Baker

KÜNYE
Tür;Sanat,Sinema,Kült Film
İçerik;Film tanıtımı,İzlenimler
Kaynak;İzlediğim Filmler,Fan Clup,Tanıtım
Dönem;Şubat 2000
Güncelleme; Yok

15 Temmuz 2019 Pazartesi

BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK- HARPER LEE

"- Bana kalırsa tek bir tür insan var. İnsanların hepsi insan.
- Yalnızca tek bir tür insan varsa, o zaman neden hiç geçinemiyorlar? Hepsi birbirine benziyorsa, niçin özel bir çaba harcayarak birbirlerini aşağılıyorlar?"

Kafamı dağıtmak için okumak amacıyla bir arkadaşımdan aldığım,tarzı farklı ama hem eski hem de edebiyat dünyasında klasikler arasında yer alan bir kitap olduğundan dolayı ilgimi çekti en başta.

Kitabın tasvirleri biraz dar kapsamlı ve olaylar yavaş ilerliyor ,lakin tek dezavantajı bu !Okuması kesinlikle heyecanlıydı.Yazarın bu roman için seçtiği konu da kesinlikle ilgi çekici bir konu. Yazar ırkçılık ve bunun sadece ırkçılık ile kalmayarak insanların farklılıklarından dolayı maruz kaldığı ayrımcılığı insan ilişkileri ve yaşamı babında çok iyi işlemiş.Bunu 9 yaşında bir çocuğun gözünden vermesi de farklı bir hava katıyor kitaba.
Irkçılık ve ayrımcılık sorunu günümüz 21. yy. da uzay çağında bile halen daha şahit olduğumuz bir sorun.Bu kitabın bu konuyla ilgili 1960 larda yazılması tarihi bir değer katıyor bu konuya.
Dediğim gibi kitap 1960 larda yazılmış lakin romanın ağzından anlatıldığı küçük kız çocuğu ‘Scout’ bence yazarın kendi çocukluk ve gençlik yıllarının bir yansıması.Zaten yazar ‘Dill’ karakterini de bir çocukluk arkadaşından esinlendiğini söylemiş.Bu da 1960 ta yazılan bu kitaptaki hikayenin 1930-1940 ları gözlemleyip anlattığını gösterir bence ve neredeyse yaklaşık 1 asırlık sosyolojik tarihi gözümüzün önüne seriyor.
Roman 2 kısımdan oluşuyor.İlk kısım;ırk ,din, kültür ve toplumsal konumları ne olursa olsun bu farklılıkları takmayan bilmeyen, insanı insan olduğu için adil bir seviyede gören küçük çocukların çevresi ve insanlarla ilişkilerini hem masum hem de eğlenceli gözlemlerini güzel bir biçimde vermiş.Yazar o dönemleri ve çevreyi bir çocuğun gözünden en masum ve net bir biçimde veriyor kitabın ilk kısmında.Bu bazılarına sıkıcı gelse de aslında bir çocuğun temiz ve adil bakış açısında ırkçılığa ve ayrımcılığa yer olmadığını gösterip konuya çok iyi bir giriş yapıyor yazar.
2. kısımda ise olaylar bir mahkeme duruşması ile hızlanıyor ve sürükleyici ,heyecanlı bir hal alıyor.Yazar ,toplumun çelişkilerini ön yargılarını ve kör fikirlerinden doğan bağnazlığın sonuçlarını çok mükemmel bir biçimde bir duruşma salonunda ortaya koyarak romanı etkileyici bir mesaj ile sonlandırıyor.

Bu roman, ırkçılık ve ayrımcılık gibi üzücü bir gerçeği uzun bir tarihe ayna tutarak önümüze koyuyor.Bunu da farklı bir tarzla yaparak edebiyat dünyasında tanınan bilinen bir eser ortaya çıkarıyor.Bir kaç denemesi dışında bilinen Tek kitabı ‘Bülbülü Öldürmek’ olan yazar Harper Lee bu eseri ile Pulitzer ödülü almış ve bu kitap aynı isimle yine sinema dünyasında ses getiren, Oscar ödülü almış 1962 yapımlı siyah-beyaz bir filme de çekilmiş.Yazıldığı ve filme çekildiği tarihler göz önüne alındığında ‘köleliğin kaldırılması ve özgürlük’ konusunda da ödüllendirilmiş cesurca duruşu ve eleştirel yaklaşımıyla öncü bir kült eser olduğu aşikar.Bu durum da Bu eserin sadece bir roman olmadığı,başlıbaşına bir mantalite olduğunu gösteriyor.


KÜNYE
Tür;Sanat,Edebiyat,Roman
İçerik;Tarihi,Sosyolojik,Yaşam
Kaynak;Okuduğum Romanlar
Dönem;Aralık 2018
Güncelleme; Yok


LION OF THE DESERT – ÖMER MUHTAR – ÇÖL ASLANI


Tarih:1981 Tür: Dram/Savaş/Tarih Süre: 173 dk. Yönetmen: Mustafa Akkad Senaryo: H.Craig,P.Thompson, D.Butler

Konusu; İtalyan faşist lideri Mussolini, Hitler gibi Afrika da hammadde kaynaklarını sömürmek için bir işgal politikasını hayata geçirir.Fakat bu Afrika’da özellikle Müslüman topluluklar arasında kabul görmez ve direnişle karşılaşınca Mussolini'de Afrika ‘da 20 yıl sürecek bir şiddet politikasına başlar hedefi de çoğunlukla Müslüman halktır.Bunun için Libya'yı merkez üs olarak seçen Mussolini,Generallerinden Graziani‘yi Libya'ya vali olarak atar.Bununla beraber Afrikadaki ilk işgal ve sömürü saldırısına karşı direniş ve mücadele Libya’da başlar.Müslüman mücahitlerin lideri ise aynı zamanda bir öğretmen olan mücahit Ömer Muhtar’dır.



