Translate

Osmanlı İmparatorluğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Osmanlı İmparatorluğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2019 Cumartesi

ACIMASIZ TÜRK HAKANI, ÇELİKTEN BAŞBUĞ 4. MURAT HAİN BOĞAN



HAİNLERİN KELLELERİNDEN KULE YAPAN MAREŞAL 4. MURAT HAN VE
GENÇ OSMAN


Büyük Türk hakanı çelik başbuğ 4.Murat Han; 1.Ahmed Han ve Mahpeyker Kösem Sultan’ın oğlu olarak 1612’de İstanbul‘da doğdu!
Ebeveynlerinin kendisi ve Osmanlı devletinde etkileri önemlidir.
Babası 1. Ahmed kardeş katli yasasını kaldırmış ve yerine ‘aklı başında en büyük şehzade padişah olur’ yasasını getirmiştir.1 Ahmed zamanında batıda Avusturya savaşı devam ediyordu ve bundan dolayı Osmanlı çok fazla yıpranmıştı.Sonunda Avusturya ile Zitvatoruk antlaşması yapıldı ve şartları Osmanlı lehine olsa da bu antlaşma ile Osmanlı Avusturya ya üstünlük sağlayamamış ve böylece Osmanlı bir duraklama dönemine girmişti.İşte bu noktada patlak veren celali isyanları ile uzun ve yıkıcı bir iç isyan dönemi başlamış oldu.Bu ilk isyan Sadrazam Kuyucu murat Paşa tarafından haydut leşleri kuyulara atılarak bastırılırken 1. Ahmed 1617’de Tifüsten vefat etti.Çocukları küçük yaşta olduğu için kardeşi 1.Mustafa sultan oldu lakin akli yetersizlikten dolayı 3 ay tahtta kalabildi.


Yerine Babalarının koyduğu ‘en büyük şehzade sultan olur’ yasasına uymayıp taht kavgasına girişen kendinden 1 yaş küçük kardeşi Mehmet’i idam eden büyük şehzade Genç 2. Osman  geçti.Lakin Osmanlının duraklama dönemine girmesiyle alınan yenilik ve önlem kararlarına karşı halk ve asker arasında yeniden isyanlar başladı ,Bir türlü asayişi sağlayamayan Genç Osman uzlaşmak yerine sert bastırma yöntemlerine girişti ve Osmanlı Türk tarihinde kendi askerleri tarafından yağlı kementle boğularak öldürülen tek padişah oldu.
İsyancıların lideri vezir Kara Davut, akli dengesi bozuk amca 1. Mustafa’yı tekrar tahta geçirdi.

Lakin halk bu sefer de buna isyan etti bir sultanın bu şekilde katledilmesi infial yarattı ve yayıldı ,zaten ölüm korkusu nedeniyle akli dengesi bozuk olan 1. Mustafa vezir Kara Davud’u azletti ama bu isyancıları durdurmaya yetmedi.Böyle olunca 1. Mustafa iyice tedirgin hale geldi ve paranoyaklaşarak akli dengesi tamamen bozulunca da şeyhülislam daha 11 yaşında olan şehzade 4. Murat’ı padişah ilan etti.


İşte bu noktada karşımıza Kösem sultan gerçeği çıkar.Kocası 1.Ahmed’i genç yaşta kaybetmesi,tahttan düşen derbeder kaynı 1. Mustafa’nın eşi ve çocuğunun olmaması,tahta geçirilen oğlu 4. Murat’ın çok küçük olması ile taht naibi ünvanıyla devlet yönetimi Kösem Hanım Sultan’a dolaylı olarak geçmiş oldu.Kösem Sultan ,o kötü ortamda karışıklık çöküş ve tehdit altında bulunan Osmanlı ‘da yine de bir hanedanın var olduğunu temsil eden tek kişi olarak büyük önem arz eder.Osmanlı devletini bir arada tutmayı başaran bir tutkal görevi görür ama bu onu sert, hırslı ve egoist biri haline dönüştürecektir .Bu ileride oğlu 4.Murat ile sürtüşmesine ve 4.Murat Han’ın annesine karşı bazı önlemler almasına neden olacaktır.



4.MURAT HAN’IN GENÇLİĞİNDE  DEVLETİN İÇ DURUMU VE DÜZELTİLMESİ

Kösem Sultan döneminde asıl etki ise Kaptan-ı derya olan damadı Topal Recep paşa’daydı.Alınan kararlar Topal Recep'in beğenisine sunuluyor ona göre karar veriliyordu. Kösem Sultan ise bunu onaylıyordu.Bu böylece devam ederken 4. Murat ise iyice büyümeye başlamış ve gittikçe gözü açılıyordu.


4.Murat arasının çok iyi olduğu 90 yaşındaki Hadım Mehmet Paşa’yı veziri azam vekilliğine atamak ister ama bu sadarette gözü olan topal recep'in hoşuna gitmez ,Mehmet paşa iftira ve baskın ile öldürülür.Yerine Topal recep sadrazam olur.Kösem Sultan’da buna onay verir.
4.Murat durumu iyice anlar ve beklemeye başlar.

Bu sırada 4.Murat artık genç bir delikanlı olmuştur.İri cüssesi, cesareti ve gücü ile Atalarının kanını taşıdığını her yönüyle göstermektedir.Silah kuşanma ve kullanma ,binicilik ve güreş İdmanlarındaki kuvveti ,kudreti ,yeteneği ,zekası ve cesareti korkutucu, sıra dışı ve büyüleyicidir.


Genç 4.Murat yakın olduğu Tecrübeli devlet adamı Hafız Ahmet Paşa ile gözlemler, istişareler ve planlar yapmaya başlar.Önce sarayın içi ve genel yapılanmasını gözlemler.Sarayda sadrazam Topal Receb’in borusu ötmektedir.Her yere önemli mevkilere kendi adamlarını geçirmiştir.Bu içten pazarlıklı ve bencil herif sadrazam olmasına rağmen Kösem Sultan üzerinde kurduğu etki ile resmen padişah gibi davranmakta ,ülkeyi kendi çıkarı ve statüsü uğruna kullanmaktadır .Bunun dışında diğerleri ;devletin,asker ve halkın durumu nedir dış tehditler ne haldedir bunlar topal recebin umrunda bile değildir.Topal Recep ve avanesi kendi çıkar ve zenginliklerinin derdine düşmüşlerdir.


4.Murat ülkenin ve tebaanın halini yakından incelemek için bazen tek başına ,bazen de  hafız Ahmet paşa ile birlikte kılık değiştirerek halkın arasında gezer ve durumu mukayese eder.Topal receb'in kendini düşünen bencil siyaseti halkı kendi başına bırakmıştır .Halkın çoğunluğu fakirlik içinde sürünmekte ve dilenmektedir.
Topal recep halkın üzerindeki memurları ve yerel yöneticileri de kendi adamlarından seçmiş, bu adamlar kafasına göre halktan haraç almaktadır; zevk ve sefa içinde yancılarıyla para yerken, halk ve esnaf ise onca yoksulluk içinde bunlara hizmet etmektedir.Ses çıkaranlar ise fena şekilde dövülür. Bu zorba memur ve askerler yolda yürürken bile hiç çekinmeden sivil halka omuz atmakta ,önünde yürümekte olan kadın ve yaşlıları itip çarpıp geçmekte olduklarını gözleriyle görür.
                                          

Topal Recep’in adamları içki ve kadın düşkünüdür, bu halk arasında da yayılmaya başlar.
Maddi durumu iyice kötüleşen halk ise bu batağa çekilmektedir.Sosyal ve toplumsal yozlaşma had safhaya varmıştır.Topal recep paşa’nın zabıta memur ve asayiş askerleri içkili meyhanelerde kadın ve müzik eşliğinde eğlenmekte ,Allah’a ,İslam’a ve sahabelere dil uzatmaktadırlar.Bu devirde sağlıkta anestezi amacıyla kullanılan afyon halk arasında kafa bulmak için kullanılarak, sokak aralarına dek yayılmaya başlamıştır.
Öyle ki 4.Murat bir süre sonra gizli şekilde mahallelere ve sokağa çıktığında artık 2 adımda bir her köşe başında sarhoşlar ,sızmış yada uyuşmuş halde yatan yada sürünen insanlar ,zina amacıyla kadın isim ve adres söylentileri,içerisinde kendisinden geçmiş halde müzik eşliğinde şarkı söylenen meyhane ve birahanelerin iyice yayıldığını gözleriyle görür ve kulaklarıyla duyar.
4.Murat gözlemlerini araştırmalarını bilgi ve bağlantılarını son bir kez gözden geçirir.İsimleri görevleri konumları tek tek belirler.


KAPIKULU İSYANI

4. Murat artık 20’li yaşlara gelmiştir, hırsı ve gücü inanılmaz bir haldedir ve bu en açık şekilde idmanlarda görülür. 4.Murat tüm hırsını topuzla zırhları parçalayarak ,mızrakla kalkanları delerek, gürzle duvarları yıkarak ,okla gözlerin göremediği hedefleri vurarak,güreşte ard arda dev pehlivanları devirerek,atıyla ortalığı dağıtarak geçirmektedir ve bu gidişatın birilerinin başına patlayacağı bellidir.
4.Murat,artık önlem almak amacıyla  Hafız Ahmet paşa’yı vezirliğe terfi ettirir.Sadrazam olan Topal recebin de gözü vezirlik makamında olduğundan bundan hiç hoşlanmaz, ayrıca bu karar da kendisine sorulmadan alınmıştır.Topal Recep sarayın ve ordunun başındaki yandaşlarının etkisiyle Hafız Ahmet paşa’ya tuzak kurar ve onun öldürülmesini sağlar.Makamını basan sipahiler, Hafız Ahmet paşanın kellesini 4. Murat’tan ister.O esnada orada bulunan Topal Recep ise 4. Murat’a dönüp, katledilen abisi 2.Osman’ın başına gelenleri ima ederek; ‘’ hünkarım abdest aldınız mı?’’ diye göz dağı verir.O esnada Hafız Ahmet paşa ;’’hünkarım benim ölüm emrimi siz vermeyiniz, bırakın ben bu kansızların üstüne atılayım’’ der ve sipahi-yeniçeri isyancıların üzerine atılır bir süre boğuşan Hafız Ahmet Paşa 17 bıçak yarası ile şehit edilir.Bu olaya 'Kapıkulu isyanı' adı verilir.
                           

Bu olayla birlikte artık iç isyanlar iyice artmış, ekonomi iyice kötüye gitmektedir.Safeviler ve haçlılar Osmanlıyı alenen küçük görüp tehdit etmektedirler.Bu artık bir dönüm noktasıdır; ya devlet bekası için harekete geçilecek yada küllerinden defalarca yeniden dirilmiş ataların kanı ve emeğiyle yürümüş gelmiş bu devletin batışına seyirci kalınacaktır.

Zamanını sık sık idmanlarla ve kendi ‘Muradi’ mahlasıyla şiir yazmakla,’Uzzal peşrev’ gibi bir müzikal bestelemekle ve hat sanatı çalışmalarıyla geçiren ve sarayın ve yönetim kadrosunun ailevi sosyal faaliyetlerinin  içinde pek gözükmeyen Büyük Türk hakanı çelikten başbuğ 4. Murat Han, bir gün hazırlıklarını yaparak tüm hanedanlığı ,haremi ,saray erkanını ve devlet yönetiminde görev sahibi önemli memurları bir yemekte buluşmak üzere davet etti.Verdiği göz dağı ile Kendisine vezirlik verileceğini düşünen Topal Recep ise baş davetliydi.


Bu davete, vezirliğinin önünün açılacağını düşünen Topal recebin de hevesli olmasıyla herkes uydu.Yemekler yendikten sonra 4. Murat Han ayağa kalktı ,salonun ortasına doğru yürüdü ve Annesi Kösem Sultan’ın damadı ,kız kardeşi Gevherhan’ın eşi sadrazam Topal Recep paşa’ya dönerek ; “Gel bakalım topal recep, gel bakalım topal zorba başı!” diyerek onu yanına çağırdı.

Şaşkınlık içinde kalan ama kendinden emin küçümseyen bir yürüyüşle yanına gelen Topal recebin suratına doğru 4. Murat; ‘’ bre kafir abdest al!” diye gürler ve topal recebi gırtlağından kaptığı gibi ayaklarını yerden kesecek şekilde yukarı kaldırır ve onu ileriye doğru zülüflü baltacıların ayaklarının dibine doğru fırlatır.Zülüflü baltacılar da hızla yağlı ilmeği topal recebin gırtlağına geçirerek onu boğarlar.
Yemek masası karışmış, herkes şaşkınlık ve çığlıklar içindeyken içeri 4.Murat’a bağlı baltacılar ve cellatlar dalar. Topal Recep’in saraydaki adamlarının,ordudaki generallerinin ve yerel idaredeki memurlarının gırtlaklarını tek tek keserler.Masa örtüleri, yerler ve duvarlar kan gölüne döner.Zülüflü baltacılar boğularak mosmor olmuş son nefeslerini vermekte olan Topal receb’i bu sefer cellatların önüne atarlar .Cellatlar, Topal receb’i oracıkta parçalara ayırır.Kösem Sultan ve Gevherhan baygınlık geçirir.


4. Murat bu katliamdan saatler sonra bir emir daha verir.Daha önce gezi gözlem ve araştırmalarında bilgi ve istihbarat sahibi olduğu tüm elebaşları ve zorbalar tek tek boğazlanır ve kelleleri saraya 4.Murat'ın huzuruna arka arkaya getirilir.Bu kelleler de Topal recep ve avanesinin parçalara ayrıldığı yemek salonuna atılır .Yemek salonu kesik kellelerden kulelerle, vücut parçaları ve kanla dolar.

Bundan sonra isyan odakları acımasızca ezilir,içki ve afyon -tütün yasağı koyulur, cezası serttir.Tüm meyhaneler kapatılır.İç asayiş kısa sürede sağlanır.Bu işleri yine kendisi kılık değiştirerek bizzat takip etmiştir.Kılıç kınından çıkınca, deyyuslar çil yavrusu gibi dağılmış ve ortadan kaybolmuşlardır.


