Translate

olaylar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
olaylar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2019 Pazar

COLUMBINE ROCKERS - Eric & Dylan


20.04.1999 tarihinde 2 genç rocker’in kendilerine karşı aralıksız olarak yöneltilen aşağılama ve dışlamaya karşı gerçekleştirdikleri güçlü bir başkaldırı olan Columbine katliamı 13 kişinin ölümüyle onlarca kişinin de yaralanıp sakat kalmasıyla sonuçlanarak ,sansasyon etkisi yapmış ,daha sonra aynı nedenlerden ötürü bir çok örneği yine Abd'de başta olmak üzere dünyanın bir çok yerinde bir çok kez gerçekleştirilmiştir.Buna rağmen ahmak toplum Columbine olayının altındaki gerçeği yine de algılayamamıştır.

COLUMBINE KATLİAMI CANİLİK DEĞİL,ZORBALIĞA KARŞI ETKİYE TEPKİDİR!

2 genç rocker’in kendilerine kötü davranan ve dışlayan zorba ve terörist topluma karşı gerçekleştirdiği Columbine operasyonu ,Abd tarihinin en ağır ve kanlı okul saldırısı vakası olarak kayda geçti,  başta abd olmak üzere dünyada büyük bir sansasyona neden oldu ve aradan yaklaşık 20 yıl geçmesine rağmen halen günümüze dek etkisini koruyan,aynı benzer nedenlerden ötürü yine başta okullarda olmak üzere bir çok farklı ortamda defalarca tekrar edilmiş ,bu sansasyonelliği ile de bir çok filme konu olmuş bir olay.Bu olayın iç yüzünü anlamak için öncelikle Olayın kahramanları olan 2 genç Rocker ‘i tanıyalım;


Eric Harris (09.04.1981 – 20.04.1999 – R.I.P.)

Eric Harris çok zeki ,onurlu girişken ve sağlam karaktere sahip  dürüst bir gençti.Bu özelliklerini de salt olarak açıkça ortaya koyardı.Zaten onun bu eşsiz özellikleri ,ikiyüzlü,sahte ve beyinsiz toplum tarafından ‘farklı’ görülerek dışlanmasına neden oldu!

Eric Haris , Abd ordusunda görevli bir askerin oğluydu.Babasının görevi nedeniyle belli bir yerde uzun süre kalamıyor,çevre edinemiyor, samimi ve sağlam arkadaşlıklara sahip olamıyordu.Eric,sürekli mahalle ve okul değiştiriyordu. Bu durum girdiği her ortamda hep sonradan gelen ,acemi, çömez muamelesi görmesine neden oluyordu. Bu durumun olayda tetikleyici rolünden defalarca bahsedildi.
Diğer bir olgu ise ;Eric in şiddete eğilimli yapısı,bu yöndeki seçimleri,hobileri ve kişiliği olarak gösterildi ve bu daha çok tartışılarak ön plana çıkarıldı.Böylece döndürüp dolaştırılıp bu katliamın suçlusu ve sorumlusu olarak ,belki de bu olayın en başta 2 masum tarafından biri olan baskın karakteri dolayısıyla Erci Harris Gösterildi.Halbuki işin aslı bu değildi;
Asıl sorumlu ve suçlu olan;Eric Harris'i tahrik eden zorbaların başını çektiği terörist toplumdu.Yine onun yönlendiği şiddete eğilimli yapısı ve şiddet içeren hobilerinin sorumlusu da toplumdu. Kısaca,Eric’i bu yola iten toplumun kendisiydi. Çünkü ‘toplum’ Eric’e başka bir yol başka bir şans bırakmıyordu ,onu bu yola iten aşağılık yozlaşmış ve zorba bir terör yapılanması olan ‘toplum’dur.
Burada kötü olan Eric değil toplumdur. Cezalandırılması gereken de Eric değil toplumdu ama ölen Eric oldu.Asıl suçlular ve sorumlular ise bir anda ‘mağdur’ rolü üstleniverdiler.


Burada ‘toplum’ denilen aşağılık olgunun, en başından beri ve her yerde her zaman Eric Harris'i sahip olduğu üstün özelliklerinden ötürü dışlayıp ona işkence etmeye kalkıştığını açıkça görüyoruz. Çünkü Eric,dürüst zeki ve onurlu bir karaktere sahipti.Bu onu en başından zaten toplum karşısında daima  ‘’farklı’’ bir konuma taşıyordu. Böylece Eric bu eşsiz üstün karakterleri ile gittiği her yerde yozlaşmış ahmak toplum mekanizması tarafından dışlandı.

Biz ‘toplum’un aşağılık bir yapısı olarak ;çömezlik ,acemilik tanımı yaparak yeni gelene karşı uygulamaktan çekinmediği negatif baskıcı yada kuşkulu dışlayıcı aşağılayıcı tepki gerçeğini biliyoruz . Fakat ‘toplum’un, bu zorba tepkiyi her yeni gelene göstermediğini de açıkça bilmekteyiz. Bazı ‘yeni gelen’ e karşı aynı ‘toplum’ un  söz konusu şahsı ‘çömez –acemi’ olarak tanımlamayıp ,zorbaca aşağılama dışlama ve baskı mekanizmasını devreye sokmayıp ,aksine bir hayli kabullenici kapsayıcı destekleyici ve yüceltici davrandığını görmekteyiz. Bu noktada ‘toplum’ adı verilen yozlaşmış aşağılık yapının ‘yeni çocuk’ a karşı farklı bir mekanizmayı devreye soktuğunu görüyoruz.İşte Bu ‘toplum’ un ayrım mekanizmasıdır.İşte Eric Haris‘in ‘toplum’u aşan ve ‘toplum’ un alışık olmadığı üstün özellikleri ,Eric’e karşı yoz ve aşağılık ‘toplum’ un buna karşı cevap olarak sürdüğü ayırıcı mekanizması ;dışlama zorbalık,aşağılama baskı ..vb şeklinde negatif olarak etki gösterdi. İşte Eric Harris’in katliam günü giydiği tişörtün üzerinde yazan ‘doğal seleksiyon’ ibaresi bu noktada buna karşı gerçekten alaycı bir başkaldırıydı ve aynı zamanda Eric Haris’in muhteşem zekasının ne kadar nüktedan olduğunu da gösteriyordu.
Böylece Eric Haris,  zorba ve terörist ‘toplum’ un suratında patlayan şerefli bombanın ‘anot’unu oluşturdu.



Dylan Kelbold ( 11.09.1981 – 20.04.1999 – R.I.P. )

Dylan Klebold zeki ,duygusal ,sanatsal yetenekleri gelişmiş, içe kapanık ve güçlü bir kişiliğe sahipti. Dylan’ın ailesi eğitimli ve nazik kimselerdi ve bu Dylan’ın yetişme döneminde onun kişiliğine etki etmişti.Tabii onun bu özellikleri aşağılık ‘toplum’ tarafından dışlanması için yeter de artardı bile.
Dylan’ın kendine has bu muhteşem ve farklı karakteristik özellikleri onun sosyal anlamda pek girişken olmamasına ,kendi halinde takılmasına ve dolayısıyla yalnız bir genç olmasını da beraberinde getirdi.
Bu durum da tabii ki zorba aşağılık terörist ‘toplum ‘ tarafından Dylan’ın sadece dışlanmakla kalmayıp ,onun zorba ‘toplum’ tarafından bir hedef olarak seçilerek sürekli ezilmesine ve kötü muamelelere maruz kalmasına neden olmuştur.
Ayrıca Dylan dediğimiz gibi duygusal ve utangaçtı.Okulda yine farklı ve muhteşem özellikleri nedeniyle terörist toplum tarafından kendisi gibi dışlanan bir genç kızı kendisine yakın bularak aşık olmuş ,lakin utangaç ve çekingen yapısı nedeniyle asla o kıza bunu söyleyememiştir.Bu gerçek daha sonra Dylan’ın günlüklerinden anlaşılmıştır.



Dylan,karakter özellikleri ve yetişme tarzı ile tek başına tehlikeli olabilecek bir yapıda değildi.Lakin Eric Harris ile tanışması ve arkadaş olması ile eksik kalan tarafları tamamlandı.Aynı şekilde Dylan da Eric’in eksik olan tarafını tamamlıyor ve bu iki sıra dışı ve olağanüstü rocker genç bir bütün oluyorlardı.
Zaten bu derin ve samimi arkadaşlıkları da terörist zorba toplumun onları dışlayıp ezmek için hedef seçmeleri neticesinde birbirleriyle bu aşamada ortak bir noktaya sahip olup yakınlaşmalarına ve birbirlerini tamamlamalarına neden olmuştur.Böylece daima yalnız olan ve samimi arkadaşları olmayan bu 2 genç bu andan sonra artık birbirlerinden hiç ayrılmayarak sürekli birlikte vakit geçirirler. Her birinin kendine has karakteristiği bir araya gelince gerçekten patlamaya hazır bir bombayı  meydana getirmiş,Dylan da bu bombanın ‘katot’unu oluşturmuştu.

Dylan Klebold, yalnız duygusal çekingen ve Zarasız görünen kişilerle uğraşmaya kalkmanın şaka olmadığının, insanları dışlayıp herkesin içinde rencide etmenin nasıl sonuçlar doğurabileceğinin en büyük kanıtlarından biridir kendisi. Herkes ezik olacak ve daima sünepe muamelesi görmeye ses çıkarmayacak diye bir kaide yok, bir gün birisi çıkar ve zorba topluma dalarak önüne gelen herkesi delik deşik eder.İşte bu içine kapanık çekingen duygusal ve kolayca itilip tartaklanabilecek kadar zararsız görünen genç ,operasyon sonucu ölen 13 kişiden 12 sini vurarak öldürmüştür.

Tanıştıktan sonra sürekli birbirleri ile zaman geçiren,ortak ilgi alanları,giyim tarzları,yaşam anlayışlarına sahip olup nişan talimgahları ,bomba imalatları,hatta başarısız bir soygun bile gerçekleştiren bu 2 genç ‘Hitmen for Hire’ adlı şu kısa filmi çekmişlerdir;


COLUMBINE OPERASYONU ,BİR KIZGIN ERGEN EĞLENCESİ DEĞİL , EZİLEN MUTSUZ GENÇLERİN BAŞKALDIRISIDIR

Bu 2 rocker genç çok sevdikleri  ‘Naturel Born Killers’ filmine atıfta bulunarak operasyonlarına ‘NBK’ kod adını vermişlerdir. Ayrıca Toplumun tahrik ederek şiddete yönlendirdiği bu 2 genç koyu bir Adolf Hitler hayranıydı ve Columbine operasyonunu da Hitler in doğum günü olan 20 Nisan’da gerçekleştirdiler.Yine bu 2 genç ünlü rock metal grupları olan Rammstein,Marilyn Manson ,Nine inch Nails ve KFMDM gruplarının fanatikleriydiler.

Bu olayda adı geçen bazı grup üyeleri olayla alakalı olmadıklarına dair açıklamalar yaptılar.
Bu konuda Bir çok Medya kuruluşunda ve yapımında konuşan Marilyn Manson; Columbine olayının kariyerini olumsuz etkilediğini belirtmiş ve ‘’benim albümlerimi yasaklayacaklarına silah satışını yasaklasınlar.Ben eğlencemi satıp para kazanıyorum’ şeklinde bir açıklamada bulunmuştur.Albümlerinde toplumun yozlaşmışlığı ve ikiyüzlülüğünü çok iyi bir şekilde ortaya koyan Marilyn Manson’un da bu olaya albümlerinde eleştirdiği ikiyüzlü ve yoz toplumun gözünden bakması da kendisi açısından trajikomik bir durum olmuştur.Çünkü,Marilyn Manson ‘un albümlerinde defalarca değindiği halde ropörtaj verirken unuttuğu şey; burada asıl sorun ‘serbest silah satışı ‘ değil ,burada asıl sorun; ’’Toplumun dışlayıcı aşağılayıcı baskıcı zorba ve terörist yüzü ve bunun getirdiği vahim sonuçlar’’dır.


Çünkü genç bir birey ,toplum tarafından sürekli dışlanıp aşağılanıp ezilerek içi nefretle dolmuşsa ve bunu dışa vuracak noktaya gelip pimi çekilmiş patlamaya hazır bir bomba haline gelmişse artık, Silah satışını kısıtlayarak o gençlerin içindeki nefreti açığa çıkarmasına asla engel olamazsınız.Bildiğimiz gibi Eric ve Dylan satışı yasal olan tehlikesiz ve basit maddelerden bomba yapıyorlardı,yine bir saldırı yapmak için ateşli silah bulamazsa bıçak balta ve sopa ile bunu yapabilirlerdi. Burada sorun silah satışının kolay yada serbest olması değildi,bu asıl sorun değil,silah satışını kısıtlamak asıl sorunu çözmez,bu asıl sorunun başka yollarla ortaya çıkmasına ve tatmin edilmesine neden olur.Columbine Katliamı bunun en bilinen kanıtı ve akabinde bu olayla aynı şekilde aynı nedenden ötürü bir çok kez tekrarlanan örneklerini de gördük. Ama gördüğümüz diğer bir şey de Marilyn Manson’un bile bu noktada saçmalamış olduğudur.