Baş karakterlerini ve konusunu tamamne gerçek olaylardan alan tarihi bir biyografi filmi olan Çöl Aslanı Gerçek bir mücadele ve kahramanlık öyküsüdür,bu tarzda kesinlikle Kült olmuş bir yapımdır.Filmin baş rölünde Anthony Queen'in canlandırdığı kahraman Ömer Muhtar ,1920-1930 arası İşgalci faşist İtalyanlara karşı kurtuluş mücadelesi ve cihada liderlik etti. O, 70'li yaşlarındaydı ve pek çok kez yara aldı. Sonuçta bir çatışma sonucu kafirler tarafından esir edildi.Haksız bir mahkeme ile yargılanıp idam edilen Ömer Muhtar'ın bu şehadet dolu onurlu savaşı ve efsanevi direnişi ‘Çöl Aslanı’ filmiyle dünya sinemasında unutulmaz bir yer edinmiştir.


Kendi ülkesini insanını ve haklarını savunan Bir savaşçının,haksız yere ülkesini işgal eden ve sırf güçlü olduğu için haklı olduğunu sananlarca terörist müamelesi görüp nasıl haksız ve adi bir yargılamayla katledildiği filmde açıkça anlatılırken,Bu çelişkinin bugünde dünyanın bir çok yerinde yine Müslümanların yaşadığı topraklarda aynı şekilde vuku bulduğunu ve kendi haklarını topraklarını ve halkını savunanların işgalciler tarafından terörsit yerine konulduklarını görmekteyiz.Asıl terörist kim?Emperyalist faşist hristiyan Budist,Yahudi ve atesitler asıl teröristlerdir.


Faşist hristiyan Hakim;İtalyan Devleti'ne karşı savaştınız mı?
Mücahit Ömer Muhtar: Evet
Faşist hristiyan Hakim; İnsanları İtalyan Devleti'ne karşı savaşmaya teşvik ettiniz mi?
Mücahit Ömer Muhtar: Evet.
Faşist hristiyan Hakim;İtalya'ya karşı kaç yıl savaştınız?
Mücahit Ömer Muhtar: Yaklaşık 20 yıl
Faşist hristiyan Hakim;Yaptıklarından dolayı pişman mısınız?
Mücahit Ömer Muhtar:  Hayır
Faşist hristiyan Hakim;  İdam edileceğinizi biliyor musunuz?
Mücahit Ömer Muhtar:  Evet
Faşist hristiyan Hakim şaşırarak:  Sizin gibi birisi için böyle bir son, çok üzücü ,Bunu duyan Mücahit Ömer Muhtar şöyle dedi: ‘’ Tam tersi! Bu, hayatımın sonu için en güzel yol.’’
Faşist hristiyan Hakim daha sonra, mücahidlere cihadı durdurmalarını emreden bir emirname yazması halinde O'nu beraat ettirmek ve ülke dışına sürgüne göndermeyi teklif etti. Bunun üzerine mücahit Ömer Muhtar, o meşhur sözlerini söyler;
 "Her namazda Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed(s.a.s.)'in de O'nun resulü olduğuna şehadet eden parmaklarım, asla yanlış bir şey yazamaz! Bizler teslim olamayız. Ya kazanırız ya da ölürüz!"
Burada,mücahit Ömer Muhtarın duruşu ve mücadelesinin,Bizim kurtuluş savaşındaki direniş ve cihadımız ile aynı olduğunu görmek bize şeref ve onur veriyor.


Oyuncular; Anthony Quinn,Oliver Reed,Rod Steiger, John Gielgud, Irini Papas

KÜNYE
Tür;Sanat,Sinema,Kült Film
İçerik;Film tanıtımı,İzlenimler
Kaynak;İzlediğim Filmler,Fan Clup,Tanıtım
Dönem;Aralık 1991
Güncelleme; Yok

27 Nisan 2019 Cumartesi

Cannibal Holocaust -Yamyam Vahşeti




Tarih:1980  Tür: Korku/Gerilim Süre: 98 dk. Yönetmen: Ruggero Deodato Senaryo: Gianfranco Clerici

Konusu; Avrupa da yaşayan bir grup bilim adamı ve gazeteci entellektüel,Belgesel çekmek amacıyla yerli kabileleri ve yaşadıkları vahşi hayatı araştırmak için Amazon ormanlarına giderler ve bu ekip Vahşi hayata tanık olmakla kalmaz bizzat bu vahşete dahil olurlar.



‘En iyi görüntü efekti gerçek olandır’ mantığıyla çekilmiş bu film vahşet –gore tarzın kült filmidir.18 ülkede yasaklı ve 50 ülkede ise sansürlüdür.Herhangi bir yaş sınırı yoktur ,hangi yaştan olursa olsun bu tarzı kaldıramayan kişilere hitap etmez! Filmde gerçek insan kadavraları kullanılmıştır.Film sonrası yönetmene dava açılmış ve filmdeki kazığa geçirilen ,tecavüze uğrayan ve paramparça edilerek öldürülen canlı insanların sağlık durumunu kanıtlamak zorunda kalmıştır.Lakin filmde görülen canlı hayvanların acı akibeti ise gerçektir.Bu film bu noktada hayvanseverlerin yoğun tepkisini halen çekmektedir.Filmde açıkça vahşet ve işkence sahneleri dışında sansürsüz çıplaklık ve erotizm de yoğun şekilde işlenmiş.Yönetmen vahşet ve cinsellik gibi 2 sansasyonel olguyu hem de sansürsüz olarak ekrana yansıtarak ilgiyi çekmeyi ve tarzının önde gelen örneği olarak sinema tarihine girmeyi başarmış.