ASAYİŞİ SAĞLAYAN ÇELİK BAŞBUĞ 4. MURAT'IN YIRTICI BAĞDAT SEFERİ VE GENÇ OSMAN

Ülke içinde asayişi kısa sürede sağlayan ve sert önlemlerle bunu idame eden 4. Murat hızla uzun süredir boş verilen, bir kangren ve düşmana güçlenme şansı tanıyıp dev bir tehdit haline gelmiş olan dış politikaya yöneldi.

4.Murat ilk önce asayiş boşluğundan yararlanarak Bağdat’ı işgal etmiş olan ve oradaki sunni tebaaya işkence eden ,Osmanlıyla alay ve ehlisünnet sahabelere dil uzatan safevilerin üzerine yürüdü.Bu sefer sadece safevi tehlikesini ortadan kaldırmak, işgal edilen yerleri geri almak amacıyla değil ,aynı zamanda Nifak kıran Savaşçı Başbuğ Yavuz Sultan Selim Han’dan beri Anadolu’ya gitmemiş olan Osmanlı ordusunu da Anadolu’dan geçirmek amacını güdüyordu.


Çünkü 4. Murat başkent ve yakın çevresinde asayişi kesinkez sağlamıştı, lakin nifak odaklarının isyan ve ihanet faaliyetleri kulağına gelmekteydi.Böylece 4.Murat Bağdat’a giderken Anadolu’dan geçecek ve oraları da temizleyecekti.
Bunun için yola çıkmadan istihbaratlarını gönderdi  Anadolu’ya vardığında ise isyancı ve zorba nifakçıların kafaları bedenlerinden ayrıldı.İş birliği yapan yerel yöneticiler feci şekilde öldürüldü.Yerlerine yenileri atandı.

Bağdat seferi, safevilerin Bağdat’ı 1623' te işgalinden ,Bağdat’ın alınıp antlaşma yapılmasıyla savaşın sonlandırıldığı 1639'a dek çeşitli aralıklarla ve stratejilerle 16 yıl sürmüştür.Bunun ilk 2 yılı Osmanlının iç asayiş bozukluğundan Osmanlı ordusu açısından tepkisiz geçti, lakin bu tarihten sonra seferler 4. Murat tarafından belli bir stratejide başlatıldı.Bu seferler sadece safevi devletine karşı değil, Anadolu da isyanları bastırıp zorbaları temizleyip asayişi tedarik etme aşamalarını da kapsadığından, uzun ama Osmanlı tarihinde en hayırlı faydalı ve prestijli sefer olmuştur .


Anadolu’yu pisliklerden temizledikten sonra, Revan kalesini kuşatıp alan 4.Murat Han’dan safevi şahı Safi barış dilenmiş ama kuşaklardan beri atalarından bu antlaşma bozan safevi nifakçılara güvenilmeyeceğini çok iyi bilen 4. Murat, bu teklifi reddederek, Üsküdar’da tekrar ordusunu techiz edip ,Bağdat’a doğru büyük bir hırsla yöneldi.

Bu sırada ,Aksaraylı Osman adlı bir gençte orduya yazılmak için ocağa gelir.
İçeriye Murtaza Paşa ile birlikte 15- 16 yaşlarında gözüken, arslan yapılı bir delikanlı girdi. Ağır ve vakarlı adımlarla Hüsrev Paşa’ya yaklaştı, selam verdi. Paşa gür bir sesle sordu:
-Adın nedir?
-Genç Osman
-Bıyığına tarak batmayanların orduya alınmamasını emretmiştim. Hilafına hareket edenlerin cezalandırılacağını bilmez misin?
-Benim bıyığım var!
Halbuki Genç Osman'ın ne sakalı, ne bıyığı vardı. Serdar-ı ekrem ile istihza etmeye gelmezdi. Hüsrev Paşa tarağını çıkarıp uzattı:
-Al öyleyse, bıyığına batır!
Genç Osman tarağı aldı ve herkesin meraklı bakışları arasında birden üst dudağına sapladı;
-İşte bıyık paşam. Mertlik bıyıkta değil, yürektedir.
Beyler ve paşalar başlarını öne eğmişlerdi. Murtaza paşa gözyaşlarını tutamamış ağlıyordu. Hüsrev Paşa da Osman'ın dudağından akan kanlara baktı ve:
-Haydi birliğine git oğul, ben sözümü geri aldım.


Genç Osman’ın da yer aldığı Osmanlı ordusunun başında Önce Halep’e gelen çelikten başbuğ 4.Murat Han,Fırat ve Dicle yolunu kullanarak topları Bağdat önlerine sevk etti ve Bağdat’ı kuşattı.Safevi şahı Safi,Osmanlı padişahı 4. Murat,vezirleri, sadrazamları, devlet adamları ile tam kadro güçlü bir Osmanlı ordusunu karşısında görünce savaşmaya cesaret edemedi.Top ve  ok atışlarına karşılık veremeyen safevi ordusu lideri Bektaş han teslim kararı verince bazı İranlı güçler bu sefer iç kaleye çekildi.4.Murat Bağdat’ı teslim alınca bu sefer içeri çekilmiş olan İranlı safevi direnişçilere, Mısır’ı fetheden dedesi Yavuz dan öğrendiği sokak savaşı taktiklerini çok iyi uygulayarak ,direnişçileri kolayca fazla kayıp vermeden etkili bir biçimde yok etti.Lakin bu esnada genç Osman şehit düşmüştür.Bağdat ve Revan ele geçirilmiş, tüm Anadolu ve orta doğuda Osmanlı gücü ve asayişi perçinlenmişti.Bu zafer,safevilerle Zehab ovasında Kasr-ı Şirin antlaşması imzalanarak bugünkü İran sınırları çizilip tespit edilerek tarihe geçti.



ÇELİKTEN BAŞBUĞ 4. MURAT'IN ŞEREFLİ HİZMETLERİ VE ONURLU ŞAHADETİ

Bağdat seferinden muzaffer dönen 4. Murat, Ülkede asayiş ekonomik düzen ve siyasi istikrarı sağlamak üzere vezirler ve devlet adamlarıyla stratejiler geliştirdi.Ayrıca bu dönemde Venedik ile arasında Avlonya limanı sürtüşmesi yaşanmış ve Venedik’e yaptırım uygulanmıştır.
Bu zamanlarda Avrupa ülkeleri 30 yıl savaşları ile birbirine girmiştir ve hızla iç durumu düzeltip bundan istifade batı seferi gerçekleştirmek isteyen Büyük Türk hakanı çelik başbuğ 4. Murat hainboğan, yakalandığı bilinmeyen bir hastalık sonucu çok genç yaşta daha 28 yaşında iken 1640 ta İstanbul’da vefat etmiştir.

Ölüm nedeni ile ilgili iddialar vardır.Seyyah Çelebi’ye dayandırılan Osmanlı kaynakları Gut nedeniyle öldüğünü söylemişlerdir.Bu mantıklıdır çünkü 4. Murat iri cüsseli ve çok güçlüydü. Bununla paralel olarak iştahı yerindeydi, fazla et tüketmesi ve aşırı protein yüklemesi onu bu illetle karşılaştırmış olabilir.



BÜYÜK TÜRK HAKANI ÇELİKTEN BAŞBUĞ 4. MURAT HAİN BOĞANA ,ADİ KÖPEKLERİN ŞEREFSİZCE ATTIKLARI İFTİRALAR

Bu iftiralar en başta ölüm nedeni etrafında yoğunlaşır.Osmanlı kaynaklarında Gut hastalığından öldüğünü yazdık.
Batılı kaynaklar ise sirozdan öldü diye atmıştır.Resmi yerel yakın kaynakları görmezden gelen, İşine geldiği için bu siroz safsatasını  ciddiye alan, ayyaş, keş, mezhebi geniş, yavşak kesim zamanında 4. Murattan çektikleri kuyruk acısının da getirisiyle
4.Murat’a , halka kendisinin yasakladığı halde, kendisinin gizli gizli aşırı içki içmekten siroz olduğu saçmalığını atarlar.Böylece iradesi ve gücüyle Türk tarihinde örnek olmuş çelikten başbuğ 4.Murat’ı güya karalamaya kalktıklarını zannederler.İftira ile intikam topal recep gibi müptezellere yaraşır, bu ayyaş keşlerin de zaten ondan farkı yoktur, babadan oğla nesildir bu orospu çocukları.Her daim tarihte her türlü nifağa ,hainliğe ,ahlaksızlığa batmış olan bu soysuz kansız piçler ,4. Murat ı da kendileri gibi zannedip, Onu kendilerine benzetip göstererek iftira atarlar.Halbuki bugün bu keşlerin idolü olan ayyaş Rusların ataları , o zamanlar içki satanın ilk uyarı olarak burnunu kesiyor ,tekrar yakalarlarsa idam etmekle uğraşmayıp diğer adi suçlularla birlikte üst üste istifleyip  madenlerde yavaşça donarak gebermeleri için Sibirya'ya sürüyorlardı.    


Benim fikrimse ;onun zehirlendiğidir.Bunu da Batılı ajanlar yapmıştır.Eğer 4. Murat Han genç yaşta ölmeseydi ,ülke içinde asayişi sağlayıp, iç savaş ile birbirlerini boğazlayan Arupa’yı nasıl domaltacağı herkesçe malumdur.
Zaten 4. Murat, öncesinde kaos ve isyan ortamında çocuk yaşta padişah oldu.Hayatı boyunca da bu hainlerle kalleşlerle zorbalarla uğraştı ,O öldükten sonra da yerine geçen derbeder İbrahim zamanında yönetim acizleştiğinde ,bu isyan nifak ve ihanetler yeniden hortladı.
İşte bu gösteriyor ki Çelikten başbuğ 4. Murat Hain boğan ne kadar uğraşmış olsa da, ne kadar silip temizlemişse de pislik yuvası nifak ve ihanet odakları halen daha varlığını sürdürmeyi başarmış ,Ta o zamandan gelip Türkiye de bile halen görmekteyiz bunu.

Bağdat seferi ile doğu sorununu çözen,içeride düzen ve asayişi sağlayan, hırsı zekası ve gücüyle dikkatleri çeken 4.Murat Han’ın çelikten yumruğunun üzerlerine doğru gelmekte olduğunu çok iyi bilen batılılar tarafından ,bu hain ajanlar yine beslenerek 4. Murat zehirletilmiş ve üzerine onun içki yasağına olan kinleri ile 'sirozdan öldü iftirası' atarak hem hedef şaşırtmışlar hem de güya kendilerince kendileri gibi adice bir intikam almışlardır, ama anca kendilerini kandırır bu kancık götoğlanları.


Bir diğer iftira ise; 4. Murat‘ın kardeşlerini haksız yere idam ettiğidir.4.Murat Han'ın bilinen 21 tane kardeşi vardır.Bunlardan 10 tanesi kızdır.Kızlar ya çocuk yaşta yada sonradan eceliyle öldü.

Abisi Mehmet’i büyük şehzade genç 2.Osman hakkı olan tahta göz diktiği için idam etmiştir.Genç Osman’ı da genç yaşta asi yeniçeriler katletmiştir.Diğer bazı tüm kardeşleri çocuk yaşta hastalıktan öldüler.


Lakin 2 kardeşi Beyazıt ve Süleyman, kendisi İran seferindeyken yine anneleri Kösem sultanı etkileri altına almışlar ve seferde olan 4. Murat’a tuzak kurmaya kalkmışlardır.Bunlardan şehzade Süleyman, Onca badire ve kaostan sonra 4. Murat sayesinde ortalık durulunca ,4. Murattan 2 yaş büyük olduğu iddiası ile tahtın kendisinin hakkı olduğunu iddia etmiş şehzade Beyazıt’ta ona destek vermiştir.Revan seferi sırasında bunu duyan 4.Murat ,Revanı alıp Kışın yaklaşmasıyla İstanbul’a döndüğünde bu 2 şehzadeyi de idam etmiştir.Mesela 4. Murat, diğer bir kardeşi şehzade Kasım’a bu işlere bulaşmadığı için hiç dokunmamıştır ve Kasım
1638 de eceliyle ölmüştür.

4. Murat‘ın diğer kardeşi İbrahim ise aynı amcası Mustafa gibi paranoyak ve derbederdir.
4.Murat hasta olup ölüm döşeğindeyken hayatta kalan diğer kardeşi Kasım öleli 2 yıl geçtiğinden,bu akli dengesi yerinde olmayan dengesiz kardeşi İbrahim
‘in devletin bekası adına tahta çıkmasına engel olmak için öldürülmesini emretti.Lakin bu isteğinden kısa bir süre sonra 4. Murat vefat edince ,Şeyh-ül İslam bu isteğine uyamayarak şehzade İbrahim’i tahta geçirdi.


Tahta geçen 1. İbrahim 8 yıl süren dengesiz zayıf karakterli ve etkisiz yönetimi sonucunda
Osmanlı devletinin tekrar iç ve dış  tehditlere karşı açık ve savunmasız hale gelip,kaosa sürüklenmesine neden oldu!
4. Murat ile o kaos ortamından çıkıp yeniden toparlanma sürecine giren Osmanlı, 4. Murat Han'ın zamansız ölümüyle yükselme dönemini devam ettirebilme açısından bu şansını kaybetti.Öldürülmesini istediği 1. İbrahim tahta çıkıp, dengesizlik,beceriksizlik ve yetersizliğiyle 4. Murat ı haklı çıkardı ve Osmanlı artık geleceğine etki edecek bir duraklama sürecine girdi.Bu noktada 1.İbrahim’in eşi Hatice Turhan Sultan ,Kösem Sultan gibi kritik bir dönemde devlet otoritesini eline almış ve Şehzade 4.Mehmet i yetiştirerek Osmanlı Hanedanlığının geleceğini temsil etmişti.