  
Columbine operasyonu başta 50 kg.lık propan tankının bombaya dönüştürülmüş halinin okul yemekhanesinde patlatılması planıyla başladı ,bunun yanı sıra birbiri ile bağlantılı olan bir çok basit ses bombası düzenekleri okulun farklı noktalarına yerleştirilmiştir.Operasyonun ana kısmı olan  başlangıcı propan tankından oluşan bombanın  patlamaması ile başarısız oldu.Bunun üzerine genç ikili birbirine bağlı ses bombalarının bazılarını infilak ettirdi ve böylece Columbine Operasyonu hem planın asıl kısmının başarısız olmasıyla panikleyen Eric ve Dylan ile ses bombalarının etkisi ile panik halde kaçışan diğerleri arasında bir kaos ortamında gerçekleşti. Propan bombanın patlamaması ile operasyonun A planı başarısız olunca genç nişancı ikili B planını uygulamak zorunda kaldılar.Eric sahip olduğu 9 mm'lik hi-point karabina ile ve Dylan ise taşıdığı 9 mm'lik tec-dc9 ingram yarı otomatik silahlar ile saldırıya geçtiler. Sonuçta 13 kişi öldü 24 kişi yaralandı.Eric ve Dylan ise ellerindeki silahları birbirlerine doğru ateşleyerek intihar etmişlerdir.Ailelerine bıraktıkları mesajlarda ise;

Eric Harris: '’ Annem ve babam inanmayacak, allak bullak olacak, biliyorum. Bununla başa çıkamıyorum. Bu kadar... üzgünüm, hoşçakalın. ‘'

Dylan Klebold: '’Kıyamet yarım saat sonra başlayacak. Zaten hayattan haz almıyorum, buradan daha iyi bir yere gideceğimi biliyorum. ‘'


İşte bu 2 gencin davranış ve düşüncelerindeki değişim ve operasyon öncesi bıraktıkları yukarıda değindiğimiz son mesajlarında,bu olaya ‘vurdulu kırdılı  şiddet içeren pc oyunlarının etkisinde kalmış akılsız 2 ergenin yediği halt’ biçiminde bakıp,olayı küçümseyip basite indirgeyerek kendilerinin ve kendilerinin mensup olduğu o aşağılık ahmak ve yozlaşmış toplumun rezilliğini kapatıp ,kötülüklerinin üstünü örtmeye kalkmalarına karşı işte bu gerçeği bunların aşağılık kıçına monte ederek rezilliğinizi suratınıza vurmaya devam ediyoruz;

Olayların ardından okulun çevresinde ölenlerin anısına geçici haçlar yerleştirilmiştir. Bu tahta haçlardan ikisi Eric ve Dylan içindir. Terörist ve zorba toplum militanı bazı velilerin müdahalesi üzerine haçlar kaldırılır. Ancak o sene sonunda basılan yıllıklarda ikilinin fotoğrafları kaldırılmaz. Birkaç yıl sonra okulun içerisinde ‘tüfek objesi ’ bulunduran logosu değiştirilir ve bahçesine yapılan anıtta ise sadece öldürülen 13 öğrencinin ismi yer almaktadır.Zorba Terörist ve aşağılık toplum kendi sorumluluklarını yine göz ardı etmiş,toplumun rezilliğini ve ikiyüzlülüğünü açıkça gözlerine sokan ölümüne neden oldukları Eric ve Dylan isimli bu 2 genç kahramanın  adlarına bu anıtta dahi tahammül edememişlerdir.
Zaten bu terörist zorba toplum o 2 genç rocker in en baştan beri var olmalarına ve mutlu olmalarına da tahammül edememişlerdi.İşte sonuç ortada; Bam Bam Bam!


ERIC HARRIS VE DYLAN KLEBOLD SUÇLU DEĞİL BİRER UYARIDIR,HALEN DERS ALINMIYORSA VE BUNLAR TEKRAR EDİYORSA ,BUNUN SORUMLUSU ;ZORBA VE TERÖRİST OLAN TOPLUMDUR.

Bu olaya hitaben en ünlü eser olarak;yapımcı Michale Moore ‘un ‘’Bowling for Columbine’’ adlı belgeseli öne çıkar .Moore bu belgesel ile Oscar almıştır.Yine Gus van Sant’ın ‘elephant’ adlı filmi ve Flyleaf grubunun ‘Cassie’ adlı şarkısı da göze batan eserler oldular.

İşte bu olay, ‘toplum’ adı verilen terör yığınının nerede ne zaman ve nasıl olursa olsun ne kadar aşağılık ve adi bir yapı olduğunun kanıtıdır ve işte bu gerçek Columbine katliamı’ nın asıl nedenidir.Burada suçlu olan Eric Harris ve Dylan Klebold değil,burada suçlu olan toplumdur.Columbine katliamı sonrası Eric ve Dylan en başta ölmemesi gereken kişilerdi,hatta belki de Columbine katliamında ölen 13 kişi de ölmeyi hak etmiyorlardı.Columbine Katliamında araştırdığımız kadarıyla ölmesi gereken asıl zorbalar bundan kurtuldular. Eric ve Dylan saldırıyı en ince ayrıntılara dek planlamış olsalar da,ilk bombalı saldırının başarıya ulaşmamasının getirdiği aceleyle B planını devreye sokmaları akabinde de hedefleri rastgele seçmeleri ,ölmesi gereken asıl zorbaları ıskalamalarına neden oldu.Bu bile toplum olgusunun ne kadar aşağılık ve sefil olduğunun kanıtıdır.Asıl zorbalık ve yozlaşmışlık ile mücadele etmeyen ve buna engel olmayan toplum bütünlüğü ve güvenliği savunucuları ,Columbine operasyonunda bu 2 kahraman genç rocker’i asıl hedeflerinden uzaklaştırıp rastgele ve plansız bir saldırıya mecbur bıraktılar. Böylece toplumun güvenliğini sağlayan kolluk kuvvetleri 2 kahraman gencin intihar etmesine ve olayla alakasız bir çok insanın ölmesine neden olurken, asıl zorbaların yine paçayı kurtarmalarına ve onların aşağılık gereksiz sefil hayatlarını sürdürmelerine  yol açarak topluma hizmet görevlerini yine en iyi (!) şekilde yerine getirmiş oldular.

Eric Harris ve Dylan Klebold ,sizi daima saygıyla hatırlayacağız!



KÜNYE
Tür;Sosyoloji,Yaşam
İçerik;Biyografi,olay
Kaynak;Olaylar
Dönem;Kasım 2019
Güncelleme; Yok

15 Temmuz 2019 Pazartesi

graveROCK-Ölüler- Rocker's dead

graveROCK - ÖLÜLER - ROCKER'S DEAD




Bon Scott -Ac/Dc- (09.06.1946-20.02.1980)


Ac/Dc grubunun malzemelerini taşıyan kamyonun şöförlüğünü yaparken sesinin kalitesi fark edilerek grubun vokalisti olan Scott grubun rock dünyasında yer edinmesinde de önemli bir yere sahip olmuştur.Highway To Hell albümü Scott'ın AC/DC ile yaptığı ilk ve son albüm oldu.33 yaşında bir gece aşırı alkol aldıktan sonra arkadaşının arabasında sızdı ve onu bulduklarında ölmüştü.Ölüm nedeni ise kendi kusmuğunda boğulmasıydı.Ölümü kayıtlara kaza olarak geçti. Ölümünden sonra, Brian Johnson ile yoluna devam etme kararı alan Ac/Dc’nin Brain ile çıkardıkları ilk albümü olan Back in Black’te yer alan ‘Have a Drink on Me’ şarkısı Bon Scott adına ihtaf edilmiştir.

Brian Jones -Rolling Stones- (26.02.1942-03.07.1996)


Lewis Brian Hopkins Jones, The Rolling Stones grubunun kurucu üyesi ve İngiliz rock müzisyeni. Brian, blues gitaristi olmasının etkisiyle grubun yükselişinde önemli bir paya sahiptir.Zamanla Grubun Rock'n Roll tarzına hızla kaymasıyla Brian o ilk dönemlerdeki etkisini kaybedip ,Mick Jagger ve Keith Richards’ın gölgesinde kaldı ve 1969 yılında gruptan ayrılarak yerini Mick Taylor’a bıraktı.

Rolling Stones tekrar kurulduğu zamanlarda Brian'ın içine düştüğü uyuşturucu bağımlılığı onun turlara çıkmasına ve kayıtlara katılmasına iyiden iyiye engel olacak bir seviyeye gelmişti artık.Grupta Jagger'in liderlik rolü üstlenmesi,birde üstüne Richard'ın Brian'ın kız arkadaşına asılması tansiyonları iyice yükseltmişti.Brian,Haziran 96'da grubu terk ettikten 1 ay sonra Hartfield İngilterede'ki çiftlik evinin yüzme havuzunda ölü bulundu.Resmi açıklamalara göre 27 yaşında bir kazaya kurban gitmişti.Böylece 27 yaşında ölen Rockerler silsilesinin başlangıcını oluşturdu.Esrarengiz ölümü üzerine kitaplar bile yazıldı;biri Laura Jackson tarafından yazılan 'Golden Stone-The Untold Life and Death of Brian Jones' diğeri ise Geoffery Giuliano'nın "Paint It Black-The Morder Of Brian Jones"adlı kitabı.Uzun bi süre sonra Brian'ın kız arkadaşı Anna Wohkin'de "Murder of Brian Jones"adlı kitabı yazdı.Anna'ya göre Brian tahmin edilenin aksine uyuşturucu veya alkolden ölmedi,çünkü o zamanlar bunları kullanmayı bırakmıştı ve şüpheli olarak Brian'ın çiftliğinde çalışmış Frank Thorogood'u gösterdi.Ona göre Frank,Brian'ın para için öldürülmüş olabilirdi.Polis araştırmayı tekrar başlattı ama ne yazık ki kayda değer birşey bulunamadı

Clifford Lee Burton -Metallica- (10.02.1962-27.09.1986)


Metallica'dan önce Trauma ve Flotsam&Jetsam'da çalan unutulmayacak bir müzisyendi.Metallica'nın emin adımlarla yürüdüğü yollarda hep izleri vardı.The Justice Tour için İsveç'e giderken buzlu yolda trafik kazası sonucu turne otobüsünün camından fırlayarak öldü.Trajik Ölümü Grupta büyük üzüntüye yol açtı ve yerinin hiç dolmadığı söylendi.Kendi kuralları olan,bass gitarı penasız çalan,diğer Metallica elemanlarından farklı daha geleneksel bir heavy metal tarzına sahip biriydi,kurşun yerine bıçak atan bir silah icat etmeyi istedi hep.Anısına ‘To Live Is To Die’ şarkısı yazıldı. Grup tarafından özümsenen Burton,Metalica grubu üyeleri yerine gelen basçıların hep onunla kıyaslanmasına sebep oldu.Bu durum Metal aleminin en dikkate değer basçılarından biri olan Jason Newsted in sürekli dışlanıp gruptan ayrılmasına bile neden olmuştur.Neredeyse tüm Metallica konserlerinde,Kirk Hammet tarafından anısına,bir gitar klasiği olan Goin Down'ın küçük bir pasajı çalınır.

Criss Olivia -Savatage-  (03.04.1963-17.11.1993)


 1978'de Florida'da Jon(vokal)ve Criss(gitar) kardeşler tarafından Avatar adında kurulan grup sonra adını Savatage olarak değiştirdi.Judas Priest ve Iron Maıden tarzında müzik yapan grubun tarzı;dramatik ve kompleks müziğin operatik konsepte buluştuğu melodik hard rock olarak tanımlayabiliriz.Rock metal dünyasında bilinen ama hak ettiği değeri tam bulamayan gitaristlerin başında gelen Criss çelik pena kullanmasıyla ünlüdür.1993'de Criss ve karısı Dawn Floida'daki Livestock Müzik Festivaline giderken,sarhoş bir sürücünün neden olduğu araba kazasında,Criss 30 yaşında öldü.Criss'in daha önce çıkarmayı planladığı Tac Mahal adlı solo proje John tarafından tamamlandı.Mezarı Florida'nn Palm limanında bulunuyor.Criss'in yerine Testament'in eski gitaristi Alex Skolnick geçti.Bu olaydan sonra John bir süre vokal yapmadı.Vicious Rumors, Word of Mouth albümündeki Thunder and Tain adlı parçayı Criss Oliva'ya adıyor.Lakin grubun vokalisti Carl Albert de bir araba kazası geçirerek 1995 te hayatını kaybetmiştir.

Chuck Schuldiner -Death- (13.05.1967-13.12.2001) 



Death Metal türünün isim babası ve efsanevi grup Death'in hem vokali hem de gitaristiydi.1999'da beyninde bir tümör olduğu teşhis edildi,2000’de birdizi operasyon geçirdi ve düzeldi derken ileriki aylarda Chuck'ın durumu yine kötüleşti ve 34 yaşında öldü.Müzik kariyeri 1983'ün sonlarında Mantas'a gitarist olmasıyla başladı,1983'de 16 yaşındayken Death'i kurdu ama 1987'ye kadar ilk albümleri Scream Bloody Gore yayınlanmadı.Chuck,bir gitarist olarak yazdığı keskin rifler ve Rob Halford'san esinlenerek yarattığı güçlü scream vokalleriyle extreme death metalin en yukarılarına taşıdı Death'i.90ların sonuna doğru Control Denied adlı yan projesiyle de uğraştı.Her şeyden önce profesyonel bir müzisyen,usta bir besteci ve underground bir efsane olarak kaldı hafızalarda.Chuck'ı Anma Geceleri hala devam etmekte.

Cozy Powell -Black Sabbath- (29.12.1947-05.04.1998)


Davulcu Cozy(Colin) Cozy Powell, İngiliz baterist. Asıl adı Colin Flooks olmasına rağmen adını caz davulcusu olan Cozy Cole'dan esinlenerek Cozy Powell olarak kullanmıştır. 1998'de 50 yaşındayken İngiltere'de bi trafik kazasında aldığı ağır yaralardan dolayı öldü.Rainbow,Black Sabbath,Jeff Beck,Geneva,The Who's Roger Daltrey,Gary Moore,Queen's Brian May,Whitesnake,Michael Schenker,Peter Green,Lake and Powell gibi büyük gruplarda ve kendi projesi Cozy Powell's Hammer'da davul çaldı."Best of Cozy Powell"adı atında Cozy'nin 3 solo projesini yayınlandı 


Dead (Per Yngve Ohlin) -Mayhem- (16.02.1969-08.04.1991)


Mayhem'in ilk kadro değişimi efsane vokalist Dead'in,Morbid(sadece December Moon adlı demoda yer aldı)grubundan ayrılıp Mayhem'de Messiah'ın yerine geçmesiyle oldu.1991'de çıktıkları Almanya turunda Mayhem en extreme sahnesinde konser veriyordu.Dead sahnede jilet ve kesici aletlerle kendini keserken,domuz kafaları havada uçuşuyordu.Bu turun bitiminden kısa süre sonra Dead,Euronymous'un dağ evinde tüfekle kendini vurdu.Çok az konuşan,kendi içine kapanık ve melankolinin dibine vurmuş biriydi.Bu dünyaya ait olmadığını düşünürdü.Konserler Dead'le birlikte ölümcül bir hava kazanmıştı;konserlere getirdiği ölü kuzgunu ile parçalara"ölümün nefesini koklayın"diyerek başlardı.Euronymous dükkanında cesedini bulduğunda fotoğraflarını çekti ve daha sonra albüm kapaklarında kullandı..Geriye ironik bir not bırakmıştı"Excuse all the blood".1992'de Mayhem"Live in Leipzing"adlı resmi live albümü Dead'in anısına yayınladı,kapakta ise"Died By His Own Hands"yazıyordu.

Çok genç yaşta intihar eden Dead ,black metal dünyasında rol model karakter ve müzisyen olarak efsaneleşmiştir.Kendi eseri olan ‘Freezing Moon’ şarkısı da kült bir black metal örneğidir.En çok anılan ve tartışmaların yapıldığı Dead in intiharında , katıldığı Mayhem grubunun kurucusu olan Euronymous,çoğu kez dolaylı nedenlerden etkisi olduğu nedeniyle suçlanmıştır.