Bu filmin etkileyiciliği sadece bu yoğun ve çarpıcı vahşet şiddet ve cinsellik olgusu ile kalmıyor tabii!Filmin senaryosu ne kadar dar kapsamlı olsa da bu filmi kült yapan olgu; modern şehirlerde kurallara uygun çağdaş yaşam sürmekte olan eğitimli bir insan topluluğunun,içinde bulundukları vahşi ve kuralsız bir ortamda ne kadar vahşileşip acımasız olduklarını ve ‘’ilkel-vahşi-yerli kabile’’ denilenleri dahi vahşet ,tecavüz ,kuralsızlık ve acımasızlıkta nasıl geri bıraktıklarını açık şekilde ortaya koyarak, filmi izleyen insanları negatif bir psikolojide derin felsefi düşüncelere ve paradoxlara itmesidir! Bu film bu noktada gerçek hayatın bir yansıması olarak bunu en sert şekilde oryaya koyarak, kendisine gelen eleştirilere en baştan filmin bu gerçekçi ana fikriyle cevap verir!



dediğimiz gibi ‘’en iyi efekt gerçek olandır’’ mantığını kullansa da yönetmen bu filmi ortaya koyarken 70 ‘lerin o kuralsız sınırsız ve aşırı özgür yaşam anlayışından feyz almış yani kısaca o dönemin yansımasını da bu filmde perde arkasından göstermiştir.Filmin müzikleri ve ses efektleri de bir o kadar sıra dışı ve ürperticidir! Özellikle yamyamlık sahnelerinde etlerin çiğnenme yutkunma efektleri bile gözden kaçırılmadan ekrana verilirken ,bazı kanlı vahşet ,tecavüz ve şiddet sahnelerinde ise romantik yada neşeli bir müzik arka fondan çalınır!

Bu filmin 2. serisi ‘’Natura Contro’’ ön adıyla Antonio Climati yönetmenliğinde 1988 de çekilmiştir.Bu film ne kadar bağımsız-farklı dense de Hem işleniş hem de konusu bakımından ilk filmin kötü bir özentisi olmaktan ileri gidemeyip asıl kült filmin bayağı bir gölgesinde kalmıştır ve nerdeyse hiç ilgi görmemiştir.


 Bu film vahşet-gore-şiddet temalı yetişkin filmler kategorisinde kült olmakla kalmayıp,türünün  en bilinen tanınan ve örnek gösterilen yapıtı olduğu sinemaseverler tarafından kabul edilir.

Oyuncular; Francesca Ciardi, Robert Kerman,Luca Barbareschi, Perry Pirkanen ,Carl Yorke


KÜNYE
Tür;Sanat,Sinema,Kült Film
İçerik;Film tanıtımı,İzlenimler
Kaynak;İzlediğim Filmler,Fan Clup,Tanıtım
Dönem;Haziran 2001
Güncelleme; Yok

5 Ocak 2019 Cumartesi

DA VİNCİ ŞİFRESİ – DAN BROWN




Edebiyat dünyasının Kült olmuş bu yazarı ve eserini tabii ki bende estirdiği yoğun furyaya kapılarak aldım, okudum.Muhteşem bir eser.Anlatmakla bitmez.Yazar araştırmalarını ve gezilerini resmen sanata dönüştürmüş.

Tasvirler,kurgu,anlatım yanı sıra epik kültürel tarihi olgularla komplo teorileriyle ilgili derin bilgi ve ilginç yaklaşımlarla sadece edebiyat olarak değil tarih ve bilimsel anlamda da dolu dolu bi eser.Bu romanı bilimsel -tarihi -teorik bir bilgi kaynağı olarak bile gösterebilirsiniz o kadar yani.

Konusuna kısaca değineceğim ki o kadar geniş ve kapsamlı bir kurgusu var ki hepsine kısa kısa değinip yorumlamak için bile küçük bir kitapçık yazmanız gerekir buraya.

Kitabın kahramanı üniversite profesörü  Araştırmacı Robert Lengton.Simgebilim konusundaki akademik ünvanı ve bunun getirisiyle ezoterik, tarihi, dinsel, kültürel..vb. bir çok konuda geniş donanıma sahip olan Robert, Paris te iş gezisindeyken gezi noktalarından birinde louvre müzesinin müdürünün öldüğünü görür.Duygusal yakınlık duyduğu sophie ile cesedi inceleyen Robert cesette bir çok sembolik iz ve kanıta rastlar.Sahip olduğu donanımla işin içine giren Robert kendini ve yakın arkadaşı sophie yi masonluk,hristiyanlığın kökleri,gizli tarikatler,komplolar,sırlar,sembollerle dolu tehlikeli gizemli ve bir o kadar da heyecanlı bir maceranın içerisinde bulur.

Kitabı okudukça hissettiğiniz yoğun duygunun başında Yazar Dan Brown un ne kadar zeki eğitimli ve yetenekli biri olduğu geliyor.Kitabın esiri oldukça Dan Brown unda  hayranlıkla esiri oluyorsunuz.Sonraki kitaplarını da okuyabilmek için elde etmek amacıyla heyecanlanıyorsunuz.İşte bende bunu yapacağım.Her sansasyonel kült kitapta olduğu gibi bunun da filmini yapmışlar.Tabii ki izlemeyeceğim.Çünkü bu kitabın kapsamını kurgusunu ve hayal dünyasını ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın hiçbir film karşılayamaz.