HAİN KELLELERİNDEN KULE YAPAN ÇELİKTEN BAŞBUĞ 4. MURAT HAN'IN OLAĞANÜSTÜ KUVVETİ

4. Murat han ergenlikten beri iri cüssesi,gücü ve savaşçı yetenekleri ile göze batmış ve Osmanlı padişahları arasında bu özelliği ile öne çıkmıştır.Savaşçı Türk atalarının genlerinden gelen bu gücü ve vücut yapısı ile ilgili;


-Sefer esnasında, kılıcıyla üzerine doğru gelen bir isyancıyı atıyla birlikte ikiye ayırdığı,
-Ortalığın karışık olduğu, sarayda komploların tuzakların havada uçuştuğu gençlik zamanlarında, bir gece kendisine suikast düzenlemek için odasına giren 4 tane iri kıyım baltalı cellatla boğuşarak, yatağının altına sakladığı gürzle kafalarını parçalayıp, kan gölü ve beyin parçaları arasında tekrar uykuya daldığı,
-60 kiloluk gürzü tek eliyle salladığı,50 kiloluk yayı ustalıkla kurabildiği,ağırlık çalışmasında alt sınırının 250 kilo olduğu ,sinirlendiği zaman devlet adamlarını kuşaklarından tutup havaya kaldırdığı,
-Tebriz seferinde yola devrilip geçişi engelleyen dev ağacı kucaklayıp kenara attığı,
-Revan seferinde ağır gülleleri bizzat kendisinin kaldırıp toplara sürdüğü,


-Bağdat seferinde, kayarak nehre yuvarlanan yüzlerce kiloluk topu nehirden kendi elleriyle çıkardığı,
-Hindistan’dan gelen bir elçi heyetinin getirdiği ,çok sağlam darbelere karşı dayanıklı kalkanı denemek için attığı okla kalkanı deldiği,
-İran’dan kendisine ültimatom olarak gönderilen ve kimsenin gücü bu yayı kurmaya yetmedi diyerek önüne getirilen yayı alıp rahatça gerip kurduğu, Türkmenler tarafından nesilden nesile anlatılagelmiştir. Bunların halkın arasında zamanla büyütülüp efsaneleştiği söylenebilir ,lakin ateş olmayan yerden de duman çıkmaz. 4.Murat’ın gücü ve kuvveti o zamanlardan beridir herkesçe bilinip kabul edilen bir gerçektir.4. Murat Han’ın kılıçları,gürzü, yayı ,zırhı ve daha bir çok silah ve yadigarı bugün Topkapı Sarayı'nda müzede sergilenmektedir.


Büyük Türk Hakanı çelikten başbuğ 4. Murat han’ın bu inanılmaz insanüstü gücü ve kuvveti,onun otoriter kişiliği ve genç hırslarıyla birleştiğinde, ortaya olağanüstü etkileyici korkutucu ve karizmatik bir padişah çıkarır.İşte bu,onun karşısına kılıcıyla ordusuyla hain niyetleri ile çıkamayanların ,onu bu sefer genç yaşta kalleşçe ve korkakça zehirleyerek öldürmesine yol açmıştır.



  
KÜNYE
Tür;Deneme,Makale,Teori
İçerik;Kültür,Tarih,bilim
Kaynak;Araştırmalarım
Dönem;Ağustos 2018
Güncelleme; Yok

23 Mart 2019 Cumartesi

TALKAN VE CURCAN SAFSATASI



TALKANCI VE CURCANSI HAİNLERİN YALAN VE PROVOKASYON DOLU AMACI

Bu noktada en başta dikkat edilmesi gereken olgu; talkan ve curcan katliamı diye bir olayın vuku bulduğuna dair hiç bir tarihi bilimsel bilgi ve kanıtın olmadığıdır.Buna gerçekleşti demek için sağlam delilleriniz olması gerekir ki aksi halde bu, bilime mantığa etiğe aykırıdır bir kere!

alkan ve curcan katliamı ile ilgili araştırmalarımda sağlam bir kanıt göremediğim gibi , bu iddiayı atanların islam karşıtı olan ama reelde de türkçü görünen fakat özünde türk bile olmayan bazı sahtekarların olduğunu görüyoruz. Mesela ben şahsen de böyle birini tanıdım ;kendisinin ermeni olduğunu iddia ettiği halde Türklük mevzusunda talkan ve curcan katliamı diye bir safsatayı aşırı derecede olması gerekenden daha hırslı bir biçimde savunuyordu.



Buradan çıkarılacak mantıksal psikolojik bağlantı çok açık; Bu amaç,Çağın artık kaçınılmaz getirisi olan ciddi anlamda bir  Medenileşme, yerleşik düzene geçme ,bir Türk milli medeni sınır ,toprak, bayrak, sancak ve yasaya sahip olma gerekliliğinin kaçınılmaz olmaya başlaması neticesinde, aşiret –devlet kültü anlayışıyla yerleşik olmayıp göçebe serseri gibi dünya üzerinde yer ve varlık işgal etmeden gezici ve geçici bir varlığa dair olan Türk ün , ilerleyen zamanlarla birlikte başta ciddi ve profesyonel anlamda devletleşme ve yerleşme sürecinde bunda İslam ın büyük katkısı ile dünya üzerinde yer ve varlık edinmesi akabinde, diğer Türk olmayan unsurlara karşı bir rakip ve tehdit olmaya başlaması gerçeğine karşı güya durmaya çalışan acınası ve zorlama hedefleridir.


Bu noktada İslamın birleştirici ve yerleşik etkisine karşı alınan tutum, zaten İslam'ın bugünde Türk uluslarının ortak paydada buluştuğu en önemli etken olmasından ötürüdür.Bugün Türk birliği /Turan sağlanacak olsa İslam'ın bu noktadaki ortak ve birleştirici etkisi göz ardı edilemediğinden ,bu kolpalar önce Türk maskesi takıp İslam düşmanı gibi davranarak sadece İslam'a değil ,aslında asıl hedef Türklüğe karşı içeriden haince darbeler indirmeye çalışmaktadır.Bu kahpeler ,Tamamı müslüman olan Türk dünyası içerisinde türk görünümlü davranarak nifak yaymak, İslam'ın etkisinin kaybolup Türklerin manevi gücünü hedef alarak Türkün birbirine düşmesi neticesinde zayıf kalması akabinde hemen maskelerini çıkartıp bu defa da Türk ün üzerine hücum edeceklerdir.Kadim Türk tarihini bilenler için bu tip hain ve ikiyüzlü, maskeli yavşakların varlığı yabancı değildir.Bunlar önce türkü maneviyatından kopartmaya çalışırlar ki Türk ruhunu kaybetsin sonra da türkü yok edebilsinler! Tamamı müslüman olan Türk birliği içerisinde islam düşmanı ve karşıtı böyle akımlar yaymaktaki amaç Türkü bölmek ve kutuplaştırmaktır.Bunu Türklük uğruna yaptığını söyleyen,Türk ismi ve tipi takınan ama aslen sabetay,ermeni,rum piçi olan bu köpeklerin Türk dünyasını birleştirmek varken ve Türklerin tamamı müslümanken neden böyle bölücü ve yıkıcı bir politikaya girmeye çalıştıkları da açıkça bunların ne mal olduklarının kanıtıdır.


TÜRKLERİN ZORLA İSLAMLAŞMASI PROVOKASYONUNU ATAN SAHTEKAR SOYTARILARIN İDDİALARINA KARŞI MANTIK, BİLİM VE AHLAK IŞIĞINDA CEVAPLAR

Emeviler, en büyük mücadeleyi kendilerinin mensup olukları araplar arasında mezhepçi sürtüşmelerle yaşadı ve Emeviler’in asıl hedefi; bugün Eyüp Sultan diye bildiğimiz Ensari’nin de içerisinde yer aldığı savaşlar ve mücadelelerle batıya doğru haçlılara karşı olmuştur.Bu kesin yönlenme batıya karşıydı ve kesin tarihi kaynak belge ve bilgilerimiz İstanbul un bir kaç kez kuşatılması ve batılı haçlıların sömürge etkisi altında olan tüm Afrika ve Akdeniz kıyıları yanı sıra İspanya’nın fethi ile Endülüs olgusunun ortaya çıkması şeklinde vuku bulmuştur.Talkan-curcan ile Emevi katliamı diye bir şey tarihte yok ki bir kere!  Talkan ve curcan diye bir hadisenin tarihin hiç bir döneminde vuku bulduğuna dair bir belge yok.Talkan ve curcanı öne sürenlerin bunu; ‘’Türk'ün kayıp 70 yılı ve bilinmeyen tarihi’’ diye anlatıp,zaten bilinmeyen ve kayıp olan bir dönemle ilgili sözde kesin ve fanatik iddialar ortaya atmaya kalkmak paranoyaklığın ve aslında arkasında hain niyetlerin yattığı zihinlerin zavallı ve çaresizce arayışlarını kanıtlamaktan başka bir şeye yaramamaktadır.



Emeviler ile Türkler arasında ilişkiler de olmadı değil tabii.Bunlar arasında sürtüşmeler de olmuş olabilir.Ama bizim gördüğümüz en yoğun ilişki ''ticaret'' idi.Yani bir kavgadan çok çok fazla alış veriş ve ticari antlaşmalar söz konusuydu.Zaten sadece Türkler değil. Türk olmayan bir çok orta asya ve doğu milleti ticari alış verişle Araplar vasıtasıyla İslam ile tanışıp müslüman oldular.(Endonezya,myanmar,Bangladeş,Hindistan..vb.)Uzak doğudaki bu tip bazı ülkeler yine arap tüccarların dürüstlüğü ve yardımseverliğinden etkilenip ticaret yoluyla kitleler halinde müslüman olurken,Biraz beride birbirine yakın bir tarihte bu arapların ,dünyanın en güçlü ve cesur savaşçıları olan Türkleri kıtır kıtır tavuk keser gibi doğrayıp korkutup kafasına vura vura müslüman yaptığına dair komik iddiaların akla mantığa sığar yanı olmadığı gibi bilimsel hiç bir resmi kanıt belge ve Tanık yoktur.Sözde araplar güçlü tecrübeli kadim Türk savaşçıları zorla döve döve müslüman yaparken bir çok tarihi eseri de harap edip yok etmişlermiş.Nedir bu tarihi eserler?Kaynak ne?yok sadece yalan itham ve idda! Peki bu talkan ve curcan iddiasını bu soytarılar kimden öğreniyor biliyor musunuz?O dönemin sunni islam akımına düşman olan ,zıt olan yada politik manada muhalif olan bazı arap ve farsi dedikoducukların söylentilerinden hahaha hiç güleceğim yoktu hahaha!

Lakin ne Emeviler ile arapların orta doğu Afrika ve  Avrupaya doğru hedefi nede Türklerin orta asya hakimiyeti ile uzak doğuya Çine karşı hedefi birbirine bir kere en başta çok zıttır.Yani bir rekabet ortamı dahi söz konusu değil Türkler ve araplar arasında.Hatta bu yönü farklı lakin amacı aynı noktada buluşan hedefler doğrultusunda Talas meydan muharebesindeki iş birliği neticesinde zaten Türkler resmi olarak islam ile önceki dinleri arasındaki bir çok ortak noktayı görüp etkilenip isteyerek kolayca müslüman olurlarken ,bu iş sırf Araplarla kalmadı ,böylece daha sonra Türkler ile de İslam batıya ve dünyanın geniş ve uzak coğrafyalarına doğru büyük adımlar attı ve yayıldı.Bu noktada Arapları dahi geride bırakmış İslam aleminin öncüsü ve yıldızı Türkler olmuştur.Bu bugünde bir çok yönden ve coğrafyadan bakarsak böyledir.


Dediğimiz gibi; Türkler resmi anlamda 751 Talas savaşındaki ortaklık ve Karahanlı Satuk buğra Han ın Müslüman olması akabinde onun 200bin kişilik tebaasının da İslama girmesi yanı sıra bunun mevcut diğer Türk kavimleri ve tarihi boyunca da Türkler arasında hızla yayılması ile oldu.Bu resmi dönem Abbasilere çağdaştır.Bu resmi bilgi ve olaydan çok önce Türkler ile Araplar arasında geniş çaplı Ticaret ağı ve yolları ile de islamın etkisi Türkler üzerinde zaten başlamıştı bile. Bunu Araplarla ticaret yapan ve Türk olmayan diğer kavimlerin de İslamla tanışıp Müslüman olmalarından görmekteyiz. Talkan ve Curcan katliamı çok daha önce gösterilen ve hatta ‘’kayıp-bilinmeyen’’ olarak açıklanarak arkasına kolayca saklanabildikleri bir zaman diliminde oldu diye sallayanlara bakarsak bu saçma hayali yalancı dönem Emevilere denk gelir.




Diyelim ki ,kendi içinde mezhepçi mücadelelerle boğuşan aynı anda batıyla savaşıp İspanya ya dek giren Emeviler işi gücü bırakıp Türklerle uğraşmış olsun ve talkan curcan katliamı olsun bunun tarihte Türk ün bu doğrultuda yönlenmesine hem de talkan curcan katliamı ile Türk ün zorla İslamlaşması gibi bir iddia kadar saçma boş zorlama adi şerefsizce zavallı boktan bir iddia daha olamaz ki, Türk o zamanda güçlü idi ,Türkler saldırgan ve gözüpek savaşçılardı.Öyle zorla Türke hangi dine mensup olursa olsun zorla Türke hiç bir şey kabul ettiremezsiniz ki bu gerçek tarihte her dönemde görülür her zaman.Talkan ve curcan katliamı safsatasını savunanların iddia ve boş muhabbetten başka bir şey oryaya koymadığını görürsünüz. İddia ettikleri bölgelerde Maveraünnehir coğrafyasında Buhara ve Semerkant ta Türk sayısı mevcut topluluğun %10u kadardır.

Bu Türkler de göçebeydi ,yani orada yerleşik değillerdi bile! Amaç ticaret olduğu için çoğu gezgin tüccarlar ve tebaasından ibaretti.O bölgede talgancıların iddia ettiği gibi böyle Yüzbinleri bulan bir devasa sayı ve genişlikte katliam iddiasının ne kadar uçuk ve sahtekarca olduğunu anlamak için bu bile yeter.Hayır dünyanın başka bir yeri olsa hadi diyeceğim bu yalanı atmak için seçtikleri coğrafi nokta çok kötü bir kere hahaha!