Dimebag Darrel -Pantera- (20.08.1966-08.09.2004)


Damageplan ve Pantera'nın gitaristi 38 yaşında Ohio'da bir gece klubündeki Damageplan konserinde vurularak öldürüldü.Bir country bestecisi olan Jerry Abbot'un oğlu olan Dimebag,En başta bateriye yöneldi lakin bateride fazla iyi olmadığını düşündü ve gitara merak salarak Texas'taki stüdyolarında çalışan blues gitaristlerden etkilendi.16 yaşında katılmaya başladığı gitar yarışmalarında sonunda men edildi,çünkü katıldıklarının hepsini kazanıyordu.Rebel Meets Rebel adı altında country müzisyeni David Allan Coe ile çalışmalarda bulundu ve Casoline adlı yan projesiyle uğraştı.1981 de bateride sayılı yetenekler arasında gösterilen kjardeşi Vinnie Paul ile birlikte efsaneci Pantera grubunu kurdu ve rock metal tarihine geçti.Guitar World adlı bir dergide yazdığı teknik yazılar "Riffer Madness"adlı bir kitapta toplandı.Metal camiasında sağlam yere sahip bir gitaristti,öldükten sonra pek çok müzisyen onun adına demeçler verdi.Black Lebel Society'nin Mafia albümünden In This River parçası ölümünden sonra yakın arkadaşı Zakk Wylde tarafından Dimebag'e adandı.

Einar Andre Frederiksen -Funeral- (04.06.1973-10.02.2003)


Funeral adlı Norveçli funeral/doom grubunun basçısı ve bestecisi Şubat 2003'de intihar etti.Einar'ın ölümüyle büyük bir üzüntüye kapılan grup yeni basçı aramak yerine her şeyi dondurdu. Funeral doom olayını sadece müziğine işlemeyen aynı zamanda bunun psikolojisini tamamiyle gerçek hayatına yansıtan Einar Manik depresifti ve vücuduna defalarca faça jilet ve bıçak yaraları kazırdı hatta vücudunda façalardan yer kalmamıştı ,onun bu kesiklerle dolu vücudunun bir resmi mektup arkadaşı oldukları söylenen Abyssic Hate'in Suicidal Emotions albümünün kapağını oluşturmaktadır. Ölümünden yaklaşık 1 yıl sonra çıkan fallen albümü A Tragedy's Bitter End kendisine adanmıştır. Ayrıca Funeral'ın From These Wounds albümünün ismi de Einar'ın şiirlerinden alınmıştır.

Eric Carr -Kiss- (12.06.1950- 24.10.1991)


Gerçek adı Paul Caravello olan Eric,müziği bırakmayı düşündüğünde,geceleri Flasher adlı bir rock cover grubunda davul çalıp,gündüzleri ise soba tamiri yapıyordu.Bir arkadaşı Kiss grubunun davulcu değişikliğini Paul'a haber verdi ve Paul bir demo ve foto ile gruba katılmak için başvurdu.Yeteneğine hayran kalındı ve Paul artık Eric Carr olarak bilinmeye başladı.Devasa bir bateri seti ile Grubun tarzını daha hızlı ve sert hale getiren Eric'in kötüye giden sağlığı nedeniyle Kiss’in 1991'deki yeni albüm çalışmaları ertelendi,daha sonra çok nadir görülen kalp kanseri olduğu açıklandı ve 41 yaşında öldü. 

Euronymous (Qystein Aarseth) -Mayhem- (22.03.1968-10.08.1993)


Kariyerine 1986'da çıkardıkları Pure Fucking Armageddon albümüyle başlayan Mayhem,2.kuşak Black Metalin öncüsü olup,Black Metal Mafia olarak bilinen ‘True Norwegian Black Metal Hareketi’ ile tarihe geçmiş inanılmaz bir gruptur.Euronymous,1991'de Oslo'da bugün artık bir nevi black metal müzesi haline gelmiş olan Helvete(cehennem)adlı bir plak dükkanı açmıştı,Deathlike Silence adında da sadece şeytani müzikler yapan underground gruplarla ilgilenen küçük bir şirketi vardı ve Mayhem,Darkthrone,Emperor ve Burzum'dan oluşan The Black Circle'ın kurucusuydu.Bu gruplar Black Circle'ın dış kısmını,fanlar ve gruba katılmak isteyen Black Metal grupları ise iç kısmını oluşturuyordu.Black Circle'ın hristiyan kliseleri yakma,İngiltere,İsveç ve Finlandiyalı grupları tehdit etmek,uyuşturucu,darp,toplum huzurunu bozmak ve hatta cinayet gibi olaylara adı karışmıştır.
Euronymous için ölüm bulutları, dead in intiharı sonrasında onu sürekli aşağılayıp akabinde intiharı sonrasında da dağılmış kafatasının resimlerini çekip parçalarını yakın arkadaşlarına dağıtmasına tepki gösteren Mayhem Basçısı Necrobutcher in yerine gruba yeni basçı olarak The Count Grishnack (Varg Vikernes)'ın katılmasıyla toplanmaya başladı.Varg’ın dead ve Necrobutcher gibi ağırbaşlı olmaması asi ve dikkafalı karakteri ortamda kral gibi davranan Euronymous ile Varg arasında bir güç ve iktidar savaşına dönüşmeye başladı,Ayrıca Varg’ın muhteşem bir müzik yeteneğine sahip olması ile tek başına kurup götürdüğü Burzum un gittikçe hayran sayısını arttırması Euronymous ve Mayhemi gölgede bırakmaya başladı ,bu Vrag ile Euronymous arasında şiddeti gittikçe artan bir rekabete yol açtı.Varg ın da Black Circle'da yapılanları arkadaşlarına anlatması ve Euronymous u hedef göstermesi ile çıkan söylentilerle kopmalar başladı.Euronymous bundan hiç hoşlanmadı ve The Count ile sözlü kavgalar başladı.Bu sırada Burzum'un Deathlike Silence'dan bir türlü çıkamayan albümü de kavgayı iyice körükledi.Trajik son 9 Ağustos'a denk geldi,Varg Vikernes,Euronymous'un evine gelerek kontrat hakkında konuşmak için içeri girdi.Black Circle,kontrat ve Lisa adlı hatun kişi hakkında başlayan alevli tartışmalar Varg'ın Euronymous u 23 yerinden bıçaklamasıyla ve bıçağı kafasına saplayıp öldürmesiyle son buldu. Euronymous mezarı boylarken ,Varg o zamana dek norveçteki en ağır ceza olan 23 yıl müebbet hapse mahkum oldu.Varg ,hapishanede ve sonrasında bugün kısmen müzik çalışmalarına devam ederken, bu olay ve kişiler black metal dünyasında hala en çok konuşulan ve tartışılan olgular olmaya devam ediyor.Tüm bu yaşananlar ,hem ünlü metal belgeselleri 'Metal;A Headbang Journey' ile 'Until the Light Take Us ' a ,hem  de son olarak 2019 yapımı 'Lord of Chaos' adlı filme konu oldu.

Jim Morrison -The Doors- (08.12.1943-03.06.1971)


Doors'un vokalisti ve söz yazarı olan Jim,tam bir psychedelic rocker ve şairane bir sanatçıydı.Kaliforniya'nın Bohem yeraltı dünyasından Nietzsche'ye kadar herşeyi müziğine adapte etmeye çalışmıştır.Ayrıca döneminin en aşırı uç sanatçılarından biriydi,sansasyonel şarkı sözleri ve sahne performansları nedeniyle sahnedeyken polis tarafından göz altına alınmıştır.Bu yaşam tarzı sonucunda Jim'in alkol ve uyuşturucu problemleri fazla sorun olmaya başlamıştı.Bir barda çektiği saf kokainden öldüğü söylense de resmi açıklama evinin banyosunda kalp krizinden öldüğüdür.(Doors filmindede aynen canlandırıldığı üzere).Lakin cesedine otopsi yapılmadığı ve kalp krizi teşhisini koyan doktorun isminin tıp listesinde bulunamasından dolayı ölüm biçimi hala tartışmalıdır.27 yaşında vefat ederek ‘27ler klübü’ne dahil olan Jim’in resmi ölüm nedeni; alkolün kalbini tahrip etmesi ve ani ısı değişiminden kalbinin durmasıydı.Viskiye düşkünlüğüyle bilinen Jim'in ölüm yıldönümlerinde hayranları tarafından mezarına viski dökülmektedir.Mezarı,Oscar Wilde,Chopin,Proust ve Jean-Paul Sartre'ın da mezarlarının bulunduğu Fransız Pere Lachaise'de. 

John Bonham-Led Zeppelin- (31.05.1947-25.09.1980)


İlk grubu Terry Webb and the Spiders'dı,sonra Crawling King Snakes,Robert Planet'le birlikte A Way of Life'da ve en sonunda Led Zepplin'de davulları çaldı.Arkadaşının evinde sayısız alkol aldı,bu sırada eroinden uzak durmak için ilaçta kullanıyordu.Yüzükoyun uyuya kaldı ve kendi kusmuğunda boğularak öldü.Canlı performanslarında en çok sevdiği şey davul çalarken bir yandan alabildiğine yüksek sesle bağırmaktı,bununla ekstra bir üstünlük sağladığını düşünüyordu. Konserlerde 1,5 saate varan davul soloları ile ünlenen ‘’Bonzo’’ lakaplı Bonham, çoğu kişi tarafından dünyanın en iyi bateristi olarak kabul edilir.Onun ölümünden sonra Led Zeppelin grubu da tarihe karıştı.

Freddie Mercury-Queen- (05.09.1946-24.11.1991)


Rock Metal dünyasında efsane olan Queen grubunun kurucusu ve bel kemiği olan ,unutulmaz Özgün ve güçlü vokalist aynı zamanda şarkı yazarı olan ,parlak sahne şovları ile adından çokça söz ettiren,döneminde ve sonrasında bir çok müzsiyenin ve grubun da örnek rol model olarak aldığı Freddie Mercury(Faroukh Bulsara),özel yaşamı ile de sürekli göz önünde olmuş ve hızla bozulan sağlığıyla ilgili çıkan söylentilerden sonra 91'de aids olduğunu açıkladı ve 48 saat sonra 45 yaşında bronşit zatüreden dolayı öldü.Zaman zaman operatik tanımlanan vokali,güçlü armoni unsurları bulunan besteleri ve vokal düzenlemeleri ve komplex melodileriyle hafızalarda yer etti.

Ronnie James Dio -Dio - (10.07.1942 – 16.05.2010)


Rock metal dünyasının Efsanevi clean vokali olan Ronnie ,Black Sabbath Deep Purple ve Rainbow gibi gruplarda yer aldı Dio grubunun da kurucusu oldu.Bir çok muhteşem şarkıya ,benzersiz ses tonu ile imza atan Ronnie,Metal dünyasındaki ünlü devil horns el hareketinin de mimarıdır.Uzun ve efsanevi müzik kariyeri boyunca bir çok unutulmaz grup ,şarkı ,albüm ve konser performansına imza atan ,asıl adı Ronald James Padavona olan İtalyan asıllı sanatçı ,15 yaşından itibaren 2009 yılına dek şarkı söylemeye, albüm çıkarmaya ve konserler vermeye devam etmiş,Ağustos 2009 daki son canlı performansını grubu Heaven & Hell ile New Jersey’de sergileyen Ronnie’ye bundan 2 ay sonra kanser teşhis kondu ve 2010 yılında da mide kanserine yenik düşerek 68 yaşında bir rock efsanesi olarak zirvedeyken hayata gözlerini yumdu.

Lemmy Kilmister –Motörhead- (24.12.1945- 28.12.2015)


Gerçek ismi Ian Frazer Willis olan ve kurduğu Motörhead grubu ile Rock müziği agresifleştirip sertleştirerek Heavy metal in babaları arasında yer alan İngiliz asıllı rock metal duayeni. Kendine has kirli ve boğuk gırtlak vokaliyle heavy metal in dev ismi haline gelmiştir.Ayrıca,RickenBacker onun adına özel olarak 4004 LK gitar modelini geliştirmiştir.Lemmy,O günden beri her konserini ve albümünü bu gitar ile yaptı.
Bir çok sanatçı ve gruba ilham olmuş ve şarkılarını vermiştir.Bir çok şarkısı da defalarca coverlenen Lemmy,Gençliğinden beri çok ilerlemiş yaşına rağmen Sansasyonlarla dolu hızlı yaşamı ile kumar,alkol ve madde bağımlılığı ile özellikle de yoğun sigara kullanımı ile biliniyordu.Bir çok albüm ve konsere imza atan ,yapımcılık yapıp,filmlerde de oynayan Lemmy kilmister,70. yaş gününden 2 gün sonra artık son evresine gelmiş bir kanser hastası olduğunu öğrendi.Son birkaç günü ailesi ile geçirdikten sonra yaşamını yitirdi.

Kurt Donald Cobain -Nirvana- (20.02.1967 – 05.04.1994)


Kopuk şarkı sözleri,riffleri,gitarları yere vurup kırdığı sahne performansları,tipi,sesi,giyim tarzı,sansasyonel hayatı ile bir çok kişinin rol modeli ve ilham kaynağı olan unutulmaz rock Sanatçısı Kurt Cobain,Kurucusu olduğu Grunge Rock Grubu Nirvana ile rock efsaneleri arasında yerini almıştır.Çok küçük yaşta boşanıp dağılan bir ailede büyüyen Cobain hassas bir psikolojik yapıya sahipti,kendini sırf müziğe veren ,hep içe dönük,asosyal,depresif olan ve çoğu zaman mutlu görünmeyen Cobain buna rağmen çoğu şarkısını yazdığı ve ayakta tuttuğu Nirvana grubu ile kısa sürede dikkat çekip şöhret başarı ve zenginliğe ulaştı.Lakin hassas yapısı bu yaşamı kaldıramadı ,problemli ergenlik döneminde lisede alıştığı uyuşturucu,bu şaaşalı hayatında daha çok ön planda olmaya başladı ve gittikçe dozajı arttı.Bu dönemde ağır depresyon tedavisi ve ilaçlar almaya başladı ,kariyerine odaklanamadı .Bu durum Nirvana nın başarısını olumsuz yönde etkilerken ,sansasyonel bir evlilik yaptığı ünlü grunge grubu Hole ‘un solisti Courtney love ile birlikteyken ve 1 kız çocuğu olmasından kısa bir süre sonra evinde yalnız başına uyuşturucu alıp bir intihar notu bırakarak ağzına dayadığı av tüfeği ile intihar etmiştir.İntiharından sonra özellikle intihar notundaki yazının kendisine değil de eşi Courtney in el yazısına benzediği iddiası üzerinden öldürüldüğüne dair söylentiler yayıldı ama itibar bulmadı.Ölüm yaşı itibariyle ‘27liler klübü’ nün en önemli ve ünlü üyesi durumundadır.Converse ayakkabılar ile özdeşlenen Cobain bugünde rock metal dünyasında unutulmayan bir efsane konumunda.