KÜNYE
Tür;Sanat,Edebiyat,Roman
İçerik;Polisiye,gerilim,macera
Kaynak;Okuduğum Romanlar
Dönem;Nisan 2007
Güncelleme; Yok

LIVE ANIMALS – CANLI HAYVANLAR


Tarih:2008 Tür: Gerilim/Korku Süre: 84dk. Yönetmen: Jeremy Benson Senaryo: Mark Williams

Konusu; Bir grup genç lise öğrencisi bayıltıcı tüfek kullanan bir köle taciri tarafından avlanır! Uyandıklarında ise, pis izbe loş ve kapalı bir ortamda kendilerini zincirlenmiş bulurlar! Gerçek bir hayvan barınağını andıran bu yerde gençler, sadist tutkularını tatmin etmek için para ödeyecek kişilere satılmak üzere tutulduklarını anlarlar ve bu noktadan sonra onlar için canlı hayvanlarınkini aratmayacak gerçek bir özgürlük ve hayatta kalma mücadelesi başlar!



Yönetmenine Memphis film festivalinde seyirci ödülünü kazandıran bu film,  en başta sıra dışı konusuyla dikkat çekiyor! Kapalı ortam ve kıstırılmışlık psikolojisini çok iyi veren ağır atmosferi ile çaresizlik olgusunu seyirciye çok iyi yansıtmayı başarıyor!
Bununla birlikte gore tarza bayağı bir yaklaşan psikolojik işkence ve şiddet sahneleri ile bu tarzın bilinen yapıtları arasında kolayca gösterilen bir film haline geliyor!

Bu film bir çok noktadan eleştiri alsa da bu eleştirilerin altında filmin rahatsız edici gerçekliği yatar. Gore tarzın sınırlarında dolaşan bu film de benzersiz senaryosu ile
İzleyiciye ‘insan hayatının ne kadar değersiz olabileceği’ ni yine sert bir noktadan en dramatik haliyle gösteriyor.Maddiyat uğruna manevi yaşamların umursamadan biçilmesi salt gerçeği ,bu filme gelen negatif yorumları kolayca alaşağı ederek  bu tarzın müdavimlerinin listesine ismini yazdırmayı başarıyor.


Genç ve pek tanınmayan kısıtlı oyuncu kadrosu yanı sıra yine kısıtlı mekan ve bütçesiyle kendinden önceki örneklere farklı bir yorum getiren Live Animals filmi kendinden sonra bir çok filme de örnek olmuştur.
Hayatı çiçekler,böcekler,kelebeklerden ibaret tozpembe bir gözlük arkasından gören romantik bir aşk kuşuysanız siz ve sizin gibi saçmasapan insanların daha en baştan bu filmle işi yok .Yanına bile yaklaşmayın hiç.



Oyuncular; Learyn Wilde,Stacy Still,Christian Walker,Janette Comans,Bill Painter,Rusty White,Jon Sparks,Patrick Cox, Scott Fletcher,Monica Summerfield, Sarah Ewell

KÜNYE
Tür;Sanat,Sinema,Kült Film
İçerik;Film tanıtımı,İzlenimler
Kaynak;İzlediğim Filmler,Fan Clup,Tanıtım
Dönem;Ocak 2009
Güncelleme; Yok

28 Ekim 2018 Pazar

CONTRACTED 1-2


Tarih:2013 Tür: Gerilim/Dram Süre: 84 dk. Yönetmen: Eric England Senaryo:Eric England

Konusu; İstikrarsız bir yaşamı olan Samantha ,yakın arkadaş çevresinin de etkisiyle sık sık gece klüplerine takılmaya başlamıştır!
Sevgilisinden de yeterince ilgi göremeyen Samantha yine bir gece eğlenmek amacıyla arkadaşlarıyla gittiği barda yoğun alkolün etkisi ile kendini kaybeder ve o sırada kendisiyle yakınlık kuran yüzünü bile hatırlamadığı bir adamla barın dışında arabada cinsel birliktelik yaşar ve olaylar bundan sonra başlar.Sabah kendine geldiğinde kendini hiç iyi hissetmeyen Samantha sonraki 3 gün içinde resmen canlı canlı çürümeye ve dökülmeye başlayacaktır.



Dram ve gerilim olgularını psikolojik bir atmosferle çok iyi harmanlayan Contracted , Farklı bir başlangıç ve merak uyandırıcı bir gidişatla kendini kesinlikle izlettirmeyi başarıyor.Samantha karakterinin yavaş yavaş çürüyüşünü ve bunun ruhsal çöküntü halini seyirciye resmen hissettiriyor.Türünün meraklıları tarafından beğenilen bu yapım bazı sinema izleyicilerinden ise finalinin vasat havada ve sönük kalmasından ötürü eleştiri aldı.Aslında böyle bir finale sahip olmamasının nedeni 2 yıl aradan sonra gösterime girmesine rağmen bir devam filmi olmasından ötürüydü.


CONTRACTED - PHASE 2

Dediğim gibi serinin bu 2. filmi 2015 te Josh Forbes yönetmenliğinde piyasaya konuldu.
Bu devam filminde ise Ön plana Samantha nın kötü halini görüp onunla yakınlık kuran böylece ona yardım etmeye çalışan Riley karakteri çıkıyor ve Samantha nın başına gelen hastalığı ve buna neden olan adamın peşine düşüyor.Lakin O da bu tuhaf lanetin pençesinde olduğunun farkında olmayarak!



Olayın başlangıç ve yayılma safhasını sağlam Kurgusu ile ortaya koyan bu devam filminde  serinin ilk filminde havada kalan bazı sorular cevabını bulurken yine sürükleyiciliği ile izleyiciyi kendine bağlıyor ve yeni yeni kapılar açarak finalinde yine izleyicinin aklında soru işaretleri bırakıyor! Bu finali ile bu sefer izleyicilerde 3. devam filmi beklentisi oluşurken ,aradan 3 yılı aşkın süre geçmesine rağmen ses yok ve bu film şu anda arkasında bıraktığı soru işaretleri ile seyircinin aklında gizemleriyle yer etmiş olarak kaldı.