Verdikleri rakamlar dahi komedidir. O zaman o bölgedeki coğrafi konum ,yayılma ve geniş etkileri araştırdığımızda hem mesnetsiz olduğu kadar verdiği devasa katliam sayıları ve etkilediği geniş alanı ile böyle göz ardı edilemeyecek kadar büyük ve önemli olduğu iddia edilen bu olayın nedense tarihte doğru dürüst bir tane dahi kanıtının izinin bile olmaması ,hatta ve hatta ‘’ağaçlar,meralar kıpkırmızı oldu ,orman hayvanları dahi bu kana bulaştı,katledilen Türk kanı ile dereler de kırmızıya boyandı ve bu kanla yoğunlaşıp kabaran derelerden değirmenler döndü ,buradan buğday öğütüldü,buğdaya türkün kanı karıştı buğday unu da kırmızıya bulandı,bu undan Türk kanıyla kızıla bulanmış 'kırmızı ekmek' pişirip yediler’’ manipülatif ve dikkat çekip etkili olabilmek için bilerek sansasyonel hale getirilmiş talgan-curcan provokatif propaganda yalanı, işte bu pis adi şerefsizlerin amacının; ‘’Türkler arasında nefret düşmanlık ve bölücülük’’ yaymak olduğu aşikardır.Bugün ünlü tarihçi Prof.Dr.İlber Ortaylı bile bu talkan ve curcan safsatasını alay ederek yalanlamaktadır ve daha bir çok tarihçi bu yalanı reddeder.





Dediğimiz gibi; Türkler resmi olarak Abbasiler dönemi/Talas savaşı/Karahanlılar /Saltuk buğra Han döneminde Müslüman olmuşlar.Ondan önce Emeviler döneminde büyük çoğunlukla ‘’Ticari’’ ilişkiler ile yakınlaşmışlar.Hatta  ve hatta İlber hocanın iddiası ise işi daha ileriye ve daha sonraya götürerek; en büyük ciddi kitlesel İslamlaşmanın resmen Uygur Türkleri ile görüldüğü,bunun öncüsünün de Araplar değil farslar olduğunu söyler ve islamın orta asya Türk yurdunun içine ve özüne dek girmesine etken olarak ta Uygur Türkleri ve farsileri gösterir. Sözde Türkçü geçinen kolpalar ise bu sefer de bir fars karşıtı talgan ve curcan yalanı henüz ortaya atamamıştır.Yine prof.İlber Ortaylı İslamlaşma sürecinin uzun bir tarih ve coğrafyaya zamanla yavaş yavaş yayıldığını söyler ki mantıklı ve gerçek olan da zaten budur. Bizim talgancı curcansılar ise belirsiz bir tarihte bilinmeyen bir olayla belli bir bölgede yerleşik olan Türklerin Araplar tarafından koyun gibi kitleler halinde ormanları dereleri dahi kırmızıya boyayacak kadar bir kasaplıkla kesilmesiyle o dar ve kısa sürede tüm Türklerin zorla Müslüman olduğunu iddia edecek kadar cahil ve hastadırlar. Bu kısa sürede dar bir alanda nasıl bir ‘’bilinmeyen’’ zorlama güç ise, Onca zafer ve başarı dolu şanlı tarihimizin getirisiyle Kurtuluş savaşlarını veren yılmayan boyun eğmeyen şerefli güçlü İslam sancaktarı Türk, hatta bugün tüm Türk dünyasını İslam sevdası ile yüceltmektedir.



Yine talgan ve curcan yalancı sahtekarlarının diğer bir iddiası da;’’Türkler, zayıf
düştükleri zamanında İslamcı Araplar tarafından kesilip katledilerek zorla kafasına vura vura Müslüman yapıldı.Hiç kimse isteyerek din değiştirmez ,bu iş zorla olur, bu nedenle Türkler de arabın zulmüyle zorla Müslüman oldu’’ iddiasıdır.
Daha önce belirttiğim gibi ben Kıpçak kökenli Türküm.Kıpçak tarihi ile ilgili makaleler yazdım burada da yayınladım. Kıpçaklar başta şamandı, sonradan Ortodoks hristiyan oldular. Sonra ise Müslüman oldular ve böyle devam ettiler.Burada Kıpçaklar hiçbir zaman zorla din değiştirmediler ve buna da kimsenin gücü yetmezdi.Kıpçak Türkleri savaşçı ve bileği bükülmez askeri sanatkarlardı. Ortodoks hristiyan olmaları da gürcülerle yakın ilişki,yardımlaşma, yurtluk verme , ticaret ve evlilik -dostluk ile vuku buldu.Kıpçaklarda gürcü ordusunun temeli oldu ve gürcüler de bu sayede geçmiş tarihte başarılı oldular. Hatta rusların öncülleri slav knezliklerin Ortodoks hristiyan olmasında dahi gürcüden çok ,o zaman hristiyan olan Kıpçak Türklerin etkisi vardır.Bu ilişki de pozitifti ve Kıpçak kazakları taa Sovyetler döneminde Nazilere karşı Rusların savaşında dahi ordunun önemli bir kısmını oluşturdular.


Bugün Ortodoks hristiyan rus tanımı dahi Kıpçaklara bakar. Hal böyle iken bizim talgansı curcansı şebekler buna laf ediyorlar mı? Hiç gördünüz mü daha başlangıç noktasında büyük bir güç iken Kıpçakların hristiyanlaşmasına laf atan bir sözde Türkçü gördünüz mü? Türk ün hristiyan, yahudi hata ateist olmasına neden laf etmiyor bunlar?Çünkü bunlar ne Türk ne de Türkçü !Bunlar kripto kalleş ermeni!Hem de Ortodoks ermeni! Hiç hristiyanlaşan kıpçağa laf eder iftira atar mı ?över hatta bunu! Demek ki Kıpçak gibi isteyerek din değiştiriliyormuş aynı Müslüman Türkler gibi! Her daim Tüccarlık yapan Yahudilerle Ticaret yaparak Yahudi olan Hazar Türkleri gibi!
Talgancı curcansılar neden bunlara dair iddialarla gocunmuyorlar dersiniz?Çünkü hristiyan ve Yahudiler bu talkancı curcansıların ağa babalarıdır!


Lakin hristiyanlık Türklüğü bozup yok eder! Bugün hristiyan kalan Kıpçak kazakların Ruslaşıp rusa hizmet etmesi gibi,Türk kökenli Bulgar Macar ve hatta bir kısım Finlilerin Türklüklerini hristiyanlık neticesinde unutması hatta türke düşman olma safhasına bile geldiklerinin görülmesi gibi.Sizin talgan-curcan sahtekarları buna dair bir şeyler söylüyor mu ha? Onlara da yalanlarla saldırma amacı neden gütmüyorlar?Çünkü zaten buna hizmet ediyorlar.

Tarihte ve günümüzde açıkça görülüyor ki,İslam dışında kalan Türk en başta Türklüğünü kaybediyor ,ikinci adımı ise leş kargalarının eline verdiği silahı Türke doğrultmak oluyor.İslam ın Türk ün ruhuna aklına ve yaşamına uygunluğu o kadar açıktır ki,kadim Türk tarihinde olduğu gibi bugün de Türk ün olduğu yerde İslam da ayrılmaz bir bütün olarak var olmaktadır.Tarihte Türk ve İslam kadar birbirine yakışan iki Olgu daha yoktur.Günümüze baktığımızda buna İslamı dünyaya kötü gösteren çoğu arap kralları şeyhleri bile dahildir.Rusun,batılı haçlının, Çinlinin dinsiz ırksız komunizm ve faşizmle saldırıp o Türk ve İslam düşmanı baskısını ve saldırısını ne zaman kırdıysa ve yıktıysa şanlı Türk, ilk önce camileri açmış ,sonra ezanlar okuyup Allah a şükretmiştir.İşte talgancı curcancı kalleşler ,bu maneviyatı bozup yok ederek, Türkü özünden ayırıp 'ister hristiyan olsun ister yahudi ister dinsiz olsun yeter ki müslüman olmasın' diyerek bu amaçla Türklüğü maneviyatından soyutlayıp, Türklüğünü unutturup Türklüğün yok olmasını amaçlamaktadırlar.


Bu cahil talgancı curcansı mallar bunca sıçıp sıvadıktan sonra bir de üstüne ‘’Cengiz han intikamımızı aldı’’ diye tüy dikerler.Hahahaha.Nasıl almış? ‘Bağdat a girip arap Abbasileri kesmiş’! Hahaha! Cahilliğin bu kadarı! Bir kere Bağdat a giren Moğol eşşeği Hülagüydü, Türk mü Moğol mu tartışmalı olan Cengiz han değil! Cengiz han uçmağa fırlayalı çok olmuştu! Hülagü ne Türktü,ne Türkçüydü ne de şamandı! Tek derdi asmak kesmek ve talan etmekti! O zamanla Bağdat ve Araplar da zengindiler.Hazineleri göz kamaştırıyor ve bunu duyanların ağzını sulandırıyordu!Bunların başında da Moğol eşeği Hülagü geliyordu. Hülagü gitti Bağdat'ı yaktı,hazineleri talan etti ,Arapları kesti ve Abbasileri yıktı.Türkle ve Türklükle hiçbir alakası olmayan Moğol eşeği hülagünün (salak gibi hülagüyü Cengiz han sanıp) bu yaptığından mutlu olanların tek sevinci arap ve müslümanın zarar duymasından duyulan ezik mutluluktur.




Fakat Bundan mutlu olan ,üstüne Türkün olmayan talgan curcan katliamının öcü alındı saçmasalak hayali ile kendinden geçen Türkçü geçinip Türk maskesi arkasına gizlenmiş talgancı curcansı şerefsizler ,bu Moğol eşeği Hülagü nün kösedağ savaşında Selçuklu Türkleri ni yıkan,Anadolu yu Türk kanı ile kırmızıya boyayan ,Daha sonra onu domaltacak olan Memlük Türk devleti hakanı Kıpçak Türkü Köle Kral Baybars Han a karşı Ermenilerle ,haçlı Fransızlarla, batılı rum yığınlarla ve onca Türk düşmanı toplulukla iş pişirip karşı koymaya kalktığını nedense göz ardı ederler,yada bunu bilmeyecek kadar adi birer yavşaktırlar.Asıl Bunların o kıvrık kancık kuyruklarını Baybars Han 1260 Ayn Calut ta kökünden kesti diye bunların o kuyruk acısı halen sürmektedir belli ki! Bu türkçü geçinen ermeni artıkları Baybars haz zamanında bunların sikik kralını domaltıp attı diye Baybars a karşı duran ermeni işbirlikçisi yavşak hülagüye adi bir fahişe gibi sempati duyuyorlar.Rezillik bu!Reziller sizi!Kansız piçler!



‘Türk ün dini şamanizmdir’ diyen bu asıl bölücü ve gruplaştırıcı embesillerin de o beyinsiz kafaları nedense ateistlerin götünün dibinde sürünüp konuşur.Kankaları ateistlere dair ,savundukları Şaman öncü Türk liderlerin ‘’tanrısızdan dinsizden bi sikim olmaz.Bunların peşine ,yanına takılandan da bir bok olmaz’’ babında söz ve  fikirlerine hiç değinme ve bunu dile getirme ihtiyacı duymazlar nedense ,bunları bir güzel unutur ve unutturmaya çalışırlar ,eeee dinsiz ve maymun ırkçısı ateistler kankaları ne de olsa!

Bu nedenle de Türklerin kitleler halinde müslüman olması anca kendi istekleri ile olabilirdi ve de öyle de oldu;Türkler kendi istekleriyle severek müslüman oldular, devletler ,sancaklar, medeniyetler kurdular. Şehitlik ve gazilik ünvanına ulaşmanın da verdiği hüşu ile dev zaferler  kazandılar.Bugünde Türki cumhuriyetlerin ortak paydalarından en önemlilerinden biri İslamdır.Türk olmayıp İslam olan ama Türk ün karakterini ve hatta bayrağını hayranlıkla kopyalayıp kendilerine alan müslüman bir çok ülke bile var.Bu işler öyle zorla istemeyerek olmaz,zorla güzellik olduğu nerede görülmüş?Talkan ve curcan gibi münferit mesnetsiz boş karanlık bir saçmalıkla, bunca asırlık çok yönlü ve aydınlık global kadim ve kesin bir gerçeği küçültüp yutmaya ve karalamaya çalışmak komedi! 


Bu Talgancı Curcansı Yavşak sürüsü Türk maskesi arkasına gizlenip ,Bugün bile Bir çok Türk ulusunun müslüman olmasına bakmadan,İslama dil uzatıp İslami değerlere küfür ederken aynı zamanda şehit ve gazi Türk atalarımıza da düşmanlık beslemektedirler.
Bu Talgancı Curcansılar ;Saltuk Buğra Hanlara,Selçuk-Çağrı-Tuğrul Beylere,Sultan Sancarlara,Alparslanlara,Kılıçarslanlara,Keykubatlara,Babürlere, Melikşahlara,Alp Tiginlere,Gazneli Mahmutlara, Baybarslara,Kalavunlara,Timurlara,Uluğ Beylere,Berke Hanlara,Raziye Begüm Sultanlara,Celaleddin Harzemşahlara,Nurettin Zengilere,İstemi Kağanlara,Osman Gazilere, Çaka Beylere,Uzun Hasanlara,Ertuğrul Gazilere,Yavuzlara,Fatihlere ,Kanunilere,4.Muratlara,Abdülhamitlere ,Enver paşalara,Nurettin paşalara, Gazi Osman paşalara,Halil paşalara,Kazım Karabekirlere,Fevzi Çakmaklara,Seyit Onbaşılara,Erzurumlu Kara Fatmalara ,Çanakkale Şehitlerine,Sarıkamış şehitlerine ve Kıbrıs barış harekatında,kore savaşında,Terörle mücadelede, Avrupa da ,Afrika da,Ortadoğu da, Anadolu 'da ve Kudüste kadim tarih boyunca emperyalist haçlının, uzak doğuda ise kızıl çin ve rusun zulmüne karşı baş kaldırmış şanlı müslüman Türk kumandanlarına,askerlerine ,mücahitlerine ve ilim adamı-alimlerine dahi o pis adi çatallı kancık kansız dillerini uzatmaktadırlar.