Quorthon -Bathory-  (17.02.1966- 03.06.2004)


Gerçek ismi Thomas Börje Forsberg olan ve Bathory grubunun Kurucusu ,beyni ve tek elemanı olan Quorthon bir sabah dairesinde ölü bulundu.Ölüm nedeni kalp kriziydi ve daha 38 yaşındaydı.Önceleri daha hızlı black metal yaparken "Blood Fire Death albümüyle müziği daha çok epik/nordik öğeler içermeye başladı.20yıllık kariyeri boyunca 14 albüm yaptı ve tamamını kendi yazıp çizip çaldığı şarkıları milyonlarca sattı ama Bathory'nin popülerliğine rağmen,Quothon sansasyonlara girmeyen mütevazi yaşamıyla daha çok bir anti-rock star profili çizdi,Pek çok rock- metal grubuna hem tavırları hemde müziğiyle esin kaynağı oldu.

Cem Karaca – Apaşlar - (05.05.1945-08.02.2004)



Muhtar Cem Karaca, Türk rock müziği sanatçısı, Vokalist,besteci, tiyatrocu ve sinema oyuncusu. Apaşlar,Kardaşlar,Moğollar ve Dervişan gibi gruplarla Anadolu rock türünün kurucularındandır. Birçok grupla çalışmış, kurucu ve yöneticisi olmuş, güçlü bir rock kültürü oluşturulmasının öncülerden olmuştur.

Müziğe ailesinini karşı çıkmasına rağmen yönelmiş ve zor bir süreç yaşamıştı.Keza yapmak istediği tarz ülkede bilinmeyen ve pek dinleyicisi de olmayan bir tarzdı.İlk başta Apaşlar grubuyla semfonik rock tarzı müzik yaparken ,daha sonra ülkede siyasi gündemin artmasıyla siyasi söylemler barındıran bir yol seçmek istemesi üzerine Kardaşlar grubuna yöneldi.Moğollar grubunda da bu yolu kısmen izleyen Karaca,Dönemin baskıcı ve darbeci zihniyetinin hışmına uğradı,şarkıları yasaklandı ,yargılandı ve ülkeden sürüldü.Almanyaya gitti bir dönem dervişan grubuyla devam etti daha sonra solo çalışmalara yöneldi.
Daha sonra sürgün yasağının kaldırılmasıyla ülkesine döndü.Bu noktada türlü eklleştirilere maruz kalan sanatçı bunların hepsine göğüs gerdi ve sallamadı,Bu noktada da solo kariyerine yönelerek Türk rock ve Anadolu Rock un efsanesi olduğunu kanıtladı.

Hayatı büyük başarılarla ve büyük zorluklarla geçen Cem karaca ,gerçek bir Rock sanatçısı ve gerçek bir rockerdi.Şubat 2004 te bir sabah Solunum yetmezliği sonucu kalp krizi geçirdi kaldırıldığı hastane de hayatını kaybetti.

Ölümünden 1 yıl sonra Onun anısına ,Farklı tarzlardaki bazı sanatçı ve şarkıcıların toplanıp şarkılarını coverledikleri “Mutlaka Yavrum” albümü yayınlandı.Albümde Cem Karaca’nın söylediği, ancak daha önce yayınlanmamış bir İngilizce şarkı da yer aldı.

Randy Rhoads –Quiet Riot- (06.12.1956-19.03.1982)


Randall William Rhoads, Amerikalı rock müzisyeni, besteci ve gitarist. Rhoads, Heavy Metal dünyasında, Blues ve Hard Rock tekniklerinin yanında gitar sololarına barok çağı klasik müziği katan ilk gitaristlerdendir. Metal grubu Quiet Riot kurucusu,bunun dışında Ozyy Ozbourne ile yaptığı albümler ve konserler ile iyice tanınmıştır.Jackson model elektrogitarlara ilham kaynağı olmuş ve en yaygın modeline ismini vermiştir.

Gitar tekniklerinde çığır açan,Hep pozitif işlere imza atan,uyuşturucu alkol..vb kötü alışkanlıkları bulunmayan, temiz ve mütevazi bir hayatı olan Randy,1982'de 26 yaşında ,sanatının doruğundayken, Ozzy ozbourne ile turnedeyken,tur otobüsün klimasının tamiri için durduklarında,otobüs şöförünün aynı zamanda pilot olduğunu söylemesi ve yakındaki uçak pistinde uçma deneyimi için Randy i ikna etmesi akabinde ,kokain kullandığı otopside tespit edilen pilotun yanlış hamlesi üzerine yaşanan feci bir uçak kazasında parçalanarak hayatını kaybetti. Quiet Riot grubu, Randy Rhoads'un ölümü üzerine ona thunderbird şarkısını ithaf etti.

Layne Staley -Alice In Chains- (22.08.1967- 05.04.2002)


Layne Staley, benzersiz duygulu ses tonu eşliğindeki vokali yanı sıra muhteşem şarkılar yazarak grunge fırtınasının estiği 90 larda kurucusu olduğu Alice in Chains grubunu uluslararası bir başarıya ulaştırdı.

Kırılgan ve melankolik tarzıyla rock dünyasında unutulmaz bir yer edinen Type of Negative grubunun her şeyi olan Staley’de hızlı gelen başarı, ün ve zenginliği kaldıramadı,gençliklerinin ilk dönemlerinden beri hayatında olan uyuşturucu işte bu dönemde dozunu iyice arttırdı ve kız arkadaşı aşırı doz uyuşturucudan vefat edince Staley de yavaş yavaş bu yola girmişti.90 lar bitmiş 2000 lerin başında grunge tarz artık hızla etkisini kaybederken,Cobain in intiharı ile Nirvana nında etkisini kaybettiği bu dönemde herkesin gözü Alice in Cahins in üzerindeyken Layne Staley önce suskunluğa gömülmüş akabinde bir süre sonra da ortadan kaybolmuştu.Yaklaşık 15 gün kendisinden haber alınamayınca,bir ihbar neticesinde , aramalar başladı ve Seattle deki evinde ölü olarak bulundu.Ölümünün üzerinden çok zaman geçtiği için cesedi bozulmuş ve kesin ölüm nedeni saptanamamıştır.Cesedinin etrafında şırınga,kase..vb. bulunmasından ötürü yüksek doz uyuşturucudan öldüğü tahmini açıklaması yapılmıştır.Jerry Cantrell solo albümü Degradation Trip i ona ithaf etti. Ardından Eddie Vedder, Zakk Wylde, Cold ve Staind grupları da Layne Staley‘i anmak için şarkılar yaptı.

Peter Steele –Type O’Negative- (04.01.1962- 14.04.2010)


Peter Steele olarak bilinen Petrus Thomas Ratajczyk, Gotik metal grubu Type O Negative'in baş vokalisti, basçısı ve bestecisiydi. Type O’Negative kurulmadan önce, metal grubu Fallout ve thrash grubu Carnivore'u ortaya çıkarmıştır.Önceki dönemlerde olabildiğince sansasyonel sıra dışı tarzı ile şiddet ve nefret söylemi barındıran saldırgan şarkı sözleri ve müziğiyle kendini ortaya koyan Peter Steele ,Type O’Negative grubuyla birlikte hızlı bir değişimle birlikte dönemin havasına uyarak ,gotik ve daha soft ve yumuşak romantik bir tarza büründü.Steele nin benzersiz vokali de bu tarzla uyumlu olunca kısa sürede tanındı ve başarılı oldu.
Peter Steele 2 metrelik boyu ve kaslı yapısı ile bütünleşen vampirimsi soğuk karizması ile dikkat çekti.Bu fiziksel görüntüsü yer yer müziğinin önüne geçti ve magazin dünyasında yer alıp hayran kitlesi edindi.
Lakin Peter Steele yaşının ilerlemesi ile birlikte fiziksel görüntüsünün yanı sıra müzikal kariyerini de yavaş yavaş kaybetti,müzik ve magazin piyasalarından iyice uzaklaşan,kendisini unutturan ve eski şarkıları ile hatırlanan Steele nin orta yaşlarda kalp krizi ile gelen ani ölüm haberi bir çok kişide kötü sürpriz ve beklenmedik şok etkisi yaptı.

Mitch Lucker – Suicide Silence- (20.10.1984 – 01.11.2012)



Önemli ve bilinen Deathcore metal grubu Suicide Silence nin suratı hariç neredeyse tüm vücudu dövmelerle kaplı,yırtıcı çığlıklara sahip ekstrem vokalisti Mitch Luker.

Sahnede ne kadar sert biri olarak görünse de gerçek hayatında mütevazi ve yumuşak bir kişiliğe sahipti.Evli ve 1 bebek sahibi olan Luker,2012 de Harley davidson motosikleti ile yaptığı kaza sonucu genç yaşta hayatını kaybetti.Onun ölümünden Sonra Suicide Silence grubu yeni Vokalistiyle eski havasını yakalayamadı.

Scott Weiland  –Velvet Revolver- ( 27.10.1967-03.12.2015)


Stone Temple Pilots ve Velvet Revolver gibi grupların kurucusu olan,ilerlemiş yaşına rağmen karizması sahne şovları ,yaşamı ve müzikal yeteneği ile her daim ön planda olan rock star.

Yine boşanmış bir ailenin çocuğu olarak ortada kalan Scott ,gençliğinde içe dönük ve sessiz bir çocuktu bu nedenle daha da zor günler geçirdi ve hatta gittiği lisede şiddet ve tecavüze dahi uğradı ve bu okuldan ayrıldı.Bu noktadan sonra sertleşen ve asileşen Scott,başka bir liseye giderken hırsını ve enerjisini müziğe yöneltti ve gitaristleri takip etmeye başladı.Böylece bağlantılar sağlayarak rock dünyasına adım attı ve Stone temple pilots grubunu kurarak daha ilk albümden itibaren türlü başarılara imza attı.Bu noktada ün ve başarının ağırlığı ile uyuşturucuya iyice kapıldı ve bunu hayatının her alanına yaydı.Bu noktada bir evlilik te yapan Scott,sonunda bir uyuşturucu partisi baskınında yakalandı ve hapse girdi.Tedavi için hapisten çıkan Scott uyuşturucudan kopamadı,1998 de aşırı doz uyuşturucudan komaya girdi ve son anda hastaneye götürülerek ölümden döndü.Buna rağmen grubuyla başarılı albümler ve konserler vermeye devam etti.Uyuşturucuyu ise bırakamadı ,uyuşturucu ve alkol nedeniyle eşine şiddet uygulamaktan ve kusurlu trafik kazasından tekrar hapse girdi.Bu noktada kariyeri düşüşe geçen Scott un grubu Stone Temple Pilots dağıldı, fakat o bu sefer de Velvet Revolver grubunu kurarak tekrar başarıyı yakaladı.Lakin uyuşturucu alkol ve sosyal yaşamındaki kuralsız davranışları başını tekrar yasalarla belaya soktu ve gruptan kovuldu.Sonrasında Stone Temple Pilots u tekrar dirilten ve başarı sağlayan Scott yine kuralsız ve sansasyonel yaşamı ile buradan da kovularak bu sefer de solo albümlere başladı.

Scott,Bunca sıkıntı ,kötü alışkanlık ve düşüşlere rağmen,her defasında  tekrar ayağa kalkıp başarılı işler yapmaya ve ödüller almaya devam ederek yeteneğinin ne kadar büyük olduğunu kanıtladı hep.En sonunda sakinliği seçtiği bir noktada solo kariyerini sürdürmek için kurduğu Wildabouts grubuyla çıktığı bir turnede bir sabah tur otobüsünde ölü bulundu.Ölüm sebebi kalp krizi olarak açıklansa da bu krizin aşırı doz aşımından olduğu iddiası hala gündemdedir.

Chester Benington – Linkin Park- (20.03.1976 – 20.07.2017)


Dövmeleri,küpesi ve gözlüğü ile tezat ve İlginç görüntüsü yanı sıra nu metal grubu Linkin Park ın kurucusu ve grubu şarkılarıyla zirveye çıkartıp rock alemine tanıtan bir çok fana sahip olmasını sağlayan vokalist.
Ailesi o çok küçükken boşanmış,zor bir çocukluk geçirmiş olan Benington türlü taciz ve sıkıntılara maruz kalarak alkol ve uyuşturucu batağına saplanmıştı.Bu onun psikolojisi ve kişiliğinde derin yaralar bırakmış,kaçışı ve deşarj olmayı da müzikte aramıştı.Lakin gelen başarı ün ve zenginlikte onun içindeki boşluğu bir türlü doldurmaya yetmemiş,en son 2015 yılında bir röportajda ; "Gerçekten hayattan nefret ediyorum. Ben duygulara kapılmak istemiyorum, sosyopat olmak istiyorum, hiçbir şey yapmak istemiyorum. Diğer insanlar gibi hissetmek umurumda değil, hiçbir şey hissetmek istemiyorum" demişti.

Toplam 7 albüm yapan bir çok konsere ve aynı zamanda yardım faaliyetlerine destek veren Benington, Los Angeles teki evinde bir sabah 9’da ölü olarak bulundu.Benington un ,Kısa süre önce yine intihar ederek ölen ve cenazesinde duygu yüklü bir konuşma yaptığı yakın arkadaşı Chris Cornell in doğum gününde intihar etmesi dikkat çekiciydi.2 evlilik yapan Benington un 6 çocuğu bulunuyordu.

Jeff Hannemann –Slayer- (31.01.1964-02.05.2013)


Kerry King ile birlikte efsanevi Trash metal grubu Slayer'in kurucusu olan gitarist ve şarkı yazarı Jeff Hanneman'ın Slayer'in dönemin en büyük müzik gruplarından biri haline gelmesinde önemli bir payı vardı ve 30 yılı aşkın süredir dünya çapında çok satılan stüdyo, canlı kayıt ve derleme albümlerine imza attı ve binlerce konser verdi.

Bir çok Slayer hitine imza atan,soloları ile hızlı Slayer parçalarına ruh katan ,Yer yer eleştiri oklarını da üzerine çeken Jeff karaciğer yetmezliği sonucu ölmüştür.Bu ölüm kendisini sevenler yanı sıra eleştirenleri de derinden sarsmıştır.

Dolores O’riordan-The Cranberries- (06.09.1971-15.01.2018)


Bir benzeri daha olmayan kendine has muhteşem meleksi ses tonu ile Rock müzik tarihinde yer edinen özellikle zombie adlı şarkıyla tanınan ve grubu Cranberries'i İrlanda sınırlarını aşarak dünyaca tanınan bir müzik grubu seviyesine taşıyan İrlandalı bayan solist ve söz yazarı.