Oyuncular: Najara Townsend , Caroline Williams , Alice Macdonald , Marianna Palka, Adam Robitel, Matt Mercer

KÜNYE
Tür;Sanat,Sinema,Kült Film
İçerik;Film tanıtımı,İzlenimler
Kaynak;İzlediğim Filmler,Fan Clup,Tanıtım
Dönem;Aralık 2015
Güncelleme; Yok

20 Ağustos 2018 Pazartesi

ACACIA - AKASYA


Tarih:2005 Tür: Gerilim/Dram Süre: 103 dk. Yönetmen: Park Ki-Hyung Senaryo:Park Ki-Hyung

Konusu;Kim mutlu bir evliliğe sahip başarılı bir doktordur.Lakin bir türlü çocuğu olmaz ve eşiyle bir çok tıbbi yönteme defalarca başvursalar da bir sonuç alamazlar.En sonunda Kim dede olmak isteyen babası ile birlikte karısı Mi 'yi evlat edinmek için ısrarla ikna eder.Yetimhaneye gittiklerinde sanata düşkün olan Mi, izlediği çocuklar arasında ağaç resmi çizmekte olan oğlan çocuğu Jin 'i seçer.
Her şey ilk başta Jin için çok güzeldir sıcak ve sevecen bir aileye sahip olmuştur.Lakin bir gün Mi beklenmedik ve olağanüstü bir şekilde hamile kaldığını öğrenir.Bebeği doğduğunda tüm aile bebeğe odaklanır ve Jin göze batmaya başlar.Annesi Mi 'ye artık bir bebeği olduğunu ve Jin 'i yetimhaneye geri vermeyi düşünebileceğini ima eder bu Mi 'nin aklında yer eder.Yeni bebeğine iyice odaklanan Mi ,Jin 'e yavaş yavaş sırtını döner, üvey babası ve dedesinden de ilgi göremeyen Jin, sık sık bahçede dikilen büyük bir akasya ağacının yanına giderek zamanının çoğunu üzgün bir halde akasya ağacının altında geçirmeye başlar! Jin ile diğer üvey aile fertleri arasındaki bağ iyice zayıflar, artık Mi bebeğin bakım stresinin de etkisiyle Jin 'e kötü davranmaya başlamıştır ,bu durum da Jin 'in bahçedeki akasya ağacıyla tuhaf bir biçimde yakınlaşmasına ve ağaçla arasında sıradışı gizemli bir bağ oluşmasına neden olur.
ve sağnak yağmurlu bir gecede Jin ortadan kaybolur ,suçluluk duygusu ile birlikte üvey ailede gizemli ve dramatik bir süreç yaşanmaya başlar!


Duygusallık ve gerilimi çok iyi bir biçimde kurgulayan kore sinemasından gizemli ve dramatik bir yapım.Oyunculuklar harika ve konusu ilgi çekici lakin çok fazla bilinmeyen bir yapımdır !
Olayların örgüsü basit, kurgusu sağlam, çok kafa karıştırmayan, izleyeni zorlamayan ,sonu işe şaşırtıcı bir sürpriz finalle yıkıcı dramatik bir biçimde bağlanmış, iyi müziklere sahip özgün ve güzel bir filmdir akasya!


Dediğim gibi çoğu kişi tarafından varlığı bile bilinmeyen, film seçerken belki de izlemek için bir fırsat dahi verilmeyen bir film Akasya. Beni ağır psikolojik senaryosu,depresif karanlık atmosferi ,kaotik ve aşırı hüzünlü havasıyla çok etkiledi ve benim için unutulmaz kült bir film oldu!
Kategori olarak korku filmleri grubuna da sokulan bu film; çok korkutucu öğeler barındırmaz ve sırf buna göre yaklaşan izleyiciyi de tatmin etmeyebilir.
konusu itibariyle dar bir kadro ile ağır işleyen bir film olsa da, insan ve aile ilişkilerine dair duygu yoğunluğu ile dolu trajik filmlerden hoşlananlara bu etkileyici yapıtı tavsiye ediyorum.



Oyuncular: Na-Yoon Jeong , Jin-Geun Kim , Hye-Jin Shim , Oh-Bin Mun 

KÜNYE
Tür;Sanat,Sinema,Kült Film
İçerik;Film tanıtımı,İzlenimler
Kaynak;İzlediğim Filmler,Fan Clup,Tanıtım
Dönem;Mart 2005
Güncelleme; Yok

15 Haziran 2018 Cuma

KURTLAR İMPARATORLUĞU – JEAN CHRİSTOPHE GRANGE



Yine bir yurt dışı gezisinde bana eşlik eden Grange Romanı.Grange bu kitabında olguyu doğa üstü parapsikolojik etkilerden sıyırarak daha polisiye ve reel bir biçimde şaşırtıcı olaylar örgüsüyle ortaya döküyor.Kitapta ceset,işkence,mekan ve yüz tasvirleri yine olağanüstü.Bu kitap jan Reno nun başrolde olduğu bir filme de konu oldu .Filmi izlemedim ama kitabın gölgesinde kaldığını bayağı bir duydum zaten romandan uyarlanan filmlerin genelde kaderi değil mi bu?