Bu Talgancı curcansıların sefil varlıklarının nedeni; Türk gibi görünüp Türke ihanet ederek onları birbirine düşürmek,Onu maneviyatından kopararak böylece iç savaş yaşamasını ve gruplara bölünmesini ve yine Türk ün Türkü kesmesini böylece zayıf düşen Türkü de alemden silmeyi amaçlayan batılı ve doğulu haçlıların ve Siyonistlerin kıyamet çağındaki global amaçlarının kahpe kancık birer uşağı olmalarından gelir.
Bunlara asla itimat edilmemeli ,görüldüğü yerde de hadleri bildirilerek asıl bunların tek tek tespit edilerek, Şerefli şehit ve gazi torunu şanlı Türk toplumu içinden ayıklanıp yok edilmeleri gerekmektedir.



  BAYRAK İNMEZ EZAN DİNMEZ,TÜRK-İSLAM RUHU ASLA ÖLMEZ!

KÜNYE
Tür;Deneme,Makale,Teori
İçerik;Kültür,Tarih,bilim
Kaynak;Araştırmalarım
Dönem;Şubat 2019
Güncelleme; Yok

17 Kasım 2018 Cumartesi

NİFAKSIÇAN NADİR ŞAH VE TÜRKE İHANETİN KÖKENİ

 NİFAKSIÇAN NADİR ŞAH VE RUS TARİHİ


Rusların kökünün ne olduğu ve nereden geldikleri bir çok tartışmaya açık.İnsanı şaşırtan; dünyanın süper gücü haline gelen, en önemli kutuplardan biri olan Sovyetler birliğini sağlamış ,çok büyük bir coğrafyada halen daha nüfuzunu koruyan ve kendi öz üretimi ve kaynakları ile ayakta duran ,hatta teknolojiyi ilerlemeyi belirleyen bir taraf olmalarına rağmen neden tarihlerinin bu kadar olması gerekenden karanlık ve tartışmalı olduğudur.

Bunun 2 nedeni var!
en önemli nedeni ;sahip olduğu bu tarihi ortaya koyacak olması gereken Rusya'nın çarlık karşıtı sosyalist politikasıdır.Bu durum,rus çarlık ve prenslik tarihini tartışmaya açık halde bırakmıştır.Bunun yerini Rus çarlık tarihi ve rus milliyetçi ırksal politikasını yok sayan hatta kötü gösteren, yerine ise aşırı monarşi karşıtı olduğundan kızıl sosyalist bir tür ulusalcı yayılmacı anlayışı koyup bunu tek kabul edilir olgu olarak yücelten fanatik düşünce akımlarını sabit kılmaları ve Rus tarihini de bunun üzerine kurmalarıdır.


İkinci neden ise, rusların tarihine tanıklık yapması gerekenlerin yani tarihsel anlamda komşuluklarını yapmış, onları dışarıdan izlemiş olanların ortaya koyacakları gerçeklerdir.Lakin bunlar da karartılmıştır !Çünkü ,bu gerçeğin alenen ortaya koyulması komşularının çoğunluğunu yada Rusların bugün hakim olduğu toprakların bir zamanlar hükümdarları olan genellikle Türklerin içinde bazı hain ve ahmakların gerçek yüzünü ortaya çıkaracak ve bu gerçek kabul edilirse bunun Türk ve İslam birliğini sağlayacak bir adım olmasını engelleme çabasıdır.Bunun başını da mezhepçi ve dinsel anlamda ayrım ve kutuplaşmayı halen daha savunan fanatik Türkçü ırkçı anti- İslamcı hainler çekmektedir.Bunlar tarihi yalan ve karartma ile bozup sahtekarları ve hainleri kahraman olarak yamamak, yaptıkları ihanetleri ise örtbas etmek için manipüle ederek sahtekarca ortaya koymaktadırlar.

Gerçekleri saklamak asla iyi bir sonuç vermeyecek ,vermediğini de bugün görüyoruz.Gerçek bir fayda ve birliktelik sağlamak için hata ve yanlışların açıkça ortaya konması ve bunlardan ders alınması gerekir.Geçmişle yüzleşmeden geleceğe adım atılamaz.


 Şimdi bu 2 madde doğrultusunda Büyük Rusya tarihi üzerinden gerçekleri yazalım;

Rusların ırkı 'slav'dır.Slav İngilizce deki 'slave' yani köle kelimesinden gelir. Çünkü batılılar pagan oldukları dönemlerde dahi savaşlar ve çok eşlilik ile sosyal yozlaşma sonucu ahlaki değerlerin çökmesi akabinde bu kırma ve ortada kalan soysuzların çoğalmasıyla ve bunların da toplumun en alt ve fakir tabakasını meydana getirmesi ile slav diye bir güruh doğdu.Bu aslında dediğimiz gibi bir ırk bile değil bir yığın ve dediğimiz gibi antik zamanlarda ,Afrikalılar güçlü ve savaşçı medeniyetlere sahip olduklarından ,avrupanın pis ayak işlerini yapan köleler olarak bu slavlar kullanılıyorlardı.


Bunlar Çin, Türkler ve Moğolların ana hakim ırklar olduğu orta asyada da aynı sonucu doğurdu! Batılılar gittikçe büyük bir yığın haline gelen Slavları balkanlarda, karadenizin çevresinde topladı. Orta asyada Türkler, moğollar ve çinliler arasında talancı yıkıcı akıncı köle ganimet kültürü sonucunda da avrupada olduğu gibi sahipsiz yığınlar meydana gelmeye başladı .Bu yığınlara dahil olanlar köle pazarlarında satıldılar işe yaramayanları da veya bu kargaşa ortamından uzak kalmak isteyenler de yukarılara doğru kaçıp karadenizin kuzeyine sibiryaya yakın bölgelerde,o zamanki insan topluluklarının yaşamayı istemeyeceği iklimi ve verimsizliği nedeniyle hiç uğramayıp yerleşmedikleri bölgelerde toplandılar.

Gerek batılılar gerekse Türkler, Çinliler, Moğollar ve daha sonra Farsiler, Ermeniler ve gürcüler belli merkezlerde var olmak ve buralara sahip olmak adına sürekli birbirleri ile savaştılar ve bu slav artıkların yaşadığı yerlere hiç bakmadılar.Çünkü oralar birbirleriyle kıyasıya mücadele etmekte olan hakim ulusları hiç mi hiç cezbetmiyordu ve o zamanki dünya için oralar cazip olmayan ıssız ve karanlık yerlerdi!Bu yerlerde toplanan insan güruhları da ırksal bir ortaklık barındırmayan lakin yaşamı devam ettirmek için ilkel imece usülü bir sosyal düzeni sağlamış, karma uzak bir topluluğu meydana getirdiler!

Bu topluluk kendi içlerinde kendi kurllarıyla ürediler ve yayıldılar.Zamanla karadenizin ve balkanların diğer tarafındaki Avrupa artığı slav yığınlarla ilişki içine girdiler.Bunda denizcilik özelliklerinin de katkısı büyüktü.Çünkü, yaşadıkları soğuk ve verimsiz coğrafyada tarım ve hayvancılık oldukça kısıtlı kaldığından, yiyecek bulabilmek için balıkçılığa yönelmişlerdi ve onlarda İskandinavlar gibi bu konuda bayağı yol almışlardı. Karadenizi böylece kat eden bu köle artık yığınlar birbirleri ile ilişki kurup kaynaşmaya da başladılar.

Fakat orta asya Anadolu ve avrupadaki mücadelelerden uzak kalıp hippi gibi yaşayan Slavların rahatı uzun sürmedi ,yayılıp genişledikçe bu ana merkezi bölgelerin sınırlarına yaklaştılar ve batıdaki Slavlar ilk darbeyi de Katolik hristiyan roma dan yediler!


Doğuda ise şaman savaşçı Kıpçak Türkleri Slavları bayağı bir hırpalayıp sıkıştırıyordu! Bu aşk ve nefret tarzı ilişki sonucunda Kıpçaklarla Slavlar arasında yakın ilişki de yaşandı! Slavların zaten hem ırksal hem de dinsel hassasiyetleri tam olarak yerleşmemişti!
Bir kültür ve medeniyete sahip değillerdi ve tek amaçları yaşamaktı. Türkler ise ırkı çok ön plana almıyorlardı lakin kültürlerine bağlıydılar ve savaşçı yetenekleri tartışmasızdı.Akıncı talancı taktikle aşiret çadır devletleri mantığında hareket ediyorlar, önlerine çıkanlara saldırıp yağmalarken onların türk olup olmamalarına bakmıyorlardı.Bu davranışları Türk Kıpçakların Slavlara da aynı şeyi yapmalarına neden oldu.Lakin Kıpçaklar bu gelişmemiş Slavlardan pek bir şey alamayacaklarını görüp aşağılara doğru yöneldiler ama slav-kıpçak ilişkisi sonucu Slavların önemli bir kısmı Kıpçak kültürü ve şaman inancı etkisinde kaldı.

Aşağı yönelen Kıpçaklar, Ortodoks hristiyan gürcülerle yakınlaştı ve gürcü devletine güç kattılar. Böylece şaman Kıpçaklar gürcülerle yakın ilişki kurarak Ortodoks hristiyan olmaya başladılar.Ama bu ilişki bir süre sonra bozulmaya başladı ve akabinde Kıpçaklar karadeniz kıyısına inmeye başlayınca da bu sefer Müslüman Selçuklu ve Katolik rum prensleri ile çatışmaya başladılar! Buradan biraz daha ileri gidince de balkanlardaki ve batı Karadeniz kıyısında yerleşmiş Katolikleşmiş Slavlarla çatıştılar. Bu çatışma ve ilişkiler neticesinde bazı batı slav toplulukları Ortodoks  mezhebine geçti. Moğol akınından az bir zararla kıl payı sıyrılan gürcü kontrolündeki Ortodoks Slavlar,Timur un akınları sonucu ağır darbeler aldılar.Hakim Gürcü devleti bu darbe ile çok zayıfladı.Bu esnada batı Ortodoks Slavları ile ilişkiler de kopma noktasına gelince batı Ortodoks Slavları bu sefer özellikle balkanlarda roma katoliklerinin mezhepçi baskısı altına girdiler.


 Lakin Timur çok yukarılara çıkmadı !Slavların bulunduğu mıntıkaya komşu olan ve slavların aleyhine  güç kazanmaya başlayan türk altınordu devleti hükümdarı Toktamış ile anlaşmazlığa düşen Timur, Altınordu devletine ağır bir darbe indirerek bu devletin varlığına son verdi! Akabinde yol üstündeki gürcülere de bir darbe indirip onları sarstıktan sonra yön değiştirip Anadoluya ve batıya yöneldi.Osmanlı ile Ankara savaşı yaparak Osmanlıya da ağır bir darbe indiren Timur, Yukarı izmire hakim olan Aydınoğullarının bağlılık bildirmesi ile onlara dokunmayıp aşağı İzmir de konuşlanan Katolik Romalıların kalesini bastı.Bu savaşı kısa sürede kolayca kazanan Timur,Romalı askerlerin kellelerini uçurup ,kendisine doğru gelen roma gemilerinin üzerine mancınıkla fırlattı!Tüm deniz kellelerle dolmuştu bu Romalılar üzerinde şok etkisi yarattı! Bununla yetinmeyen Timur bu sefer de yukarıya yönelip İstanbulu tehdit edince Romalılar Timura bağlılık bildirip vergi vermeyi önerdi !Zaten amacının çok ötesine giden Timur daha fazla ileri gitmeyi istemediği için bunu kabul etti ve asıl hedefi olan Çine yönelmek üzere iken öldü! Timur un çadır aşiret başbuğ zihniyeti, şahsi hedefleri sonucu süreklilik değilde, cihangirlik derdine düşmesi ile geleceğe dair ileri görüşlü olamaması ve vizyonsuzluğu sonucunda ardında kendisi gibi etkili ve güçlü bir varis bırakamadı! Timur öldükten kısa bir süre içinde Timurlu devleti hızla tarih sahnesinden düşerek hakim olduğu yerlerdeki etkisi de hızla silindi.


Tüm bunlar olurken coğrafyanın yukarısında ve uzağında bulunan Slavlar, savaşçı Kıpçakların etkisiyle Ortodoksluk inancı ve askerlik yeteneklerine sahip olmaya başladılar.Bu bir kültüre de dönüşmeye başlayınca Slavlarda ulus bilinci uyandı!
Böylece Kıpçak türklerinin liderlik vasıflarının da etkisiyle bu bölgelerde küçük slav knezlikler ve prenslikler var olmaya başladı.Bunlar o bölgede çok önemli bir konuma sahip olan ,kutsal görülen ve 'Rus' adı verilen nehirden ilham alarak kendilerine de Rus ismini verdiler ve bu isim üzerinde yoğunlaşıp ulus bilinci ve medeniyetini kurmaya başladılar

Timur un faaliyetleri bu Ruslara çok az bir zarar verirken olağanüstü bir fayda sağladı. Ruslar bunu kendileri elde etmek istese asla bu kadar iyi bir sonuca ulaşamazlardı ama Timur onlara hayal bile demeyecekleri bir hediye verdi! Timur, rusların uluslaşmaya başlarken hakimiyeti altında kaldıkları ve bir süre sonra kaçınılmaz olarak rakip olacakları gürcü krallığına yıkıcı bir darbe vurdu.Zar zor ayakta duran gürcüler karışıklıklar içinde çırpınırken rus prenslikler üzerindeki hakimiyet ve etkilerini de kaybetmiş oldular.


Timur un Ruslara diğer bir muhteşem hediyesi ise;yıkıp yok ettiği türk altınordu devletiydi!
Çünkü bu devletin ortadan kalkması da büyümeye başlayan rus prensliklerini en yakın komşuları olan güçlü bir türk rakipten kurtarmakla kalmadı, kendilerine hakimiyet alanı ve güç alanı da sağlamış oldu.Timur un buraları yakıp yıkıp istikrarsızlığa ve boşluğa sürüklemesinden sonra Timurluların da uzun ömürlü olmaması sonucu o bölgede Timur un yıktığı Altınordu devletinin bulunduğu bölgede geriye çok büyük bir otorite boşluğu ve kargaşa kaldı!
  