13 yıl boyunca eşsiz vokali ve şarkılarıyla özellikle 90'lı yıllarda  Adından ve grubundan çokça söz ettiren Dolores,yaşının ilerlemesi akabinde eski günlerinden uzak kaldı.Yeni albüm çalışmaları söylentileri yada tam tersi olarak Bu noktada solo kariyerine yönelmek istemesi akabinde The Cranberries grubunun artık dağılacağı söylentileri de artık yayılmaya başlamıştı.

İşte böyle bir dönemde Dolores’in cansız bedeni Londra'da bir otel odasında su dolu bir küvetin içerisinde bulundu.Ölümü ile ilgili adli soruşturma açıldı.Lakin, İngiliz adli tabip Shirley Radcliffe, aşırı derecede alkol alan Dolores’in kazara sızıp küvette boğularak öldüğünü açıkladı. Şarkıcının intihar ya da kendine zarar verme amacında olmadığı belirtildi.

Dolores,2015 yılında kendisine bipolar bozukluk tanısı konulduğunu ve kariyeri boyunca depresyonla mücadele ettiğini söylemişti. Üç çocuk annesi O'Riordan ayrıca 2013 yılında intihar girişiminde bulunmuştu.Ölüm haberi tüm dünyada şok etkisi yaptı ve büyük üzüntü yarattı.Bu ölüm haberi The Cranberries'in eski albümlerinin ünlü sanatçının albümlerinin satışını yüzde 900 binin üzerinde artırmıştı.

Dolores'in vefatından sonra The Cranberries grubunun diğer üyeleri toplanarak Dolores ile eskiden yaptıkları albüm hazırlık parçalarının bir primitif düzenlemesini yaparak ‘in the end' isimli son Cranberries albümünü çıkardılar.Grup,Onun anısına Dolores'in ses kaydının yer aldığı 'All Over Now' (her şey bitti) şarkısını yakın bir zamanda yayınladı.

Aleah Liane Starbridge –Trees Of Eternity- (01.01.1976-18.04.2016)


Aleah,büyüleyici güzelliğe ve sese sahip gothic-doom solisti ve söz yazarı.Duru ve bir o kadar melankolik olan ses tonu doom metal müziğe en uygun seslerden biriydi.Kurucusu ve aynı zamanda vokalistliğini yaptığı Trees of Eternity grubunu metal dünyasında tanınır hale getirmiştir.

Çok genç bir yaşta kansere yakalanarak vefat eden Aleah'ın ölümü müzik dünyasının çoğunluğu tarafından pek bilinmese de Rock metal müdavimlerini derinden sarstı ve bu ölüm metal müzik camiası için büyük bir kayıp olmuştur.


Kazım Koyuncu –Zugaşi Berepe - (07.10.1971- 25.06.2005)


Kazım Koyuncu,Rock müzik ile yerel Karadeniz ezgilerini birleştirerek ortaya koyan Türk Rock sanatçısı,vokalist,müzisyen ve şarkı yazarı.

90'ların başında ,kurucusu olduğu Zugaşi Berepe grubuyla küçük çaplı albümler ve konserler vererek Rock müziğe başladı.Bu dönemlerde hem Türkiye de Rock müziğin çıkışta olması hem de Karadeniz ezgilerini kattığı rock tarzıyla dikkat çekti ve tanındı.
Askere gittikten sonra ise solo çalışmalara dönen Kazım Koyuncu ,sosyal ve siyasi konulara ve toplumsal olaylara değindi.Bu dönemde Ülke içindeki değişim ve Rock müziğin artık popülerliğini de kaybetmesinin etkisiyle kariyerinde düşüşler yaşadı.
Bu noktada tv programları için şarkı besteleyen Koyuncu, tekrar popüler oldu.Konserler ve albümler ile de bu popülaritesini koruyarak tekrar başarılı bir kariyer elde etti.Bunun dışında bir çok toplumsal bilinçlendirme çalışmaları ve sosyal projelerde yer aldı.


33 Yaşındayken testis kanseri teşhisi konuldu ama o yaşamını pozitif olarak ailesi ve hayranlarıyla geçirmeye konserler vermeye ve şarkılar yazmaya devam etti.Hastalığının ilerlediği son günlerde ise bir veda şarkısı olan ‘’Gidiyorum’ şarkısını yazdı ve söyledi.Kısa süre sonra kanserin akciğerlerine sıçramasıyla vefat etti.



KÜNYE
Tür;Sanat,Müzik,Yaşam
İçerik;Biyografi,olay
Kaynak;Rock Müzik
Dönem;Temmuz 2019
Güncelleme; Yok


4 Haziran 2019 Salı

MEZARLIK-İSTANBUL


Lisenin yine uzun bir ders gününün sonu…Bu günü daha da uzun yapan Son 2 seçmeli ekstra derste sona erdi işte! çoğu sınıf ve bölüm öğrencileri ve hocaları çoktan paydos etmiş ve dağılmış ,seçmeli derse kalanların bir ayrıcalığı olan okulun büyük bir bölümünün sessiz ve boş haline tanık olmak,her zaman kalabalık ,gürültülü sıcak ve aydınlık alışılmış zamanların aksine ,karanlık soğuk ıssız ve ürpertici sınıflar ,koridorlar ve bahçeler ! Dışarıda hava karamış ve dolunay tüm ihtişamıyla gökyüzünde durup kadim ışığı ile sokak lambalarını utandırıyordu yine!

Seçmeli derse kalan az sayıdaki öğrenci topluluğu yorgun ama hızlı adımlarla, bir an önce okul bahçesini terk etmek arzusuyla,paydos zilinin çalmasından kısa bir zaman sonra okulun 2 adet gece bekçisinin dikkatli gözlerinden habersiz ,lakin kapıdaki güvenlik görevlisinin alabildiğince umursamaz haline denk gelerek her akşam olduğu gibi  bahçe kapısından öbek öbek çıkarak terk ettiler!Okul tamamen ıssız ve sessiz artık!



Kısa bir süre sonra yatılı hademe gelerek ders görülmüş birkaç sınıf ve koridoru gözden geçirip ışıklarını kapatacak!İşte bu kısa arada biz dolunayın aydınlığının cama vurup üzerine kazınmış yazı ve çiziklerle dolu cam kenarı sıraları mavimsi ışığı ile aydınlatırken ,biz bu karanlık ve boş sınıfta değişim geçiriyoruz!Karanlık sınıfta cama vuran dolunay ışığının altında hareket halinde yaşanan bu değişim! Dolunay etkisi! Hormonlar,adrenalin ve açlık! Dolunayın aydınlığı altında Seri hareketlerle büyük bir değişimin arefesindeki gölgelerin ritmik dansı!

Ve değişim başlıyor! açılan sırt çantalarının ardaşık fermuar sesleri ile değişim başlıyor!okul ceketinin astarı sayesinde, kısa görünsün diye jölelenip kafaya yapıştırılan saçlar  sürtünme hareketi neticesinde çıkan hışırtılar eşliğinde dağıtılarak kabartılıyor hacim 2 katına çıkıyor! Astarı ile bu en önemli değişime destek olan okul ceketi sırt çantasının dibini boylarken,gömlek,kravat ve kumaş pantolon da onu takip ediyor! Ertesi gün normale dönüldüğünde çantadan kırış kırış yamuk yumuk bir halde çıkarak
Öğretmenler, bölüm şefleri için kötü örnek oluşturacaklar yine ve diğer normal öğrencilere kötü örnek olarak sunulacaklar!her dolunayda yarattıkları sihirli değişimi bilmeden!

Okul kıyafetleri çantaya tıkıştırılırken ,aynı çantadan aynı zamanda bir baskılı tişört ve cin pantolon çıkıveriyor ,seri hareketlerle değişime en büyük katkıyı yapıyorlar!
Bu büyük değişimde sabit kalanlar okul pantolonunun paçalarının altına saklanmış motorcu botları ile bu gri pantolonu tutan lakin gün boyu dışarı aşağı sarkıtılmış okul gömleğinin arkasında kamufle olan demirli deri kemerin kumaş pantolonu terk ederek kot cinin beline sarılmış ve tokasının ,kancasının son deliğe takılması ile ağzını açmış tıslayan bir yılan kafası olarak ortaya çıkmasıyla en üst seviyesine çıktı!


Çantadan çıkan küçük bir saç fırçasının kabarmış dağılmış düz parlak saçları düzletip ,aşağı doğru uzatma kutsal görevini tamamlayarak tekrar çantaya dönmesi akabinde,rutin son hareket yere doğru çömelip cin pantolonun paçalarının motorcu botun içine tıkılıp bağcıklarının iyice gerginleştirilmesi ile büyük değişim tamamlanıyor!
Lakin ayağa doğru kalkıp doğrulurken en önemli şey eksik!Bu zırh olmadan dolunayın altında yollarda caddelerde dışarıda ilerlemek imkansızdı!

Okula gelirken ,derin parlak siyahlığı ve üzerindeki ürpertici yamaları ile tuhaf şaşkın bakışları bir mıknatıs gibi çeken ve okul kıyafeti ile komple uyumsuz olan,bu nedenle okul giriş kapısında yerini çantadan çıkarılan kırışmış yer yer beyazımsı izlerle rezalet halde olan ve bu sefer de hocaların şaşkın bakışlarını  üzerine çekecek olan (özellikle bir giysi bu hale nasıl gelebilir diye o anda atomu dahi kafasında parçalayacak hale gelen bilim manyağı fizik hocasının o şok geçiren bakışlarını burada göz ardı edemeyeceğim) paspal okul ceketine bırakan ,tüm gün boyunca askılıkta ,sıradan diğer montlar arasında arkasında saklanarak karanlıkta geçiren ve şimdi o askılıkta tek başına sabırsız ve aç bir halde ,dokularını okşayan dolunayın o azgın ışığı ile askılığı kendi kendine terk ederek ,önce kolları sonra omuzları ve en sonunda sırtı sararak sahip olduğu bedenle dolunayın o yıkıcı aydınlığını yansıtan kapkaranlık motorcu deri ceket!

Bu kış Akşamın zifiri karanlığını arkasında barındıran sınıfın camında ,dolunayın ışığının vurup aydınlattığı tuhaf silüetlerimizin değişim ile gelen son görünümü ile göz göze geliyoruz!Kim bu!bunlar kim! Kim olduklarını ne olduklarını bilemeyiz ama artık öğrenci olmadıkları kesin!Bu nedenle bu okul denen kodesi bir an önce terk etmeleri gerekiyor!



O kısa aranın sona erdiğinin sinyalini ıssız ve sessiz okul koridorunun merdivenlerini tırmanmakta olan hademenin ,o sessizliği tek başına dağıtan ve bir saat saniyesinin tik taklarını andıran seri ölçülü aralıklarla birbirini takip eden ayak sesleri ile anlıyoruz ve 5 değişim geçirmiş yaratık hep beraber bir anda hareketsiz ve sabit halde dikilerek ama gözlerimiz dolunay ışığı ile yarı aydınlık silüetimizin sınıf camındaki yansımasına kenetlenmiş halde kulak kesiliyoruz!

Dinliyoruz!hademenin koridorun sağ ucundaki mi yoksa sol ucundaki mi merdivenden geldiğini anlayabilmek için dinliyoruz!Bu sefer de sol taraftan geliyor ve biz de sessiz ama sık adımlarla seri hareketlerle sınıfın aralık kapısını açıp koridorun sağına yönelerek aşağı inen merdivenin başına geliyoruz ve son bir kez koridorun diğer ucuna bakıyoruz!hademe yok daha ama ayak sesleri kulaklarımıza daha yakından çarparken usulca merdivenden aşağı basamakları inen 5 genç gölgeyiz biz şimdi!

Okul binasının çıkış kapısından çıkarken her zamanki hedef okulun arka tarafındaki çoğunlukla kilitli kapının bulunduğu duvardaki dar oyuk!
Okulun bahçesinde gezen 2 dikkatli bekçi var biri şu anda arka tarafı kolaçan ediyor diğeri ise ön tarafta ve ana çıkış kapısındaki güvenlik kulübesine yakın!
Bu kılıkta buradan çıkıp hem arka taraftaki hem de ön taraftaki bekçiye yakalanma tehlikesi ile giriş güvenliğine ne kadar umursamaz olsa da bu görüntümüze kayıtsız kalmayacağı aşikar halde fal taşı gibi açılmış gözlerine bakıp selam vermek tabii ki çok mantıksız bu günkü planımıza kısa yoldan ulaşabilmemize daha uygun bir yol olmasına rağmen!



Bu nedenle daha düşük olan ,arkada gezen tek bekçiye yakalanma riskini alarak ve duvarın ön tarafındaki ağaçların ve çalıların arkasında unutulmuş oyuk sayesinde kolayca bu kodesi terk etmek her zamanki rutin seçimimiz oldu tartışmasız!

Bahçeden seri adımlar atan 5 kişilik tuhaf görünümlü genç delikanlı grubu arka duvardaki çalıların arkasındaki oyuğa doğru dört bir tarafı kolaçan ederek yaklaştık ve tek tek oyuktan çıkmaya başladık ki o anda içeriden birkaç metrelik uzaklıktan bir düdük sesi duyduk!oyuktan en son H… çıktı ve hızla toplanarak  birkaç metre boyunca koştuk .
Bu kısa ama etkili koşuda aklımda bekçinin bu sefer de bizi görmüş olup olmayacağı vardı!çünkü bir ara okulda akşam geç saatte son dersten sonra dolaşan öğrenci kılığında olmayan tuhaf gölgeler olduğu söylentisi yayılmıştı! Bunu arka tarafı kolaçan eden bekçi uzaktan son anda görmüş emin olamamış ve birkaç düdük çaldıktan sonra bu görüntü kalabalığı ortadan kayboluvermişti! Bu durumu not edip müdüre vermiş müdür de okul sabahları toplanma sırasında bir gün bu duruma değinmiş ve tüm öğrencileri uyarmıştı!Bu okulda hayaletler var söylentisine neden oldu tabii! Ve bir süre son dersler ve akşam saatlerinde ışıklar geç söndürüldü ve ön taraftaki bekçi de arka tarafın bekçisine yakın devriye atmaya başladı! Lakin bir süre sonra biz de pasif olduğumuz için bu durum önemsizleşti ve devriyeler normale döndü! Şimdi bu düdük sesi bekçinin rutin olarak uyarı amaçlı çaldığı düdük sesi olmalıydı!öyle olmasa bile bu günkü başarılı çıkışımız sonucunda bu düdük sesi anca ertesi günden itibaren yeni bir hayalet söylentisine kapı açmaktan ileri gitmeyecekti yine!