Bu kitabın ilgi çekici tarafı sırf bu değil tabii.Bu kitap Türkiye ve Türkler ile ilgili bir konuyu temeline almış.
Bunu yaparken bazı tarihi ve siyasi olgulara da değinen yazarın bu noktada kısmen tepki çektiğini edebiyat çevrelerini takip edenler duymuştur.
Bana göre değindiği siyasi olgularda kısmen tutarsızlık ve çelişkiler barındırsa da genel anlamda gerçeklik payı da az değil.Grange bu kitabında Türkleri ana hatlarıyla konu ederken bence tarafsız kalmayı başarmış ve profesyonelce ana karakterlerine ve romanının işleyişine odaklanmış.

Bu noktada siyasi tespitleri de pek yalan sayılmaz.Yazar bu açıdan bu romanında pek umrunda olmadan eleştirel bir bakış açısı da getiriyor bu tip konuların muhataplarına bence!Ülkücülerin mafya ile ilişkileri ile pis işlere bulaşmaları yanı sıra devlet kademeleri ve polisle bağlantıları ,solcu devrimci geçinenlerin fransa da özellikle kadın işçileri nasıl faşistçe sömürüp zenginleştikleri Türkiye den fransaya kaçan ve devrimci geçinen bazılarının ve yine bir kısmının Türkiye de refah içinde yaşamalarının ve devrimcilik oyunu oynamalarının altındaki dış desteği de üstü kapalı açıklıyor bay Grange fransa dolaylarından.Yazar,bunu yaparken,kendi devleti fransa nın iki yüzlülüğünü ve yozlaşmışlığını da alenen işlemekten çekinmemiş.

İşte Grange nin başka bazı romanlarında da yer yer değindiği biz Türkleri temele alıp başlıbaşına yakından ilgilendiren konusuyla bu kitabı bu noktada kesinlikle ilginç ve baş döndürücüydü.
Bunun akabinde buna ek olarak ise ana karakter Sema Gökalp (Anna Heymes) in olağanüstü hayat hikayesi ve heyecan dolu sıra dışı macerası ise bu kitabı hepten muhteşem bir konuma alıyor.Yan karakterler harika işlenmiş ve Fransa dan başlayıp Türkiye de noktalanan macera dolu tuhaf yaşam hikayesi olabildiğince sürükleyici.
Kitabın sonu biraz üstün körü bağlansa da buruk bir tat bırakıyor.Bunun nedeni de kitabın sonunun aceleye getirilmesi değil,Sema Gökalp ın kitabın sonlanmasıyla sonlanan çarpıcı yazgısı oluyor. Kitabı kesinlikle okuyun ve ana karakter Türk kızı Sema nın olağanüstü ve bir o kadar kederli yazgısına şahit olun!kitabın sonlanmasıyla ondan ayrılmış olmanın burukluğunu yaşayın!

KÜNYE
Tür;Sanat,Edebiyat,Roman
İçerik;Polisiye,gerilim,macera,gizem
Kaynak;Okuduğum Romanlar
Dönem;Mart 2018
Güncelleme; Yok

The Ring (Halka) serisi 1-2-3




Tarih:2002 Tür: Gerilim/Gizem/korku süre: 145 dk. Yönetmen; Gore Verbinski
Senaryo:Koji Suzuki

Konusu;Hayata bağlı heyecanlı 4 genç feci şekilde ölü bulunur.Bu 4 gençten birinin teyzesi olan gazeteci Rachel Keller bu olayı araştırırken gizemli ve tehlikeli bir video kaset hakkında bir tür şehir efsanesi ile karşılaşır!Yeğeninin ölüm sebebini bulabilmek için Araştırmasını iyice derinleştiren Rachel bu sefer kendisini küçük bebeğini ve en yakın sevdiklerini büyük ve korkunç bir tehlikenin hedefinde bulacaktır!



Orjinali bir japon filmi olan Halka konusu itiariyle kesinlkle ilgi çekici korku sinemasında kült olmuş bir yapım!
Yansıttığı ağır ürkütücü atmosfer detaylar kendine has müzikleri ve oyunculuk kesinlikle etkisi altına alıyor ve ürkütücü gizemli öyküsüne olayların içine sizi resmen çekiyor!
Filmin etkisine giriyorsunuz ve Rachel karakteri ile olayları izlemiyor o gerilimi gizemi resmen yaşıyorsunuz!
filmin yakaladığı sinerjinin bir eşi benzeri daha yoktur.Korku gerilim olgusunu resmen sanatsal olarak profesyonelce her şeyiyle en üst seviyeye çıkarmış ve bir tür kriter haline gelmiş halka filmi bu nedenle her türlü eleştiri övgü ve yorumları aşarak sinema tarihine kült bir baş yapıt olarak geçmiştir! öyle ki bir eşi ve benzerini size aratıyor fakat bulamıyor bu filmi tekrar izlemeyi tercih bile ediyorsunuz o kadar yani!


Oyuncular;Naomi Watts,Martin Henderson,David Dorfman,Brian Cox,Daveigh Chase

THE RING 2 



Tarih:2005 Tür: Gerilim/Gizem/korku süre: 128 dk. Yönetmen; Hideo Nakata
Senaryo:Koji Suzuki

Konusu;Hayat dolu liseli aşıklar hakkında ürkütücü bir efsanenin anlatıldığı bir film kaseti bulurlar.Jake meraklı ve alaycı bir tavırla kaseti kız arkadaşı ile izlemek ister ama kız arkadaşı Emily kasetin kötü hikayesinin etkisinde kalarak gözlerini kapatır ve kaseti izlemez !film bittikten sonra ise Jake nin korkunç şekilde çarpılmış ölü bedeni ile karşılaşır!ilk olaylardan sonra taşınan ve oğluyla birlikte yeni bir yaşama başlamak isteyen Rachel bu olayı öğrenir! ilk filminde amacına ulaşamayan Samara bu liselilerin kendisini özgür kılması ile yarım kalan işini tamamlamaya çalışacaktır bunu yavaş yavaş hisseden Rachel ve küçük oğlu Aidan ı yenien korku dolu bir kaçış ve mücadele beklemektedir!