Bundan çok iyi faydalanan ve akılcı davranan rus knezlikleri kendi aralarında küçük bir beraberlik sağladıktan hemen sonra Timurun yıktığı altınordudan kalan özellikle Kıpçak kazaklarından oluşan savaşçı askerleri kendi bünyelerinde konumlandırdılar. Bu Kıpçak kazaklarının önemli kısmı Ortodoks hrisityandı ve Ortodoks slav Ruslarla kaynaşmakta zorluk çekmediler!Ruslar bu boşluktan hakimiyet alanı buldu ve topraklarını genişletti ve askeri anlamda avantaj sağladılar ama asıl avantajı Timurlu devletinin timurdan sonra gücünü ve etkisini kaybetmesiyle buldular.Çünkü ,

Timur un oraları ele geçirmesiyle timurun ordusuna katılan çoğunluğu Ortodoks olan seçme Kıpçak kazak askerleri Timurun ölümü ile Timurlu devleti otoritesini kaybedince topraklarına geri döndüler ve orada rus knezlerinin hakimiyeti ile soydaşları Kıpçak kazaklarının ve ailelerinin birlikteliğini buldular.Bu seçme kazak Kıpçak askerleri de rus prenslerine katılınca rus ordusu meydana geldi hem de çok güçlü bir halde! Bu öyle bir ordudur ki ,Rusların varlığını ve gücünü perçinleyen Molodi savaşında Ruslara zaferi getirmekle kalmadılar, Kıpçak kazak askerleri taa Stalin in Sovyetler döneminde nazi almanyasına karşı 2. dünya savaşında Stalingrad savunması ile Almanları durdurup direncini kırarak akabinde de onları taa avrupaya kadar süren ve berlini işgal eden Sovyet kızıl ordusunun omurgasını da kazak askerler oluşturmuştur.

Timur ölümüyle birlikte güçlü etkisini hızla kaybederken, Ruslar ise onun verdiği paha biçilmez hediyeyi değerlendirmeye koyuldular.


Buna karşın Anadolu da Timur un ağır bir darbe vurduğu Osmanlılar olağanüstü bir çaba ile hızla toparlandılar ve resmen külleri üzerinde yeniden doğdular.Osmanlılar,Timurla işbirliği yapan Aydınoğullarını ve çoğu haçlılarla iş pişiren irili ufaklı beylikleri ortadan kaldırarak birliğini sağladı ve bunun sonucunda ordusunu güçlendirerek İstanbul'u fethettiler.Bu darbe ile iyice sarsılan ve çökme noktasına gelip iyice kabuğuna çekilen Batılı hristiyan haçlılara 2. darbeyi ise Fatih Bu kez Trabzon'u da alarak vurdu.Böylece Anadolu haricinde Karadeniz kıyısında da Osmanlı Türk hakimiyeti perçinlendi.Bunun etkisi ile bölgedeki hristiyan Kıpçaklar ile gürcü ermeni , rum ve slav azınlıkların önemli bir kısmı zamanla sunni islama yönelip Türkleşmişlerdir.

Bu Osmanlı varlığı ve ilerleyişi de zaten zor durumda olan gürcülere ağır bir darbe indirdi ve gürcüler bütünlüğünü koruyamayarak dağıldılar.Bunun sonucunda zamanla gürcüler bu sefer güçlenmekte olan Rusların boyunduruğu altına girdiler.Bu durumda Sovyetler döneminde devam etti ve bugünde halen daha bağımsız Gürcistan rus yumruğu altında yaşamaktadır!

İşte bu noktada Ruslar en büyük faydayı ,gittikçe güçlenen ve yayılan Osmanlıya karşı ,mezhepçi ve nankör bir güç ve ihanet yarışına girişen akkoyunlu ve safevi devletlerinin saldırıları sağladı!Uzun Hasan ve şah ismailin güçlü Türk devletlerinin yanı sıra ,orta doğuda kudüse hakim olan aynı zamanda çok önemli bir dinsel unvan olan halifeliğe sahip olan memlükler hepsi birden, Yakında rusun rakibi olacak ve tarihi düşmanı olarak karşısına dikilecek olan Osmanlıya karşı ,yıkıcı yok edici nifakçı ortak bir hain politikayı birlikte yürüttüler.Akkoyunlu ,safevi ve memlük olmak üzere  bu sözde 3 türk devleti Osmanlıya karşı haçlılarla dahi iş birliği yaparak dünya tarihinde görülmemiş adi ve ihanet dolu faaliyetlere giriştiler.


 Lakin kendi küllerinden doğarak Büyük bir güç haline gelen Osmanlı Türkleri tarihte hiçbir devletin yapamadığı bir başarıya imza atarak; Fatih, torunu Yavuz Selim ve Yavuz un oğlu Kanuni Süleyman dönemlerinde haçlılarla iş pişirip hain tahriklerde bulunan akkoyunlu safevi ve memlüklerin işini bitirip onları mahvetmiş ve sonrasında da durmadan bunların köpekliklerini yaptıkları köpek başı haçlı batıya doğru yönelip en güçlü haçlı ordularını Macarlar başta olmak üzere Venedik ,fransa ,ispanya, Portekiz , İngiltere ve Hollanda Haçlı birliğini hem karada hem de denizde domaltıp perüperişan etmiştir.Bu ,diğer doğulu rakip süper güçlerin birbirleri ile uzun yıllar süren kıyasıya mücadelesi ,Rusların tehlikeli rakiplerinin ilgisinden uzak kalıp iyice güçlenmesine zemin hazırladı.


Dünyaya karşı kafa tutan Osmanlı buna rağmen bir miktar askerini desteklediği Türk kırım hanlığına yardım olarak verdi.Böylece balkan Ortodoks Slavları ile son Katolik kalıntılarını tekmeleyen kırım hanı doğuda yukarıda Timurun bahşettiği hediyeyi çok iyi bir şekilde değerlendiren rus varlığının güçlendiğini görmüş ve bunların ileride başına bela olacağını anlayıp Osmanlıdan bir miktar daha asker yardımı alarak 120 bin kişilik bir türk ordusu ile Kıpçak kazaklarından oluşan rus ordusu ile Molodi savaşına girişmiştir .Lakin bu savaşı kaybeden kırım hanlığı büyük bir sarsıntı geçirirken ,Ruslar atağa geçerek bu sefer de balkanlar ana hedef olmak üzere batıya yönelmeye başlamışlar,böylece bu savaş ta Rusların tarihinde varlıklarını perçinleyen ve güçlerini kanıtlayan ilk büyük zaferleri olmuştur.Bunun yanı sıra bu savaş asırlar boyu sürecek olan rus yayılmacılığını da tetiklemiştir.

Kırım hanının bu yenilgisi ile Rus gücünün ve kendi topraklarını tehdit eden varlığının farkına varan Osmanlı ,hem Avrupa da ,hem Anadolu da ,hem  orta asya da ,hem orta doğuda ,hem de afrikadaki nüfuz gücünü perçinlerken aynı zamanda isyanlarla mücadele ediyordu.Bu noktada Ruslara karşı bir önlem alma imkan ve zamanı bulamayan Osmanlı ,safevileri yok edip şah ismail'i soysuz bir berduş durumuna düşürdüğü için, kendini safevi nin mirasçısı gören ve Osmanlıya karşı şah İsmailin intikamını alma hayaline düşmüş , şii mezhepçi hırsı ve intikamı ile gaza gelmiş göt şah tahmasb bu kez bir çok cephede savaşan ve geniş bir alanı kontrol etmekte zorlanan Osmanlıya saldırdı. Bu durum Rusların sonraki hedefine de kolaylık sağlayacaktır.


 Böylece Osmanlı ,önemli bir tehdit durumuna gelen ruslarla uğraşamayarak ve önlem almayarak iran seferlerine çıktı yeniden.Kanuni döneminde başlayan bu seferlerde şah tahmasb defalarca yenilgiye uğratıldı.Her defasında af dilenen rezil şah ile antlaşma yapılmış ama bu adi soysuz herif kendi af dilendiği antlaşmayı kendi bozarak kalleşçe barış sağlandığına güvenip sırtını dönen Osmanlıya ansızın saldırmaya kalkmıştır.Ama darbe yemeye devam etmiştir. Osmanlı ile iran birbirine girince Rusya zaferini perçinleyip içselleştirme fırsatı bularak bu zaferi temel almış ve iyice sağlam bir temele sahip olma imkanı bulmuştur.Artık ruslar atağa kalkma planları yapmaktadır.

Bu noktada atağa kalkma planı yapan ruslara ise Osmanlıya karşı en büyük işbirlikçisi ve destekçisi ,kucağına oturup hoplamak için birbirleriyle yarışan, sözde türk geçinen ibne iran safevi şahları olmuştur.Bu safevi iran şahları gerek Sovyetlerin kurulması,Türklerin değil Rusların dünyanın süper gücü olması, gerek türk devletlerinin Ruslaşıp komunistleşerek benliklerini kaybetmesi ile Rus ırkına en büyük hediyeleri verirken,Farsi ve Ermenilerin Türke zulüm etmesinin önünü açmış adi yavşak hain puştlar olma şerefsizliğine de nail olmuşlardır.Bunlar sadece türkün rusa hizmetçi olmasını sağlamadı, türkün farsa da hizmetçi olmasına böylece türk ün varlığı enerjisi ve aklının da nesiller boyunca bugün rus ve farsın çıkarına sömürülmesine neden olmuş tarihin yüz karası adi köpeklerdir.



NİFAKSIÇAN NADİR ŞAH VE KALLEŞ AMACI

Bu kevaşelerden en önemlisi ve sonuncusu olan Nadir şah ; şah imsaili ve tahmasb ı eleştirip suçlayarak sözde ''Sunni-şii ayrımını bitireceğim ve türk birliği kuracağım ''siyasi yalanı ile ortaya çıkıp nüfuz edinmeye başladı.Fakat cahil nadir şah önce şunu öğrenecekti ;

İslamda sunnilik mezhep değil bir ayrım da değildi.Sunnilik Sünnete uyan demektir.Allah ın ilk insan ve peygamber Hz Adem e öğrettiği ve insanlığı yaratmak istemesindeki yegane iradesidir sunnilik.Sunnilik insanoğlunun ben müslümanım diyenlerinin takip etmesi elzem olan ahlak ve yaşam anlayışıdır. Allah ın mümin kulunda razı olduğu tek yoldur.İslam ve Peygamberlerle kitaplarla Allah her daim sünneti tavsiye etmiş ve uyarmıştır.Bu nedenle bir müminin ben sunniyim demesine gerek yoktur bile.Çünkü bir insan eğer müslümansa otomatikman sunni olması sünnete uygun düşünüp yaşaması, tek amaç olan Allah ın rızasını kazanmak için en başta gerekir zaten!Sunni olmayan müslüman olamaz! Çünkü sunnilik mezhep değildir öyle seçilecek tercih edilecek yada reddedilebilecek bir şey değildir. Sunnilik mezhep değil ve bir düşünce akımı falan değildi.Hanbelilik, hanefilik, şaafilik ve malikilik sunniliğe kendince atıfta bulunan mezheplerdir akımlardır.Buna karşın sunnilik mezhep değil, insan yapımı bir akım değildi.Şiilik harici bir mezhep ve akımdır.Sunniliğin asla karşısına konulamaz.Eğer sunniliğin karşısına şiilik konuluyorsa ve denk görülüyorsa o zaman şiilik açık bir sapma ve inkardır. Nadir şah bu gerçeği bilmediğindan saçma ve kabul edilemeyecek mezhepçi politikalara yönelmiş, gücüne aşırı güvenerek birlik değil ayrılık yaymıştır;



Nadir şah ın bu sözde ''mezhep kavgalarını bitirme birleşme'' çağrısı boştur.Bir kere en başta,burada taraflar kimlerdir?güya safeviler ve Osmanlıları gören Nadir şah bu kanıya nereden varmıştır?belli değildir.Evet,safeviler özellikle şah ismail ile fanatik mezhepçi bir vahşi şii anlayışını devlet ve ordu politikası olarak benimseyip,özellikle sunni Türk devletlerine karşı da bu mezhepçi kin ve intikam duygusu ile saldırarak asırlar boyunca mezhepçi kavganın bir tarafını oluşturdular.Ama diğer taraf diye gösterilen Osmanlı nın asla mezhepçi bir politikası olmadı.Osmanlı batıda batılıların aleyhine doğmuş ve gelişimini büyümesi ve gücünü de hep batılıların aleyhine sürdürmüştü ,o dönemlerden son demlerine dek te Osmanlı bu amaç ile var oldu.Osmanlı hakanları devlet adamıydı ,Osmanlının yönetimi de sistemli çağdaş iç ve dış siyaset anlayışından oluşuyordu,ordusu ise modern ve gelişmiş bir askeri yapılanmaydı.Osmanlılar böylece her daim batıyı hedef aldı, lakin mezhepçi safeviler tarafından tahrik edilerek doğuya çekilip oyaladılar.Safevilerin mezhepçi kinci yobaz saldırılarına boyun eğmeyerek karşılık vermesi Osmanlı nın kendi devletini koruması anlamına gelir,mezhep savaşı veriyor manasına gelmez.

Kısaca nadir denen herif güya mezhepçiliği bitirelim diye aslında siyasi bir avantaj sağlamak için dini siyasete alet emiştir.Böylece orta asyada gücü elinde toplayınca da aynen mezhepçi safevi fanatik siyasetini takip etmiş,bunun içinde başta mezhepçiliği bitirelim birleşelim diyen nadir şah,bizzat zorla caferilik diye uydurma bir mezhep kurup bunu Osmanlıya karşı dayatmaya kalkışmıştır.Osmanlılar mezhepçi politikaya göre hareket eden bir devlet olmayıp o zamanda uğraşması gereken onca önemli iş varken nadir in bu saçmalıklarına yaklaşmayıp takmayınca da, Bu sefer az bulunur kolpa nadir şah güya başta kaldıralım dediği mezhepçiliği caferilik üzerinden bahane edip Osmanlıya saldırmıştır.



Saçma sapan isteklerini kabul etmeyen Osmanlıya karşı savaş açan Nadir şah bu noktada başarılar elde etmiştir..Peki nasıl ? Osmanlı avrupa haçlıları ve gittikçe büyüyüp tehdit haline gelen ruslarla savaşırken bir de ekstra bela olarak başına nadir şah çıktı ortaya ,Nadir pislikten türedi. 'Sunni ile şiiyi birleştirme' bu sözde ''faydalı'' amaç için haçlı kafirle savaşan Osmanlıyı sırtından vurmaya kalkmakla, onca bela ve küffarla savaşan Osmanlının başına bela ve cihadına engel olmaya ve bunun neticesinde zındıkla savaşan osmanlı askeri ile ayrıca bir savaşa tutuşup onun askerlerini öldürerek bunu sağlayabileceğini zanneden bu adi herif tabii bunu asla başaramadığı gibi tarihe de adını adi bir hain olarak yazdırdı!