Planımız çok önceden belliydi tabii! Her dolunay da yaptığımız rutin ama heyecanlı plan!hormonlar ve açlıkla üst seviyeye tırmanmıştı bugün de!
Hedefimiz şehir merkeziydi ama Okulun arka kısmından çıktığımız için de sık sık araçların gelip geçtiği çok seyrek yayaların gezdiği otoyolu kenardan takip ederek geniş bir kavisle ve artan uzun bir mesafeyi de yürüyerek kat etmemiz gerekecekti!




Sonra şehir merkezinde motosiklet kiralayacaktık!Motosikletlerle birkaç barı dolaşıp birkaç kızla uzun saatler süren flörtler yaşayıp akşamı böylece geçiştirdikten sonra
Gecenin ilerleyen saatlerinde dolunayın en tepede ve en parlak olduğu saatlerde şehrin yukarısında okula doğru uzayan ana yokuşun paralelinde ve tren garının yakınında köşede gözlerden uzak ve izole kalmış hristiyan mezarlığına giderek geceyi mezarlıkta bira şişeleri eşliğinde muhabbet ederek tamamlayacaktık!

Şehir merkezine vardık ve kiralama merkezine gittik! Görevli ,4 tane motosikletin 2 günlüğüne kira kaydını yaparken ben tutkunu olduğum simsiyah kawasaki motokrostan gözümü ayıramadım!

Kiralama işlemi bitikten sonra içine okul giysileri tıkılmış sırt çantalarını arkasına bağlayarak sabırsızlıkla motosikletlere bindik ve düzensiz aralıklarla her birimiz gazı verdik! S… motor kullanmaktan pek hoşlanmadığı için H… nin arkasına geçti! Bir grup motorlu genç yolda meraklı gözler eşliğinde ilerliyorduk!Motosikletin üzerinde dolunayın ışığı altında,sokak lambalarının altın bir kemer şekline getirerek aydınlattığı yolda saçlarım rüzgarla dalgalanıyordu!C… ve A… yavaşlayıp durdular ve bir tekel bayisine girip biraları aldılar.Motosikletin arkasına bağlı olan içinde pek ders malzemesi bulunmayan okul çantalarının içine paylaştırıp tıkıştırdılar ve tekrar barlar sokağına doğru yola çıktık! Kalabalık caddeler ve yayaların arasından geçtik ve bilindik bazı barlara girip çıktık!Bir çok sapla çarpıştık ve bir o kadar kızla kesiştik!



Çoğu gözleri ile yanlarındaki sapları bizimle aldattı! Bir çoğuyla yakınlaştık bazıları ile arzu arzuya bazıları ile dudak dudağa! S…  2 . gittiğimiz ve biraz daha uzun kaldığımız barda daha önceden tanıdığı bir kızla takılmayı tercih etti yine! A… ve C… ise yakın kankalar olarak çapkınlık için arka odalar ve alt katlarda, merdiven boşluklarında ,koridor aralarında kaybolmuşlardı!H… bir kızla ateşli bir biçimde sarmaş dolaştı! Ben de çalan müzik eşliğinde etrafımda hareket haline kızlı erkekli bir grup arasındaydım! Gözlerim etrafı tararken bir anda apış aramı sıkan eli hissettim! Sonra bu elin sahibi kumral bir kız dudaklarıma yapıştı!sıcak nefesi anason kokuyordu

Bir süre böyle kaldıktan sonra C.. geldi H.. yanındaydı ve bana birkaç metre uzaktan kendilerine sokulmuş ateşli kızların arasından hınzır bir bakışla birlikte göz hareketi ile ‘gidiyoruz’ işareti yaptı! Ben de hemen yanımdaki kıza aldırmadan lakin genelde çocukların giydiği spor ayakkabıların yapışkan bağcıklarının birbirinden ayrılması gibi zerre zerre koparak ayrıldık! Ve dışarı çıktığımızda A… yoktu! Sorgulayan halimize karşılık C…  de A… nın bir kızla çoktan otele gittiğini söyledi !Bunun üzerine S…  da ‘vay satıcı vay! Ben de bugün böyle gidebilirdim ama gitmedim’’ dedi! Sonuçta bu kimseye şaşırtıcı gelmedi hatta beklenen bir şeydi! çünkü A… bayağı bir çapkındı ,hep hormonlarını dinliyordu ve çoğu kez s.kinin doğrultusunda gitse de bu ortamlara bizi sokan oydu bunu herkes biliyordu ve A.. nın bu davranışını kimse yadırgamadı!




Marşlar söyleyen ve aralarında hararetli maç tartışmaları yapan ,genellikle çift renkli çizgili futbol takımı formalı,kaşkollu kalabalık grupların kapısına yığılmaya başladığı bardan 4 arkadaş çıkıp gülüşerek motosikletlerimizin zincir kilitlerini açtık! Üstüne akrobatik hareketlerle atlayıp seri hareketle motorları çalıştırdık ve yola çıktık!
Karanlığa doğru yola çıktık! Ölümün topraklarına doğru!mezar taşlarına zincirlenip kalmış huzursuz ruhları dinlemek için!
  
4 çılgın genç motorların üzerinde eğlenceli ve neşeli şekilde ilerliyoruz! Hatta C… motor üzerinde akrobatik hareketler yapıyor motoru yolda zikzaklar çizerek sürüyordu!
Önümde giden H…  yer yer gazı vererek ilerliyor arkasında oturan S… arada bir kollarını 2 yana açıyordu! Kısa bir süre sonra mezarlığa giden ayrıma saptık!araç sayısı iyice azaldı yol kenarında yürüyen herhangi bir yaya ise hiç yoktu!

Curcuna ve kalabalık artık geride kalmış,otoban lambaları da seyrekleşmişti! lambaların aydınlığı bayağı bir azalmış ,ana aydınlanma kaynağı dolunayın ışığı olmuştu artık!


Yolu ,sayıları iyice azalan ve araları iyice açılan yol aydınlatma direklerinden çok, motorlarımızın farları aydınlatır haldeydi!okula doğru uzanan ve paralelinde arka tarafında mezarlığın saklı kaldığı tren garına giden sapağı bulunduran yokuşun hafif eğimine vardığımız anda yol boyunca 1-2 kez denk geldiğimiz futbol maçı çıkışında kornalar ve marşlar çalarak slogan atıp bayrak ve kaşkol sallayan arabalardan birinin arkamızdan uzunlarını yakarak ve korna çalıp laf atarak bağırarak küfür edip yaklaştığını fark etim!

Başımı çevirir çevirmez bir bayrak sopasının ucu hemen burnumun ucundan sıyırarak geçti!lakin 2. hamlesi H… ve S… ın bulunduğu motora sert bir darbe indirdi!
Motor ani bir hareketle kontrolünü kaybedip savruldu ve S… tutunamayıp motordan fırlarken ,aynı araç en önde giden C… i ıskalayıp geçmeye başladı!arabanın içinde geriye doğru dönmüş parlak yüzleri çarptıkları motora bakıyorlardı!

S… yolun kenarına sertçe düştü ve birkaç kez yuvarlandı! Lakin H… durmadı ve gazı kökledi hızla ne olduğunu anlamaya çalışan C… in yanından geçip arabaya yaklaştı ve camına bir yumruk attı!
O sırada ben Yolun kenarında uzanmış inleyen S… ın yanında durdum ve kısa bir süre ona baktım; dizi kanamış ,deri montunun kolu dirsek kısmından omzuna dek yırtılıp ayrılmıştı! Allah tan S…  benim gibi değildi kask takıyordu ve başını korumuştu! Hemen yanına gidip kaskını çıkardım! Onu sarsarak İyi olup olmadığını sordum!Yüzünü acıdan ekşitmiş bir halde başını iyiyim anlamında salladı!

O anda başımı çevirip ileri baktığımda; H…ın motorunu yerde yatık bırakmış halde, üzerine sopayla gelen çift renk çizgili futbol formalı ve kar maskeli bir adama attığı sert bir yumruğun çatlak kemikle karışık ıslak sesi de kulağımda çınladı! Adam aldığı darbe ile kafası ve gövdesinin üst kısmı yana doğru dönerken elindeki sopa fırlayıp gitti! Ama arkasından aynı çizgili formalı ve yüzü kaşkolle sarılmış bayrak flamalı bir adam flamanın sopasını kaldırmış halde H… a doğru koşarken C… de aynı anda motorunu yana atıp yoğun hırıltı bağırtı ve küfürlerle birbirine giren bu gruba doğru hızla koşuyordu!

Ben S…a bir kez daha kısa bir anlığına baktım yerde doğrulup oturur vaziyette ,yüzünü ekşitmiş ,yırtık diz bacağını ileri uzatmış,diğer bacağını kırıp dizinin üstüne yasladığı, montu kolundan sıyrılıp derisi kısmen soyulmuş ağır ağır kanayan kolunu sıkıca tutuyordu!

Ok gibi doğrulup ben de gruba doğru hızla koşmaya başladım!Yumruğu yiyen adam yere yığılmış lakin arkasından gelen bayrak sopalı kaşkollu herif H...a sertçe vurmuştu o etkiyle bayrak sopası H… ın sırtında kırılarak 2 ye ayrılıp falamalı kısmı kopup savruldu! Lakin o darbeden kısa bir an sonra C… yetişip uçan tekme ile resmen havada uçarak suratı kaşkollu formalı sopasını H… nin sırtında parçalayan herifin beline ağır bir tekme yapıştırdı ve adam o tekmenin etkisiyle nerdeyse beli kırılıp 2 büklüm olarak dizlerinin üstünde yere çöreklendi ve dizlerinin üzerinde bir miktar da yerde kaydı!

O esnada bu fanatik grubun içinden çıktığı beyaz steyşın vagon arabaya iyice yaklaşmıştım! Aynalarına yine aynı renklerle sahip kaşkollar bağlanmış aracın üstü komple aynı renklere sahip büyükçe bir takım bayrağı ile kaplanmıştı! Tam arkasında iken bana doğru bakan arka kapı açıldı ve içinden bir kişi uzandı o esnada da elinde tuttuğu bıçağı savurdu!ben de refleks olarak ani bir hareketle kaçındım ama sağ bacağımda diz üstünde bir darbe hissettim! Bu ani harekete karşılık bir savrulma ve duraklama anından sonra yine refleksle çok sert bir dirsek attım! Dirsek darbesi burnuna gelen baş ,gövdesi ile geri arabanın içine doğru sendelerken elindeki bıçak ta arabanın ön tarafına doğru yere savruldu!
O esnada gözüm ileri doğru yerde duran bıçağa odaklandı ve hemen 2 adım atlayıp yere kapaklanıp bıçağı kaptım!başımı kaldırıp az öteye baktığımda H… ve C… in yerde dizlerinin üstüne doğru eğilip kapaklanmış kaşkollu adamı hunharca tekmelediklerini gördüm! Birkaç tekme darbesinden sonra adam yerde dizlerinin üstünden yana devrildi! Ben ise o esnada bıçağı aracın ön tekerine sapladım ,lastik tekerin içerisinden hızla çıkmaya çalışan basınçlı havanın itiklemesiyle elimle birlikte geriye tepen bıçağı yine ani bir refleksle son anda kavrayıp elimde tutmayı başardım!sonra aracın arkasına doğru koşup arka tekere sapladım ve bu sefer hızla çektim ,arkasından lastik tekerin içinden gelen basınçlı hava saçlarımı dağıttı!




Yüzümü tamamen kapatan ve gözlerimin önüne gelen saçları sol elimle yukarı ve geriye kaldırdığımda ,arka kapıdan çıkan ve dirsek attığım bizim yaşlardaki gencin ağzına doğru kıpkırmızı bir şerit halinde burnundan kan sızmakta iken ,bana doğru doğrultmakta olduğu parlak gümüş silah namlusu ile karşı karşıya kaldım ve o anda gözüm namlunun deliğine odaklanmış halde heykel kesildim!

Lavuğun dudakları kıpırdıyordu kanla karışık baloncuklu tükürükler saçarak bazı kelimeler savuruyordu ama anlayamıyordum çünkü kulağımda tiz bir çınlama vardı aynı anda da parmağı tetikte olan elinin kasıldığını gördüm ve gözlerimi kapattım! O esnada kafamdan bir çok düşünce akıp gitti!

Gözlerimi açtığımda lavuğun tetiğe zorla basmaya çalıştığını gördüm ama gümüş tabanca ateş almıyordu!Mal o anda emniyeti açmayı unuttuğunu anladı ve silahı hızla aşağı eğip diğer elini emniyeti açmak için uzattığı anda kafası gözleri fal taşı gibi açılarak bir anda öne doğru hızla savruldu!

Bu darbeyle emniyeti açıp doğrultmaya kalkıştığı silah ateş aldı!

Lakin mermi yere isabet etti! Ve aldığı sert darbe ile bayılma noktasına gelen lavuk kontrolünü kaybetti böylece tepmenin de etkisi  ile tabanca elinden fırlayıp önüme düştü! Ben ise şok içindeydim!




İleri doğru koskocaman açılmış kırpmadan sabit halde kalmış olan gözlerimin önünde lavuk  yere boylu boyunca kapaklanırken devrilen gövdesinin arkasından sopa tutan sol eli havada sabit duran H… ı gördüm!

H… ın sopa tutan koluna C… sarıldı ve sopayı elinden kapıp arabanın kapı penceresine indirip şangır şungur bir cam patlaması sesiyle pencereyi dağıttı bu sesin etkisi ile ben o esnada kendime geldim beynimde kalan son göreve odaklanıp otomatik bir hareketle bunu devam ettirmek için aracın diğer arka tekerine yöneldim ve bıçağı saplarken diğer yandan bir cam dağıtma sesi daha geldi! Lakin bu sefer bıçağı sapladığım tekerden geri çıkaramadım ve zorlayıp tüm gücümle çekince bıçağın sapı elimde kaldı lakin bıçak tekere saplı kaldı!

O esnada korna sesleri bağrışmalar ayak sesleri duydum! çevreden yoldan geçen birileri gelip aramıza girip bizi tutmaya ayırmaya çalışıyordu! Ayağa dikildim H… yanına yaklaşan uzun boylu birini sertçe itti adam az daha düşüyordu ve H… deri ceketini düzeltip sol eliyle sağ omzunu tutarak hızla yan yatmış motora yöneldi! O esnada C… kendisine yaklaşmaktan çekinen bir adamın gözleri önünde sopayı aracın ön camına hızla indirdi! Büyük bir şangırtı eşliğinde dolunayın ışığında yıldızlar gibi parlayıp sönerek yayılan cam parçacıkları havaya saçıldı!