Bu 2. Filmde de Naomi Watts ın oyunculuğu damgasını vurmuş.Olay örgüsü ilk filmin biraz gölgesinde kalmış olsa da yaşattığı atmosfer ile kesinlikle sürükleyici özelliğinden bir şey kaybetmemiş!.İlk filme dair gizem ve korkunç hayalet kız Samara hakkında merak uyandıran sahneleri de barındırmasıyla kesinlikle seriye önemli bir katkı yapmıştır bu 2. devam filmi!



Oyuncular;Naomi Watts,Simon Baker,David Dorfman,Sissy Spacek,Daveigh Chase


THE RING 3 (RINGS) 


Tarih:2017 Tür: Gerilim/Gizem/korku süre: 128 dk. Yönetmen; F.J. Gutierrez
Senaryo: J.Estes, A.Goldman,D.Loucka


Konusu;Yine hayat dolu sıradan bir lise öğrencisi olan Julia erkek arkadaşı Holt ile arası kötü bir hale gelmektedir!Kendi çapkın arkadaşları ile günlerini geçiren Holt ve arkadaş grubunun eline o bildiğimiz hakkında korkunç hikayeler anlatılan video kaseti geçer ve bunu izlerler!Böylece Samara nın lanetine uğrayan arkadaş grubu için artık 7 günlük ölüm süreci başlamış ve Holt un arkadaşları birer birer bu korkunç ölümleri tatmaya başlamıştır.Artık sıra yavaş yavaş Holt a doğru gelir ve Julia bu duruma şahit olarak sevdiği erkek arkadaşı Holt a yardım etmek için harekete geçer artık 6. gün de dolmuştur Holt için zaman iyice daralmıştır ve Julie onu Samara nın ölümcül ellerinden kurtarabilecekmidir?


Kült serinin bu son filminde artık Rachel ve oğlunu göremiyoruz.Fakat söz konusu tuhaf kaset ile gelen Samara nın laneti yine iş başında!Bu serinin son filminde senaryo yine liseli gençler üzerinde klişe olarak devam etse de 
filmin ana noktasının Samara nın dramatik sırrı ve söz konusu lanetin nedeni ve nasıl ortaya çıktığı ile ilgili gizemi çözmesi nedeniyle kesinlikle etkili ve izlenmesi gereken bir yapım olmuş! Efsanevi kült bir film serisi için konulabilecek en iyi son noktadır diyebiliriz bir sanatsal başyapıt olan kült halka serisinin bu son filmi için!



Oyuncular;Matilda Lutz, Alex Roe,Vincent D'Onofrio,Jhonny Galecki,Bonnie Morgan




 KÜNYE
Tür;Sanat,Sinema,Kült Film
İçerik;Film tanıtımı,İzlenimler
Kaynak;İzlediğim Filmler,Fan Clup,Tanıtım
Dönem;Mart 2003
Güncelleme; Yok

1 Nisan 2018 Pazar

JOHN WICK 1-2



Tarih:2014 Tür: Gerilim/Suç Süre: 91 dk. Yönetmen: Chad Stahelski ,David Leitch Senaryo:Derek Kolstad

Konusu;Amerikalı eski bir seri katil ve tetikçi olan John Wick Continental adlı gizli nüfuzlu bir yer altı şirketinden emekli olmuştur.Lakin işinden dolayı  fazla zaman ayıramadığı ve çok bağlı olduğu karısının kanserden ölmesiyle hayatı alt üst olan John un artık bu anlamsız hayatında sırf sahip olduğu 2 şey çok sevdiği arabası ve büyük bir aşkla bağlı olduğu ölen karısından kalan tek şey olan küçük köpeğidir! Lakin arabasını çalan bir rus araba mafyası ile takışır bunun üzerine intikam için John un evini basan haydutlar karısından kalan tek mirası olan köpeğini öldürdüklerinde aynı zamanda çok tehlikeli acımasız ve durdurulmaz olan 'hayalet' lakaplı ölüm makinesi John Wick i tüm öfkesi ve intikam hırsı ile yeniden uyandırırlar.


olay klişe gibi dursa da yansıttığı duygu ve Reeves in muhteşem ve karizmatik oyunculuğu ile bu büyük gişe ve izlenme oranını izleyici övgülerini kesinlikle hak eden bir yapım.Reeves in kendine has canlandırmasıyla emekli olmuş geçmişinin yükünü taşıyan eski bir tetikçi olmanın ağırlığı,tüm bunların üstüne kaçma saklanma kovalamaca ve şiddetle geçen hayatı nedeniyle çok sevip bağlı olduğu ama hep uzak kaldığı karısını bu dönemde kaybetmenin getirdiği yıkım ve artık hayatın hiç bir anlamı olmayan boşluğa düşmüş bu yalnız adamın artık sahip olduğu 2 basit şey çok sevdiği arabası ve çok sevdiği karısından kalan tek şey olan köpeğine yapılan yanlışa karşı gözünü karartması sadece basit klişe bir intikam duygusu değil tüm bu aksiliğe yanlışa karşı da bir baş kaldırışı alenen açıkça ve mükemmel bir biçimde ortaya koyar bu film.Etkileyici benzersiz Aksiyon sahneleri mücadele, kovalamaca, çatışma ,boğuşma,görsel efektler, Wick in kendine özgü silah kullanma teknikleri ve yordamı ise ekstra x2 double yaparak seyirciyi resmen mest eder.