Osmanlı Onca cephede tüm gücüyle çarpışırken yine de bu nadir bulunan hain yavşaktan çekinmemiştir ve  karşısına Van valisi Timurtaş paşayı çıkarmıştır.Lakin Timurtaş paşa tüm orta asya ve hindistanı götünde toplayan nadir şah ın karşısında Malayir savaşında tutunamamıştır.Nifakçı deyyuslara karşı savaşan Timurtaş paşa ve Osmanlı Türk askerlerinin ruhları şad olsun!


Nadir şah asyanın yukarısında ruslara domalarak orada ittifak kurup nüfuz kazandıktan ve Timurtaş paşanın yönettiği Osmanlıları  yendikten sonra iyice şımarıp şov yapmak adına Yine Osmanlının elinde olan Bağdat a girdi!Lakin Topal Osman paşa tarafından cenabet kıçı tekmelenerek atıldı.Şımarık gururu kırılan nadir şah ,götünü tutarak rus kocasının yanına gitti ve ondan destek alarak bir kaç ay sonra tekrar ırağa girdi!Kerkükte Osmanlı ordusuna kısmen üstünlük sağlamıştı lakin bu sefer de İran da kendisine karşı isyan patlak verince yine amacına ulaşamayarak yine arkadan rus desteği alarak ülkesine geri döndü ve isyanı bastırdı ! Rusların iyice kucağına oturup hoplayan nadir şah tekrar Osmanlı topraklarına saldırdı ve Kars a kadar ilerledi!

Kevaşe nadir şah batıda Osmanlıya karşı savaşan kocası rusyanın başarı sağladığını görünce 'batı güven altına alındı' diyerek rus aşkıyla dolmuş bir halde götü tavana vura vura adi amaçlarını gerçekleştirmek için bu sefer de doğuya yöneldi!


Bu da yetmiyor bu zındık nadire, 1732 de kafir rusla iş birliği yapıyor bu sözde ''islam birleştiricisi'' ve hatta sözde  ‘’Türk turan birliği mimarı’’  küffarla ortaklık yapıp küffarla savaşanı vurmaya kalkıyor bu adi deyyus!Nadir şah denen kolpa herif ayrıca rusların güçlenip sovyetleri kurmasına, bugün dünyanın süper güçlerinden birinin ruslar olmasına ve bu ruslarında bugün Türki devletleri sömürmesine, Türk halklarının birinci dillerinin devlet dillerinin rusça olmasına hizmet etmiş türkün yüz karasıdır. Azerbaycan Türkleri bir de bu adi köpekle gurur duyuyor.Bu koduğumun embesili rusla iş pişirdi rusun güçlenmesine izin verdi.O rus gidip ermeniye destek verdi Azerbaycan türkünün tepesine çıktı ve hocalıda diri diri türkleri yaktı!

Nadir şah ın Türk ve islam dünyasına zararı bununla da kalmıyordu ;Bir halt başarmış gibi doğuya çakal gözlerini diken nadir kolpası ,Hindistana hakim olan ama karışıklıklar yaşayan Türk İslam Babür devletine hınçla saldırmış, Babür devletini ortadan kaldırarak hindistanı siyasi ve sosyal anlamda bir otorite boşluğuna terk etmiştir.Sürekli karışıklık yaşanan bir bölge haline gelmiş olan Hindistan, o zamanlar nadir şahında başına bela olup onun sonunu getireceği gibi, bugüne dek gelen sonuçları da Hindistanın ingiliz sömürge alanına girmesi olmuştur.Böylece ingiliz ve hindular bunun getirisi ile  devamında yıllarca o bölgede müslüman kanı akıtmışlardır. Halen daha Arakan da, Myanmar da kafirler nadir şah sayesinde Müslüman kanı akıtmaya devam etmektedir. Allah bu nadir şaha cehennemde bir an bile acıma hissi göstermesin!


nadir şah geriye hiç bir şey ve fayda bırakmamıştır .Tek faydasını kocası Ortodoks rus kafirleri ile erkek arkadaşı sevgilisi Protestan İngilizler gördü! Bu orospunun ateşli kıçından faydalanan İngiliz ve rus kafirleri oldu ki ,bu durum bugünde halen daha bu gerçek doğrultusunda sürmektedir!

şah İsmail ve şah tahmasb ın orta asyada açık bir savaş ve ihanet politikası haline getirdikleri şii mezhepçi fanatizmi ve Şiileştirici faaliyetlerinin zararlı  sonuçlarını gören nadir şah Şiiliği tırpanlamaya çalışmıştır güya! Ama toprak, para, taht ve şöhret hırsıyla gözü dönen nadir kolpa şah bu yönde hiçbir şey yapmadı.Zaten bunu da yapmak amacı değildi yani ‘mezhepçiliği önlemek ve türk birliğini sağlamak’ sözde dansöz siyasetçilerin çıkarı için iktidara ulaşabilmek adına söyledikleri yalanların  atası olmaktan illeri gitmemiştir.Zaten Nadir şah ta yalancı sahtekar dönek siyasetçi profilinin öncü atası olabilir anca!

Şiiliği tırpanlayıp mezhepçiliği kaldırıp birlik sağlayacağım yalanıyla ortaya çıkan nadir kolpa,aksine şii kolu caferiliğin yayılmasına hizmet etmiştir sadece! Şiiliğin merkezi ana yurdu durumundaki bölgelerde yükselen Nadir şahın zihniyeti ;sahte politikasının sonucu olarak,nifak nifağı doğurur gerçeği sonucunda, suudi vahhabi zihniyetinin de temelini atmıştır ve bu 2 zihniyet bugün kancık özlerinin getirisi ile birbirine düşerek, islam dünyasına nadir şah sayesinde en büyük zararları vermeye devam etmektedir.


Nadir şah ın para düşkünü olduğu ve para ile gelen güce inandığı ,dindar biri olmadığı da zaten dine fayda sağlayacak icraatlerinin olmamasından anlaşılır. Nadir şah ne İslam birliği ne de türk birliği sağlama konusunda hiçbir zaman samimi olmamış,ama böylece öne çıkıp kendi çıkarının derdine düşmüş ,hatta ve hatta İslam içinde ve Türklük içinde daha büyük kopma ve kutuplaşmalara yol açmış sahtekar bir tarih soytarısıdır.

Yine nadir şahın sırf türk ve islam komşularından, o ülkelerden geçen hacı kafilelerinin oldukça yüklü miktar para bıraktıklarını görüp, oralara hakim olmaya çalışmış, bu kafa yapısı da vahhabiliğin temel zihniyetini oluşturmuş ,ingiliz orospusu olmalarına açık kapı açmıştır! Nasıl yapılan hayırlar insan için öldükten sonra açık bir kapı olarak kalıyorsa ,yayılan bid’at ve nifaklarda öyle açık kapı olarak kalacak ve kişinin öldükten sonra ruhunu rahat bırakmayacaktır.Nadir şah ta bid’at yayma ve nifak çıkarma alanında nadir bulunabilecek adi bir köpekti!


Nadir şah ın bu siyasetinin sonunda belasını bularak nifak odağı ülkesi kanlı iç savaşlara sahne oldu.Nadir şahın hal ve hareketlerine en sonunda kendi askerleri bile tahammül edemeyerek vücudu delik deşik edilmiş ve parçalanarak her parçası yakılmıştır ! Yanan etlerinden geriye kalan kemikleri sarayın kapısının önüne atılarak giren çıkan atların ve şahısların ayakları altında paspas olmaya terk edilmiştir.Ondan sonra gelen ardıllarının ve akrabalarının ise kelleleri kesilmiş yada gözlerine mil çekilmiştir.


Şanlı türkte nadir bulanan bu adi nadir köpek ; batıda rusyanın ,doğuda da ingilizin önünü açmış akabinde etkilediği topraklardaki yöneticilerden şii olanlar nadir şah gibi rus köpeği ,vahhabi suud olanlarda yine nadir şahın yolunu tutarak ingiliz piçi olmuşlardır.Nadir şah dediğimiz gibi sadece şii caferi tarikat mezhebinin yayılmasını ve Bir Türk devleti olmayan, hatta bünyesindeki Türklerin de ayrımcılık ve katliam ile sindirildiği Peştun milliyetçiliği üzerine yükselen devleti Afganistan ın var olmasına hizmet etmiştir.Bu devlette ,onun bunun fahişesi olan dolaylı kurucusu nadir şah gibi gidip abd uşağı olmuştur hiç şaşırmıyorum bunlara!






Hiç bir zaman kafire karşı savaşmamış ve kafir kanı akıtmamış bu nadir pislik nasıl türkse artık farsiler tarafından sempati ile anılmaktadır!Tabii bende mecusi putperesti farsi bir böcek olsam böyle bir türk islam hainini sempatiyle anardım !

ÖNEMLİ KRONOLOJİK OLAYLAR VE KAYNAKLARI

Osmanlı Yavuz zamanında Anadolu ,Kudüs ,orta doğu ve iranda üstünlüğü ve düzeni sağladıktan sonra, ardılı Kanuni zamanında batıya haçlı avrupaya karşı savaşa yöneldi .Bu yolda  üstün kara gücü ve donanmasını kullandı! Lakin Rusya da doğuda güçleniyordu! Bu noktada safevi artığı tahmasb nifak terörünü kullanarak yeniden kargaşa çıkardı ve mezhepçi bir intikamla saldırdı! 7 düvele karşı savaşmakta olan Osmanlı bu iran nifağını başından savmak için Tahmasb ın safevisiyle mücadeleye girişerek defalarca mağlup etti! En sonunda kaçan Tahmasb af dilendi ve Amasya antlaşması 1555 te safevi ve Osmanlı arasında imzalandı!Buna göre; Ardahan,Kars Van,Atabegler ve Erzurum Osmanlı hakimiyetine (rusa karşı) dahil olacak,safeviler sunnilere zulüm etmeyi bırakacak,hacılar ibadetlerini yapabilmek için rahat bırakılacak ,safeviler ehlisünnete ve Osmanlıya hakaret etmeyi bırakacaktı!(Resmi Antlaşmalar-Amasya Antlaşması –Osmanlı/Safevi iran )


 Safevilerin bu antlaşmayı bozarak haçlılarla mücadele eden Osmanlıyı arkadan bıçaklamaya kalkışması ve Ruslarla iş pişirmesi üzerine Sultan 3. Murat ,hem iran tacizlerini durdurmak hem de Rusların safevi desteği ile karadenize inmesini engellemek  için harekete geçti.Bu sefer sırasında Rusları önce Meşaleler savaşında mağlup eden Osmanlı ordusu ,nifakçıları zaptetmek için şah Hüdabende'nin üzerine giderek safevileri bir kez daha mağlup etmiş ve 1590 yılında Ferhat paşa antlaşması imzalanmıştır;
Rus etkisinin arttığı Gürcistan ,Tebriz ,Karabağ ,Dağıstan Şirvan,Urmiye ve Revan (Erivan) Osmanlı egemenliğine bırakılacaktır (bu antlaşma ile Osmanlı, Rusya aleyhine bu bölgelerde hakimiyet tesis etmeye başladı) ve yine şii safevilerin defalarca söz verip uymadığı ; ehli sünnet ve Osmanlı hakanlarına küfür etmeyi bırakacakları konusunda safevi şahı söz verdi! (Resmi Antlaşmalar-Ferhat paşa Antlaşması –Osmanlı/Safevi iran )


Osmanlı iran tehlikesini savuşturup sulh yaptığını zannederek sırtını tekrar doğuya dönüp okunu batı haçlılara çevirdi, lakin hain safevi şii iran yine rahat durmayacak sözünden dönecek ve kalleşlik yapmak için hazırlıklara başlayacaktı!V. Papa nın ispanya ,Portekiz , Polonya ,Rusya, fransa ,İngiltere ve hollanda ordularından bir haçlı ittifakı kurup Osmanlıya saldırmasını fırsat bilen yavşak safevi şahı Abbas Osmanlıyı sırtından bıçaklayarak ;Tebriz, Nahçıvan, Erivan ve Kars'ı ele geçirdi .Burada sözünü unutarak şerefsizce sunni camilerini yıktırdı, ehli sünnete hakaret etmeyi reddeden sunnilere zulüm etmeye başladı! 

Bunun üzerine 7 düvelle savaşmakta olan Osmanlı dönüp oncamücadele arasında delikanlıca bir cesaret ve azimle bir daha iran safevilerinin üzerine sefer düzenledi ve bunda da üstünlük sağlayarak kahpe şahı bir kez daha sulh yapmak zorunda bıraktı!Af dilenen iran safevi şahı İle Osmanlı ,Erdebil surları önünde genç Osman ın onayıyla İstanbul antlaşmasını imzaladılar! Bu antlaşmaya göre yine ve yeniden safevi Şiiler Ashab ı kirama- Ehlisünnete sövmeyi bırakacaklar,Osmanlı toprakları Kanuni dönemindeki haline geri gelecek ve ayrıca safevi iran her yıl belirlenen ölçülerde haracı Osmanlıya ödeyecektir! (Resmi Antlaşmalar-İstanbul Antlaşması –Osmanlı/Safevi iran )


Nadir Şah,durumu kontrol altına aldıktan sonra, İsfahan’a geçerek burada Osmanlı devletine karşı Ruslar ile ittifak yaptı. Ardından Osmanlı topraklarına yöneldi. 1735 Haziran ayında sekiz ay kadar süren bir muhasaradan sonra Gence’yi ele geçirdi. (Sırrı Efendi, 2012: 3-32)

Nadir şah,işbirliği yaptığı Rusya ile düşmanı olduğu Osmanlı devleti arasında vuku bulan savaş sebebi ile batıda emniyetin sağlandığından hareketle yönünü doğuya çevirdi. 10 Kasım 1736’da Isfahan’dan harekete geçen Nadir Şah, Kirman ve Sistan üzerinden Farah, Dalhak ve Dilaram’a ulaştıktan sonra 3 Şubat 1737’de Girişk’e girmişti. (Yazıcı, 2010: 23)

Buna ilaveten İran şahı nadir, Osmanlı ile yaptığı uzun savaşlar nedeni ile ekonomik bir çöküntü içerisine girmişti. Bu nedenle Hindistan seferi ile hem halkın refah seviyesini yükseltecek, hem de dönüşte Osmanlılar ile mücadele için yeterli kaynağa ulaşmış olacaktı. Bu amaç ile Hindistan’ın ele geçirip boşalan hazinesini tekrar doldurmayı amaçlıyordu. (Minorsky, 2001: 25).