H… motora binmiş ve az ilerideki S… ı tekrar kaldırıp motora oturtuyordu.Kimsenin yanına yaklaşmaya cesaret edemediği C… de motora oturmuş gazı köklemekteydi!
Etrafta kavgayı ayırmak için gelen 1-2 araçtan inmiş şaşkın insanların bakışları ve sesleri yayılıyordu bir tanesi yerde yüzü ve farklı renklerdeki formasının önü boylu boyunca kıpkırmızı kana bulanmış kaşkolu katıp fırlamış adamı yerde doğrultuyordu!Bana silah çeken lavuk yüzü koyun boylu boyunca yerde hareketsiz baygın halde yatıyordu! Sopayı yiyip Kırılan kafasından saçılan kan damlaları beyaz steyşın vagon arabasının üstünde kırmızı benekler oluşturmuştu!

Diğerleri hareket etmişlerdi! Ben de elimde kırık bıçak kabzası ile motora doğru hızla gitmeye başladım!1 tane göbekli tıknaz lavuğun sanki beni engellemek istercesine üzerime doğru hamle yapmaya kalkıştığını gördüm ve adımlarıma hız verip koşar haldeyken aynı zamanda yerden güç alarak havaya doğru zıplayıp dizimle tek ayak üstünde hamle yapmaya çalışan adama bir darbe indirdim, adam sendeleyip yumurta gibi gövdesi kıçının üstüne otururken ben de sağ ayağımın üstüne tekrar yere indiğimde sağ dizimin üzerinde bir sızı hissettim!silahlı lavuğun ilk etapta aniden salladığı bıçak darbesi bacağımı diz üstünden enlemesine sıyırmış pantolon kesilmiş ve altından bacağımı kesip sağ bacağımın üstünden aşağı doğru  pantolon kıpkırmızı ve ıslak halde bacağıma yapışmıştı! Hızla koşarak bende motora bindim ve seri bir hareketle motoru çalıştırıp arkalarından sürdüm!



Motor üstünde esen rüzgar,terden sırılsıklam olmuş saçlarımı ve tişörtümü yalıyor keskin soğuğu nedeniyle içim irkiliyordu!serinlikle birlikte artan adrenalin ve beynimin zonklamaları eşliğinde arkama son kez baktım o an takip eden kimse yoktu ve gazı iyice kökledim!

İleride H… , S….ve C…. in tren garına dönen mezarlığa giden sapağı döndüklerini gördüm! Bu esnada yüzüme ve saçıma çarpan soğuk rüzgarda yağmur çiselerini hissetmeye başladım!Ben de sapağa yaklaşmıştım ve halen avucumda duran bıçak kabzasını hızla çalıların arasına fırlattım aynı anda dönmeye başlarken tek elimin boşa çıkması ile kısa bir kontrolsüzlük ile bu virajı alma işini ani bir hareketle yine refleksle yaptım o anda motorun arka tekeri çiseleyen yağmurla yumuşamış kaygan bir çamur öbeğine de denk gelerek savruldu ve motorun tutamaklarını iyice kavrayarak motordan fırladım! Lakin motor un tutamaklarını bırakmakta geciktim motor ağaçların ve çalıların arasına savrulurken ellerim halen daha motoru tutuyordu ve motorla birlikte yere düştüğümde ellerimi bıraktım! Çalıları içine ıslak nemli otlara doğru sırtı üstü boylu boyunca motor üstümden uçup ağaca çarpıp yanıma düşene dek gözlerimi açamadım! Otların arasında bir süre daha gözüm kapalı halde uzandıktan sonra motor sesleri ile tekrar gözümü açtım!bir kaç araç bağırarak ve küfür ederek dümdüz yukarı doğru devam ettiler! Sonra 2 araba daha hızla geçti! Yerde sırt üstü boylu boyunca uzanmıştım gözlerimi gök yüzüne dikmiştim dolunayı ve yıldızları seyrediyordum! Göğsüm hızla aldığım nefes nedeniyle kesik kesik inip kalkıyordu!




Bir süre öylece kaldıktan sonra doğrulmaya çalıştım ama bileklerim berbat bir halde ağrıyordu! Bileklerimde güç kalmamıştı!ellerimi oynatamıyordum ! Sonra Bir motor sesi daha duydum ve üzerime bir aydınlık çöktü! Bu ışığın aydınlığı ile gözlerim kamaştı başta! Sonra ışığın arkasından H… ı gördüm yanıma yaklaşıp omuzlarımdan kavrayarak beni yerden kaldırdı! Motor sürecek halde değildim ama bileklerim şiddetli ağrısına rağmen hissiyatını geri kazanmıştı! Bileklerimi çok fena incittiğimi hissediyordum! Sızlamaları dayanılmazdı ama gücünü geri kazanması içimi ferahlatıyordu! H… ile birlikte motorumu kaldırıp Tren garına doğru yayan olarak motoru yanımızda yürüterek ilerledik!

Ağaç aralarından ,çalıların üzerinden ve en sonunda dik tahta setlerin arkasına önce kendi motorunu sonra benim motorumu geçirip üzerini C… in motorunun üzerini de örten etrafta atıl olarak üst üste kalmış kırık dökük ve nemlenmiş kontrplaklar ile örttü!Sonra beraber ilerde durmuş bizi bekleyen C… ve S… ın yanına doğru mezarlığa gitmek üzere yürümeye başladık!


Yer yer Otlarla ve çakıllarla dolu düzensiz Çamurlu kaygan bir patikadan sapıp ayrılarak dikenli çalılara ve dallara takıla takıla paslanmış karamış tel örgülü demir duvarlara rastlıyoruz işte! Burası Tren garının metrelerce ileri giden sınırı! Bu tellere tutunarak ve düzensiz nemli florayı ayaklarımızla ezerek düşe kalka zorlukla bu paslı tel duvarı paralel takip ederek bu noktadan yaklaşık 8-10 metre adımladıktan sonra yavaşlayıp duruyoruz!Yüksek otlar yapraklar dallar dikenler ve sert çalılardan mütevellit yoğun bir bitki florasının paslı tel duvara doğru hücum ettiği bu noktadan diğer boyuta geçiyoruz çalıları yararak dikenlerle ve dallarla takılıp savaşarak bu floranın tellerle birleştiği ve tellerde açılmış bir oyuğu gizlediği noktadan boyut değiştiriyoruz!


Geçtiğimiz yeni boyut ıssız tren garının dış tel örgü sınırının artık bu tarafında ,balçık halindeki ot taş ve toprak öbeklerinden ibaret düzensiz çamur yığınına saplanmış botlarımızın üzerinde dikilen 4 adet hırpalanmış ve yıpranmış delikanlı ! yaşlı ruhlarını hiç bu kadar açıkça yansıtmamıştı bedenleri !

Tren garına raylara ve elektrik tellerinin ,üzerlerindeki kabloların sağa sola rastgele sarktığı paslı demir bobinlerin dallandığı karamış ağaç direkleri izledik bir süre dolunayın ışığı altında ! burada artık nerdeyse tek ışık kaynağı ay ve yıldızlardı!Tren garı ve birkaç lokomotif ve de vagon karanlığa ve ıssızlığa bürünmüştü!



Tren garı gecenin bu ileri saatlerinde gerçekten tekinsiz ve ürpertici bir manzara sergiliyordu! Bu bizim için gerçekten ilgi çekici ve hayranlık uyandırıcıydı ama Tren garı her ne kadar ıssız da görünse her daim hava karardıktan sonra daimi misafirleri olurdu! Evsizler,ayyaşlar ve tinerciler…!İşte bu bizim ilgimizi kırıyordu!ama tren garı bizim için çok daha önemli ve ilginç olan bir mekanı arkasında saklayan ve oraya doğru uzanan bir kırmızı halı gibiydi ve şimdi biz o kırmızı halı üzerinde yürüyorduk!

Tren garı ıssızdı! İlerledikçe burnumuzu tırmalayan isli yanık dumanın geldiği tarafa baktık ve bir varilin içinden fışkıran alevlerin dar ışık halesi ve boğuk dumanı etrafında yerde karton mukavva ve naylonların üzerinde ,yanı başlarında içki şişeleri devrilmiş halde sızmış birkaç evsiz şarapçı ve keşten başka bir şey ile karşılaşmadık kırmızı halı boyunca!


Ve büyük siloların önüne vardık! Siloların etrafını dolaşıp arkasından tahta naylon kağıt atıklarının altında boğulmuş büyük bir beton kanalizasyon borusunun çöplerle kapalı ağzına geldik! Bu çöpleri devirip dağıtarak girişi açıp içinden eğilerek ve büzüşerek ,aynı zamanda burada yiyecek bulmaya gitmiş anneleri tarafından bırakılmış kedi yavrularını okşayarak tek tek geçip mezarlığın alt kısmına varmış olduk böylece! Önümüzde sadece yine otlu ve çamurlu kısa bir yamaç kalmıştı! Zeminin ıslaklığı nedeniyle kaya kaya bu yamacı tırmanmaya başladık.S… kayıp düştü ve düşerken tutunduğu beni de kendisiyle birlikte çekti ikimizde çamura düştük! avuçlarım ve dizlerim çamur içinde kaldı S… ın ise sırtı komple çamur olmuştu! Güçlükle doğrulup nefes nefese ilerleyen H… ve C… e yetiştik!

C…  halimize bakıp ‘’ne o çamur güreşi mi yaptınız’ dedi! O esnada karanlıkta ay ışığı altında parlayan üzerinde ürkütücü ve her birinin ellerinde bir şeyler tuttuğu 4 tane melek heykelinin çevrelemiş olduğu bembeyaz gulyabani gibi yüksek mezarlık anıtı karşımızda belirdi! İşte gelmiştik huzursuz nasipsiz ruhların ebedi olarak terk edildikleri hristiyan mezarlığına!

Mezarlık her zamanki gibi ıssız ve sessiz!Dondurucu Ay ışığı altında parlayan yer yer kararmış eskimiş sararmış çatlamış hatta kırılmış lakin kefen bezi gibi karanlıkta beyaz beyaz parlayan mezar taşları!


Kimisi haç şeklinde dik duruyor ve sanki kollarını açmış ‘gelin bizi kurtarın’ diyen yada yerine göre ‘buraya gelmeye tenezzül bile etmeyin sakın bizi lanetimizle baş başa bırakıp gidin’ diyen hiçte misafirperver gözükmeyen bembeyaz hayaletler gibi mekana yayılmışlardı!

Bizim ana mekanımız biraz ileride isimsiz asırlık cesetlerin kalıntılarını barındıran bir tümseğin üzerinde ve arkasında kalan küçük pencereleri ve yine küçük bir kapısı olan sütunlu beyaz mermer bir tür kulübe yapı ,şapel benzeri tuhaf küçük ve güdük bir binaydı! Güzel başlayan gece berbat bir hale gelmişti ,yorgunluktan ve acıdan bitkin bir haldeydik ve bir an önce şapele varmak için son enerjimizle adımlarımızı büyütüp hızlandırdık!
Küçük beyaz binanın yanına vardık ve her birimiz bir köşesine kendimizi atarak duvarlarına ve sütunlarına sırtımızı yasladık!
Bacağımdaki sıyrık acı vermiyordu ama bileklerim halen daha zonkluyordu bu şakaklarıma dek vuruyordu!
S… ın da durumu benden pek farklı değildi, berbat görünüyordu ve yüzünde çektiği acının buruşukluğu halen aynen duruyordu!! H… çok bitkin görünüyordu kıpırdamadan yaslandığı beyaz kireçli asırlık sabit duvarla resmen bütünleşmişti!
İçimizde en dinç ve neşeli olan C… di! bira şişelerini çıkarmak için Motoru bırakırken yanına aldığı okul çantasının fermuarını açmaktaydı peltek bir sırıtış takınarak!


Çantadan 2 bira kutusu çıktı lakin diğerleri otele giden A… da kalmıştı! Ben ve S… içmeyi reddettik 2 kutu birayı H… ve C… paylaştı! Gece bayağı ilerlemişti yorgunluk üstümüze çökmeye başladı! Hava serindi ama yumuşamıştı! İçki eşliğinde C… neşesini kaybetmeyerek çoğunlukla kendi kendine konuşup bu berbat geceyi yorumladı gecenin sonuna doğru ise ilk uykuya dalan da O olmuştu! S… da hemen arkasından, yaşadığı zor günün ağırlığıyla horlamaya başlamıştı bile!

H… kıpırdamıyordu uyuyup uyumadığı bile anlaşılmıyordu lakin derin derin nefes aldığı belli oluyordu!Benim ise adrenalin seviyem ve bununla paralel ağrı sızı şiddeti oldukça tavandaydı !lakin bunları bastıran zihnimdeki karmaşık düşünceler beni meşgul ediyordu!Bacaklarımı biraz daha ileri uzatıp ,sırtımı daha çok kamburlaştırıp ve aşağı kaydırıp,ensem ile sütuna yaslanıp başımı yukarı doğru kaldırarak gözlerimi gök yüzüne diktim !dolunay ve yıldızlar çok berrak biçimde muhteşem bir manzara sergiliyordu koyu lacivert gök yüzünde! Yusyuvarlak parlak tepsi biçimindeki dolunayın üzerinde karanlık gölgeler oynaşıyordu,yıldızlar bir yanıp bir sönerek resmen göz kırpıyorlardı!etraf sessizdi lakin zihnimde fısıltılar hisseder gibiydim!ruhum etrafta dolaşan karanlık  rahatsız ruhların enerjisiyle sıkışıyordu! Zoraki davetsiz bir misafir olduğumu ve bana her an memnuniyetsizliklerini bildiriyorlar gibi! Gerçekten misafirdim halen daha !!Ölü ruhlar bana bugün ölümün namlusundan nasıl döndüğümü hatırlattı fısıltılarla ve ruhum mezarlıkta değil halen daha soluk sıska bedenimde misafirdi !! burada bu halde istenmiyor olduğumuzu hissediyorum!

O esnada H… uzun zaman sonra hareket etti !bir süre sağa sola sallanıp kıpırdandıktan sonra montunun cebindeki gümüş tabancayı çıkarıp ileri doğru fırlattı!tabanca ay ışığında parlayarak döne döne ilerideki tümseğin arka tarafına toprak üstünde tok bir ses çıkarıp düştü! H… de o esnada yaslandığı duvardan kayıp yerde boylu boyunca uzanarak başını kolunun üstüne alıp sırtını bana dönerek yattı!