Filme etkili sahneler ve konuşmalar da söz konusu.Rus mafya babasının Wick e bulaşan oğluyla konuşması;'' senin ne yaptığın değil kime ne yaptığın önemli.'' ''sadece bir köpek için mi''
''sadece bir kurşun kalemle aynı anda 3 kişiyi öldüren bir katil''...vs.diyaloglar ve John un tüm sırtını kaplayan dövmede yazan ''şans cesurların yanındadır'' sözü sizi filme kaptırıp götürürken; kaliteli takım elbiseler,güzel arabalar ,muhteşem silahlar ve harika film müzikleri ki bunlardan en muhteşemi de Marilyn Manson un bu film için yaptığı filmle özdeşleşen soundtrack olan ''killing strangers'' tir.



Oyuncular: Keanu Reeves,Michael Nyqvist,Alfie Allen,Willem Dafoe


JOHN WICK CHAPTER 2


Tarih:2017 Tür: Gerilim/Suç Süre: 122 dk. Yönetmen: Chad Stahelski Senaryo:Derek Kolstad

bu 2. film konu derinliği olarak ilk filmin gölgesinde kalsa da aksiyon sahneleri muhteşem ötesidir.Diyaloglar biraz daha az yer tutar.John Wick köpeğini öldüren rus mafyasını ortadan kaldırarak tövbesini bozmuş Continental in sınırlarına tekrar girmiştir.Continental bağlantısı ile eski bir mührünü elinde bulunduran ve onun özgürleşmesini engelleyen bir aile üyesi nedeniyle italyan bir mafya ailesinin iç hesaplaşmasına alet olan John yine aksiyon macera kanlı çatışmaların ortasında bulur kendini.İtalyan mafyasıyla kapışması ile başındaki bela büyüyen John un bağlı olduğu Continental adlı nüfuzlu gizli yer altı suç örgütünün de her tarafını saran ve Johnu boğmaya kalkışan devasa boyutları baş döndürücü bir hal alır.

işte içinden çıkılmaz bu durum 2019 da vizyona girmesi beklenen serinin 3. filminin de konusunu oluşturacaktır merakla bekliyoruz!

Oyuncular: Keanu Reeves,Riccardo Scamarcio,Ian Mcshane,Ruby Rose





KÜNYE
Tür;Sanat,Sinema,Kült Film
İçerik;Film tanıtımı,İzlenimler
Kaynak;İzlediğim Filmler,Fan Clup,Tanıtım
Dönem;Nisan 2018
Güncelleme; Yok

21 Ocak 2018 Pazar

THE FRONTIER(S) – SINIR(DA)



Tarih:2007 Tür: Polisiye/Dram Süre: 108 dk. Yönetmen: Xavier Gens Senaryo:Xavier Gens

Konusu;Fransa da siyasi seçimlerin yaklaşmasıyla tansiyon yükselir ve ırkçılığın ön plana çıkması, fakir ve alt sınıfı oluşturan göçmenlere yönelik baskıların hissedilmeye başlamasıyla beklenmedik bir biçimde olaylar alevlenir.Varoşlarda ayaklanmalar baş gösterir,mahalle aralarında sokaklarda çatışmalar başlar her yerde patlama ve yangınlar çıkar asayiş sekteye uğramışken ve kaos her yanı sarmışken küçük bir hırsızlık çetesi de bu kargaşadan faydalanıp soygun yapmak için harekete geçerler ama bu sırada işler ters gider grup üyeleri birbirine düşer ve bölünür bazı çete üyeleri hem bu kavganın etkisi hem de polisten kaçmak ve saklanmak için Lüksemburg sınırında basit ıssız bir pansiyona sığınırlar.Lakin pansiyon sahibi psikopat ırkçı bir nazi hayranıdır ve fransa da baş gösteren siyasi kargaşanın yoğun etkisini yaşamakta ,ırkçı nazi ideolojisinin hayata geçmesini fanatik bir biçimde destekleyip istemektedir.İşte şimdi küçük ıssız oteline sığınan bu küçük grup onun ırkçı kanlı sadist ve psikopat bir temele sahip vahşi ideolojisini hayata geçirmek için bir başlangıç noktası olacaktır.Böylece genç çete üyeleri için ıssız otelin korkunç ve sapkınlıklarla dolu koridorları ve odaları türlü işkence ve vahşete sahne olacaktır.Onlar yağmurdan kaçarken doluya tutulmuşlar ve bakalım bu durumun sonu nereye varacak?




Fransız korku sinemasının en hasta ruhlu sakat filmlerinin başında gelir ve vahşet türü gerilim filmler arasında kült bir yeri vardır.En başta bunu belirtmek gerekir vahşet kan şiddet işkence yamyamlık..vb olgular hem de uzun bir film süresi boyunca uygun müziklerle de desteklenerek göz önündedir.Bu durum bu tarzı sevenler için kesinlikle tatmin edici iken böyle şeylerden hoşlanmayanlara hitap etmez!


döneminin benzersiz bir filmi sınır(da) ve zamanında eşi benzeri daha kolay bulunmaz!sonradan bu tarzla ilgili benzer bir çok film yapıldı ve bunun suçlusu sınır(da) değil!aşırı ve kesintisiz şiddet ortamının getirdiği boğucu bir atmosfer, sürekli tehdit altında olmanın psikolojisi ve bununla mücadele bu filmde muhteşem bir biçimde ortaya konuyor ve sonu da ilginç bir biçimde bitiyor!bu tarzın müdavimlerine şiddetle öneriyorum.


Oyuncular: Samuel Le Bihan,Aurelien Wiik,Karina Testa,Estelle Lefebure,Adel Bencherif

KÜNYE
Tür;Sanat,Sinema,Kült Film
İçerik;Film tanıtımı,İzlenimler
Kaynak;İzlediğim Filmler,Fan Clup,Tanıtım
Dönem;Şubat 2008
Güncelleme; Yok