-Nadir şah ın Hint seferi sonucunda İran karşısında zor duruma düşen Babür türk Gürkanlı Hükümdarı Muhammet Şah ise İran’a karşı Osmanlı Devleti ile bir ittifak kurmak isteyerek ilişkilerini geliştirmeyi düşünmüştü .(Sevinç, 2011: 19).

Osmanlı, Revan'ı 89 yıl sonra 1724'te tekrar fethetti. Bölgede Osmanlı hakimiyeti tesis edilmişken Nadir Şah'ın İran'da Avşar Türkleri'nin hakimiyetini başlatmasıyla birlikte 1735'te Revan yine kaybedildi. Nadir Şah'ın 1747'de öldürülmesinden sonra bölgede Gürcü prenslerin hakimiyeti görüldü. Ruslar, Ekim 1827'de Revan'ı işgal etti. Revan'ı işgal eden Paskieviç'e Revan Kontu unvanı verildi. 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ruslar ,Osmanlı topraklarından ve İran'dan on binlerce Ermeniyi bölgeye göç ettirilerek nüfus dengesini değiştirmeye başladı.Böylece Revan bir ermeni vilayeti haline geldi ve daha sonra Revan (Erivan), Ermenistan ın var olmak için dayanak olarak alacağı temel nokta olacaktı.(E.Afyoncu ,10.04.2016)

Bu defa da Osmanlıları Gürcistan’dan Pers hükümdarı Nadir Şah çıkardı ve akabinde Nadir Şah Gürcistan’ı gürcü Bagratlıların Kakia sülalesinden gelen 2.Teymuraz’a verdi. Böylece Gürcistan’da 2.Teymuraz’ın hâkimiyeti başladı. Teymuraz 1762’de ölünce Kaheti kralı 2. Erekle bütün doğu Gürcistan’ın kralı oldu. 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca antlaşmasıyla Gürcistan’da Osmanlı etkisinin sınırlanmasıyla Rusya Gürcistan’ın müttefiki haline geldi.(isamer araştırma)

- Nadir şah iranda hakimiyet kurmuştu.Ruslarla yakın ilişkilerini koruyordu, lakin Nadir şah ın ölümüyle Ruslar Nadir şahtan aldıkları imtiyazların etkisiyle iran da etkili olmaya başladı.Bunun sonucunda iran da ve Hindistan da karışıklıklar çıktı .Birkaç hanedan gelip geçtiyse de en son kaçarlar irana hakim oldular.Yıllarca Şiilerin nadir şahlarla ,Abbaslarla ,İsmaillerle  ayakta tuttukları safevi pisliğiyle türk ve İslam aleyhine olsa dahi destek olup büyümesine izin verdikleri Ruslar ,fırsattan istifade ederek bu sefer imparatorluk rusyası çarı irana savaş açtı (1804)ve zaten Nadir şah döneminde kukla prensliklerine sahip olduğu Gürcistan'ı ,revan'ı ve Azerbaycan' ı kolayca aldı!Gülistan Antlaşması ile 1813'te bu savaş Rusların kesin zaferi ile sonuçlanmıştır.Bu durum, orta asya topraklarının büyük çoğunluğunun rus imparatorluğuna geçmesine ,Rusların orta asya da tek hakim güç olmasına neden oldu.

Bu yenilgi iran içinde kaçar hanedanına büyük bir tepki doğurdu! Bunun üzerine kaçarlar Osmanlı ya karşı savaş hazırlığı yapmakta olan fransa dan ve ingiltereden yardım istediler böylece Osmanlıyı durdurmak engellemek ve kovmak için her haltı yiyen bu güruh Rusları adam etmekle kalmayıp bir de üstüne orta asya ,orta doğu, iran ve uzak doğuya İngiliz ve Fransızların sokulmasına izin verdiler.Kaçar veliahtı Abbas Mirza İngilizlerden gaz alarak 1826 da Gülistan antlaşmasını bozup rus imparatorluğuna saldırdı! 


Yıpratıcı mücadelelerde Ermeniler Rusların yanında yer aldı ve seri savaşlarda üst üste darbeler yiyen iran, en son Gence savaşı ile ağır şekilde yenildi.Bu yenilgi ile 1828 de Türkmençay antlaşması imzalandı.Bu antlaşma ;Türke, islama ve Osmanlıya her türlü ihanet ve zararı veren iran safevi kafasının sonunda ileride Türkler ve özellikle Azerbaycan aleyhine Ermenistan ın kurulmasına da öncü olarak Safevi İranlıların Türklere attığı son kazık oldu!

Bu barış antlaşması doğrultusunda gözünü Osmanlı topraklarına , Kudüse ,Akdenize ve orta doğu zenginliklerine dikmiş olan  fransa ve İngiltere de Ruslarla birlikte hareket ederek ,irana ve hindistana siyasi anlamda dolaylı olarak hakim oldular! Böylece Hindistan da karışık durumdan faydalanıp sömürge kolonileri kuran İngilizler,buraya İngiliz valisi atayarak hakim olurken, iranda ise pehlevi hanedanlığını destekleyerek oradaki türk ve sunni varlığını alaşağı ettiler.Türklerin yerine ise şii farsiler irana hakim oldular!Safevi zihniyeti kalleşlikleri ile tüm asya ve ortadoğuyu kafire teslim ettikten sonra ,merkezi iranda da Türk ün üstünlüğünün kaybedilmesine neden oldular.Safevi kafası Türkü her yerden alaşağı ederken,Türk-islamın ezeli düşmanları olan rusa, ermeniye, ingilize ve persi farslılara daima hizmet etti.


İngiliz-rus yakınlaşması sonucunda iran ,bir zamanlar savaştığı Rusya ile işbirliği yaptı ve daha sonra başlayan soğuk savaş döneminde Rusya İngiltere ilişkilerinin bozulmasıyla,iyice  farslaşmış olan iran, 2 ayrı bloğa ayrılan dünyada doğu bloğunu seçerek Rusyanın tarafına geçti. Bu durum bugünde devam ediyor.Tabii bu durum İngiltere nin ve batının tepkisini çekerek iran a karşı ambargo ve tehditleri beraberinde getirdi! (c.alkan –Türklerin orta doğuya etkisi).

Safevi artığı kaçarların irana soktuğu batılı etki , fanatik mollaların baskıcı tavizsiz ve kontrolcü politikayla yönettiği iranda halen daha bile isyanlar kargaşalar çıkarmayı başarmaktadır ve bunun zararı da faturası da köktenci pers yönetim tarafından türk kesimden çıkarılmaktadır!

NADİR ŞAH'IN ADİ POLİTİKALARININ BUGÜNKÜ DÜNYA COĞRAFYASINDA AÇIKÇA GÖRÜLEN SONUÇLARI


1- Ruslarla adam gibi savaşan ve zafer kazanabilen dünya üzerinde çok az sayıda devlet vardır.Bunlardan biri de Osmanlı dır.Kolpa nadir şah, hangi savaşta ruslara karşı savaşmış? Hangi cephe ,hangi savaş ,nerede, ne zaman ? Yok böyle bir savaş.Nadir şah bırak ruslarla savaşmayı,Osmanlıya karşı ruslarla ittifak bile yaptı.Bu yüzden zaten yükselme ve ilerleme çağını yaşayan ve buna karşı tek rakipleri olan Osmanlılarla mücadele eden ruslar ,nadir şahtan destek görüp orta asyaya hakim olma şansı yakaladılar. Eğer o kolpa nadirin ruslara destek vermeseydi ve rusa göz yummasaydı ruslar orada bugün Türkleri hakimiyet altına alıp süper güç olabilir miydi ha?O kolpa Nadir şah Ruslarla iş birliği yapıp Osmanlıyı gürcistan ve azerbaycan dolaylarından ,kısaca orta asya dan atarak burada rus nüfuzunun yerleşmesine izin verdi.Rusların da Osmanlıya karşı savaş açmasından ve yer yer başarılar elde etmelerinden memnuniyet duyan kolpa şaH nadir,İşbirliği yaptığı kankası rusların osmanlı Türkleri ile savaşıyor olmasından dolayı bundan güç alarak batı sınırını güvence altına aldım sırtımı kıçımı sağlama aldım diye düşünerek doğuya yöneldi,çünkü osmanlı ile yaptığı savaşları nadiri çok yıpratmış ve fakirleştirmişti,nadir doğuya hindistana ganimet ve güç kazanmak için yöneldi,burada babür türk devletini yıkarak hindistan ın Türkün hakimiyetinden  çıkıp hindulara,afganistanında türkmenlerin elinden çıkıp peştuna geçmesine büyük hizmet etti.


2- Nadir Şah Orta doğu ve Irak seferlerini de yaptı,Burada Osmanlı ve türkmen gücünü kıran Nadir şah arkasında Irak ve Suriye de öyle bir kaos bıraktı ki,buralara ne Türkler ne araplar ne de farslar hakim olabildiler ,buralara batıdan gelen ingilizler ve fransızlar çöktüler,yahudiler israil devletini kurmak için adım atma cesaretini de nadir şahın bu orta doğu politikasına borçlular.Siyonistler böylece Osmanlı'nın zayıflamasıyla da bunu uygulamaya koyup sonuca ulaştılar.Böylece bugün orta doğunun batılı emperyallerin sömürge alanı olmasında o az bulunur Nadir kolpa adi şahın büyük emekleri ve hizmetleri vardır.Orta doğu,doğu anadolu ve batı asya da Nadir in yol açtığı bu kaos sonucunda ermeni ve kürt milis terör örgütleri yine Osmanlı/Türk düşmanı faaliyetlere imkan buldu o nadir denen yavşak yüzünden.

3- Nadir şah ın Azerbaycan ve İran politikaları da rusun ermeninin gürcünün ve farsların işine yaradı.Gürcistan ve Azerbaycan'da Türk hakimiyeti büyük yara aldı,Nadir in ruslarla kankalığı ve akabinde nadir in zayıflaması ruslara çok büyük hizmet etti.Nadir resmen bu politikası ile Gürcistan Kafkasya ve Azerbaycan'ı ruslara hediye etti.Nadir in zamanında ruslarla Osmanlıya karşı iş birliği yapıp anlaşması sonucu sırtımı güven altına aldım diye yaptığı politika Nadir'in kıçında patladı.Ruslar yok olan Nadir'den kalan son Kaçar hanedanlığını antlaşma kankalık falan dinlemeden üst üste feci yenilgilere uğrattılar. Kaçarlar rezil olmuş şekilde İrana geri çekilirken Azerbaycan ve Kafkas Türk toprakları Rus hakimiyetine girdi.Bu durum Gürcistan ve Ermenistan'ın varlığına temel oluşturdu.Zamanında rusla iş pişirip Osmanlı Türkünü buralardan kovan Nadir şah ,Azerbaycan ve Kafkasları rusa ermeniye ve gürcüye hediye etti.


4- Peki,İran içlerine çekilen Kaçarlara ne oldu?Bunlar da hem Nadir'in tüm türkleri yıkıp yok etmesinden dolayı yalnız kalıp destek bulamadılar, hem de üstüne ruslara karşı defalarca ağır yenilgiler almaları sonucunda iyice zayıflayıp güçten düştüler,bunu fırsat bilen,Osmanlıdan her daim büyük darbeler yiyen ,lakin Nadir şah ın hiç dokunmadığı sırtını sıvazladığı farslar bu sefer harekete geçip Kaçarları feci asimilasyon baskı yağma ve katliamlarla yok ettiler, böylece İran coğrafyası da Nadir şah denen kolpa herif yüzünden Türk'ün elinden çıkıp farsi molla İran'ın eline geçti.

5- Anadolu'da ise Osmanlı Türkleri ,emperyal avrupa haçlılarına karşı yine bir çok cephede savaşarak var oluş ve kurtuluş savaşını kazandılar. Bu sırada Nadir şahın parçalanıp yakılmış ,kendi sarayının kapısında atların ayakları altına atılmış adi kemikleri bile ortadan yok olmuştu,İşte böyle zor bir durumda olan ve bir çok cephede kafire karşı boğuşmakta olan Osmanlı, üstüne bir de onca imkansızlığa rağmen 'Kafkas İslam Ordusunu' kurup silahlandırarak Nadir şah kolpasının rusa ermeniye ve ingilize hediye ettiği Azerbaycan!a girip, rusu ingilizi ve ermeniyi üst üste koyup oradan atarak Orada Azerbaycan Türk devletinin ilk temellerini atmıştır.Bunlar olurken,kolpa adi nadir şah çoktan cehennemi boylamıştı.

İşte Rusların nerden geldiğinin ,nasıl ve kimin desteği ile büyüyüp güçlendiğinin ,Ortadoğu ,orta asya ve uzak doğuda batılıların ve Rusların nasıl ve kimin sayesinde nüfuz kazandığını ve hatta İranda dahi Türk ün tüm orta asya ve uzak doğudan silinip yerine rus, İngiliz, Hindu ve persin geçtiğinin doğru net ve açık tarihi budur. Tüm bunların suçlusu şah İsmaillerin ,tahmasbların Abbasların ,nadir şahların hain kolpa adi safevisidir.Bu kalleşleri Türk kabul etmek Türk ün onurlu şerefli adil ruhuna ve kanına hakarettir!

Yaşasın Savaşçı şehit Osmanlı Türkü ! Kahrolsun safevi nifakçı kalleş hainler!




KÜNYE
Tür;Deneme,Makale,Teori
İçerik;Kültür,Tarih,bilim
Kaynak;Araştırmalarım
Dönem;Temmuz 2018
Güncelleme; Yok