Bir süre daha düşüncelerime daldım! Sonra tabancanın gittiği tümseğin arkasından tok sesler gelmeye devam etti! Başta bunu kafamda tekrar tekrar yankılanarak dolanıp duran sesler zannettim ama bu tok sesler düzensiz halde belli aralıklarda olabildiğince gerçek bir biçimde birkaç kez daha tekrar edince başımı tümseğin olduğu yöne çevirip gözlerimi tümseğin tepesine dikip sabitledim! Tümseğin daha da ilerisinde küçük beyaz beyaz mezar taşları ay ışığında belli oluyordu daha ilerisinde ise üzeri yıldızlı bir gece örtüsü ile örtülü halde karanlık ağaçlar ve flora ile mezarlık çepeçevre çevriliydi!
Tümseğin arkasına giden tabancayı göremiyordum lakin arkaya aşağı taraflara gitmiş olmalıydı! Gözüm yavaş yavaş ve kademe kademe Daha ilerideki beyaz mezar taşlarına ve rüzgarla sallanan ağaçlara ve de  üzerinde gökyüzündeki bir yanıp bir sönen bazen sabit kalan nokta nokta ancak köşeleri oldukça belirgin yıldızlara kaydı!


Bu esnada gökyüzündeki bir yıldız kaydı! Ölüm! Etrafımda belli bir enerji yığını hissetmeye başladım! Uzun bir zamandır yaşamadığım ama aşina olduğum bu his bana hiç yabancı gelmiyor!bu enerjiye eşlik eden her yönden gelen dağınık fısıltılar…bir anda tümseğin arkasından çok daha yüksek frekansta tok bir ses daha geldi! Bunun ne olduğunu merak ediyordum! Ceset kalıntılarıyla beslenen bir sürüngen yada kemirgen olabilirdi! Sonra duyulmaması imkansız tok bir ses daha tekrar etti! Merakım arttı başımı güdük şapele doğru çevirip etrafında sızıp kalmış derin uykudaki diğerlerine baktım bir hareket yoktu uzaktan umarsız bir biçimde hem de boğuk horlamalar çıkarıp uyuyorlardı! Sonra sert bir tok ses daha! Sanki çok yakınımda hemen diğer yanımdaymış gibi hissettiren bu sesle başımı hızla hemen yana diğer yöne tümseğin olduğu tarafa çevirdim ve tepesine gözlerimi dikip bakmaya başladım yine! Bir şey göremiyorum ama etrafımda gittikçe artan ve ruhumu sıkıştıran rahatsız edici enerjiyi hissediyorum ve kulağımın dibine yaklaşıp bir anda kesilen fısıltıları da!

Ve tümseğin arkasından gelen bir tok ses daha !!artık emindim! orada bir şey vardı ve merakım arttı! Yavaşça doğrulup dizlerimin üstünde dikilmeden eğilmiş bir vaziyette birkaç metre cüce vaziyette ilerleyip tümseğin üzerine doğru uzandım !etrafımdaki enerji yoğunluğu kalbimi sıkıştırıyor kalbim hızla atıyordu! Tümseğin üzerinde uzanmış halde ileri doğru ilerledim fısıltılar hızlı ve bir çok noktadan gelip kulağımı delip zihnimde yankılanır hale gelmişti! Ve tümseğin üstünden başımı hafifçe kaldırım tüm gövdemi gizleyerek tümseğin arkasına ve hafif aşağıya baktım!




Gözlerim fal taşı gibi açıldı! Bir an bile kırpamıyordum şok içindeydim! Bir mezar kümbetinin içinden çıkmakta olan kısa cüce başında beyaz bir eşarp bağlı lakin altlarından tel gibi saçları kıvır kıvır fırlamış kahverengi buruşuk derili uzun tırnaklı üzerinde çok eski bir yelek ve tuhaf işlemelerin ve sembollerin olduğu bir uzun güdük kabarık etek bulunan bir kadın gördüm! Sırtı çapraz halde bana dönük halde duruyordu ,varlığımın farkında değildi !zihnimde dolanan fısıltılar boğuk çığlıklara dönüşmüştü etrafımda yoğunlaşan enerji birleşip tek bir kütleye bir bedene dönüşüp üzerime abanıyordu sanki!

Gözümü kırpmadan şaşkınlık ve şok içinde bu manzarayı izliyorum! Bu yaşlı güdük cüce sırtı bana dönük halde önünde duran örgü bir bohçayı karıştırıyordu ve bulaşık telini andıran yer yer beyazların olduğu kırmızımsı saçlarına iliştirilmiş uzun parlak gümüş tokayı çıkarıp önündeki bohçada bir şeyle uğraşmaya devam ediyordu ve tam bu esnada metalik tok bir ses ile sabitlenmiş gözlerim aşağıya doğru kaydı! Kısa cüce kadının o uzun tuhaf renk ve işlemelerle dolu eteğinin altındaki tuhaf çıplak ayakları dikkatimi çekti önce ama asıl dikkatimi çeken ayağına bir kelepçe ile bağlanmış zincirdi!zincir kendi kendine bazen oynuyordu ve bu zincir yaşlı cüce kocakarının tuhaf ayaklarının birine kelepçeli halde başlayıp bir mezarın içindeki kümbetin kuyusunun deliğinden içine doğru uzanıp gözden kayboluyordu!

Sonra yaşlı tuhaf cüce kadın ileri doğru birkaç adım attı bohçasını sürükleyerek! Hayatta gördüğüm en tuhaf yürüyüştü bu birkaç adım! Sürünmeyle uçma arası tuhaf bir yürüme biçimi ayaklarının tuhaflığını daha da dikkat çekici hale getiriyordu ve ayağına bağlı zinciri de ses çıkararak dikkat çekici bir hale getiriyordu!
Yaşlı cüce cadı kadın durdu ve öne doğru sivri burnunun belli eden küt başını önünde uğraştığı bohçasından kaldırp yukarı doğru gökyüzüne kaldırıp aynı anda kelepçe bağlı ayağını sert ama yavaş hareketlerle  birkaç kez ileri geri salladı! Tabii zincir de onunla paralel bir biçimde metalik sesler çıkararak ileri geri uzayıp sallandı! Sonra durdu bir müddet!
Yaşlı güdük cadı kadın tekrar başını aşağı önüne eğip küt kafasını sağa sola oynatarak ve tuhaf şapırtılı ıslak salyalı sesler ve hışırtılar çıkararak bohçasıyla uğraşmaya başladı ve işini bitirip uzun iğne jilet biçiminde tokayı bulaşık teli gibi sert ve kıvırcık akla karışık kızıl saçlarına geçirdi!

Sabit halde dururken bir anda zincir kendi kendine hareket etmeye başladı sonra sabit kaldı metalik sesler gelmeye devam etti!
Sesler kümbetin içinden kuyudan gelmeye başladı!
Gözlerim bir anda yer yer kıpraşan ve sesler çıkaran zinciri bakla bakla takip ederek kümbetin kuyusunun ağzına dek geldi ve deliğin orada sabit kaldı! Sonra fal taşı gibi açıldılar! Saçlarımın dibinden tüm bedenimden ter fışkırdı! İçeriden kümbetin ağzına doğru kuyudan bembeyaz soluk bir el uzandı! Nefesim hızlanmıştı etrafımdaki enerji tüm bedenime yayılmıştı fısıltılar kesilmiş ince bulanık sanki su altındaymış hissi kulaklarıma çökmüştü beynim stabil ,zihnim durgunlaşmıştı!



Gözüm kuyunun ağzına tutunan zarif beyaz soluk eli takip etmeye devam etti sonra el ileri uzandı zincir hızla sallanmaya başladı! Sonra 2. bi el daha ve soluk bembeyaz zarif ince bir kol belirdi kümbetin ağzında !bu arada zincir dahada hızlı kıpırdıyor seri metalik sesler çıkarıyordu! Kuyunun deliğinden 2 zarif soluk narin kol ve akabinde soluk mavimsi düz parlak bir kahkül saç ile örgülü narin bir kafa belirdi! Şok içinde izliyorum manzara beni çarpmış bir halde!

Sonra bu ölçülü küçük kafayı nazik dar omuzlar akabinde ince sırrım gibi bir üst beden ortalama ve dik göğüsler ince bir bel ,geniş yuvarlak şişkin bir kalça ve düzgün 2 bacak ve yine 2 küçük ayak izledi!

Kuyudan çıkan şey! Muhteşem bir periyi andırıyordu! İnce düzgün ölçüleri kusursuz lakin çok soluk bembeyaz pürüzsüz bir cilt çok şeffaf bir ten sanki cam gibi!bu ince beden kuyunun ağzından kıvrak hareketlerle süzülüp ileri doğru 2 eli ve dizleri üzerinde ilerlemeye başladı!
Üzerinde ince parlak deri kısa eski tip bir etek inci bezeliydi! Göbeği açık lakin göğüslerini örten yine incili deri bir giysiden ibaretti! Ayaklar tamamen çıplak! El ve ayaklarında tırnakları yoktu!gözlerimi bu ince narin şeffaf beden ve soluk tenden alamıyordum! Ama zincir sesleri kulaklarımdan gittikçe kalkmaya başlayan bulanık perdeyi bastırıp dikkatimi çekti! Bu dişi şeyin boynunda bir tür tasma vardı ve zincir buna bağlıydı!Tabii bu zincir de biraz ilerisinde dikilen sırtı halen daha dönük halde bohçayla uğraşan güdük yaşlı kocakarının ayak bileğine bağlanıyordu! Bu dişi beden bir müddet daha elleri ve dizleri üzerinde emekledi bir kedi gibi yavaş ve alımlı şekilde ilerledi!
Sonra yavaşça doğruldu !ayakta dikildi ve ince narin ve düzgün endamını sergiledi lakin bu duruşunda göz ardı edilemez  kambur pozisyonu da  dikkat çekiyordu! Böyle dik halde zincirini sürüyüp şıngırtatarak 2-3 adım attıktan sonra  yaşlı cüce cadının arkasına yaklaşıp tekrar çöktü ve bacaklarını 2 yana açarak kısa eteğinin altından görünen geniş kalçalarını gererek kollarını öne doğru indirip ellerini yere koyarak ve sırtını dikleştirerek eğilip oturan bir kedi gibi durdu! Bu esnada bir yel esti bu hafif rüzgar cüce cadının tuhaf bir biçimde bağlanmış beyaz eşarbını havalandırıp akabinde dişi şeyin mavimsi parlak düz lakin arkadan kuyruk sokumuna doğru örgülü saçlarını yalayarak geçerken önde yüzünü kapatan kahküllerini havalandırdı!narin yüz ,küçük dik bir burun ve yumuşak kavisli çenesini ,küçük dudakları ile muhteşem lakin olabildiğine soluk yüzünü profilden gösterip tekrar onu uzun kahküllerin arkasına hapsetti!

Zihnimde sorular birbirini izliyor!cevap aramayı bırakmış manzaranın çelişkisi tuhaflığı ve muhteşemliğine kapılmış büyülenmiş gibiyim!
Yaşlı cüce cadı önündeki bohçayı karıştırmaya başlarken dişi şey kedi gibi dikilmiş boynundaki tasmadan sarkan zincir yer yer sağ sola oynar halde kahküllerinden ileri duğru uzanan küçük dik burnunun altındaki küçük ağzından dilini çıkarıp çıkarıp duruyordu resmen yalanıyordu!

Sonra sol kolunu narin ve yumuşak bir şekilde kaldırıp elini ileri doğru uzattı !bu esnada yaşlı cüce cadı kadın önündeki bohçadan bir şeyi bulup çıkarttı ve yüzünü ona dönmeden dişi şeyin uzattığı eline uzun morumsu bir şey uzattı!
Dişi şey bunu önce tek eliyle tutup aldı sonra iki eliyle nazik bir şekilde kavrayıp yavaşça ağzının hizasına kaldırdı!
Sonra ağzına doğru götürüp ufak bir ısırık aldı !
Şaşırmış haldeyim ama bu nazik ve narin bedeni ve alımlı hareketlerini büyülenmiş halde hayranlıkla izliyorum!

Dişi şey ilk lokmasını bir süre küçük çene hareketleri ile çiğnedikten sonra yuttu!
Tekrar ağzını açıp elindeki şeyi yukarı kaldırmışken bir anda bu halde yüzü ve bedeninin üst kısmını  bana doğru döndürdü!

Elinde mosmor olmuş dirsekten kopuk,tekinde parlak metal bir yüzük halen takılı duran parmakları çarpık bir biçimde kemikli bir el kasılmış halde kılları halen belli olan çürümeye yüz tutmuş kopuk bir insan kolunu O küçük narin pembemsi mor dudaklarına tekrar götürüp sivri dişleri ile bir lokmayı kolayca koparıp çiğnemeye başladı!



Birkaç küçük ve hassas yavaş çiğneme hareketine ipnotize olmuş büyülenmiş bir halde sabitlenip kalmış gözlerim aniden duran pembemsi mor dudaklara kilitlendi!
Sonra güzel ince uzun narin boyun gırtlak hareketi ile çiğnenmiş ceset parçasını mideye gönderirken o küçük dolgun pembemsi mor dudaklar tuhaf bir biçimde gülümsediler!
Bir an zihnim açıldı ve gözlerim bu dolgun dudaklardan küçük dik burna sonra da gözlerine kaydı! Bembeyaz derin dipsiz yıkıcı bir ışık yayan göz bebeği olmayan bomboş
Göz yuvalarının yaydığı bu hastalıklı habis ışın gözlerime çarptı ve zihnimin derinliklerine doğru işledi !! Bir anda tüm sesler kesildi! Üzerimdeki enerji daha da yoğunlaştı ve sırtıma iyice abanmaya başladı! Gözümü ondan ,onun dipsiz habis bir girdap gibi beni içine çeken gözlerinden alamıyordum!
Bir anda kendimi kaybettim!
Ve aniden Kendime geldim!
Hemen gözlerimi tümseğin aşağısındaki o bölgeye, mezarın içindeki kümbetin kuyusuna doğru diktim!
Hiç Kimse, hiç bir şey görünmüyordu!
Kaybolmuştu!
Halen her yer zifiri karanlık!
Ay ışığını ve yıldızların aydınlığını görüyorum sadece!
Ama zihnim halen daha bulanık!
Kulaklarım hiçbir sesi algılamıyor sanki sağır olmuş gibiyim!
Ve üzerime çökmüş omuzlarıma basan bir ağırlık hissediyorum!
Hareket etmek istiyorum !doğrulmak ,kalkmak !dönmem gerek!
Başımı kaldırıyorum yukarı doğru !
Ve o anda arkamdan, başımın üzerinden aşağıya ,baş aşağı şekilde ,yüzü yüzüme doğru bir baş iniyor!
Tersten gözlerini gözlerime dikiyor! Çok açık berrak mavi saçlar rüzgarla dalgalanıp ay ışığını kesiyor!
Morumsu pembe ölgün dudaklarını dudaklarıma yaklaştırıyor!
Nefesi bir ölü serinliğini ve çürümüş ceset kokusunu burnuma üflerken!
Nefsim tıkanıyor kalbim hızlanıyor nabzım artıyor!
Soğuk dudaklarını dudaklarımda hissediyorum onun!
Ve ekşimsi çürümüş acı tadını!


KÜNYE

Tür;Yaşam,düşünce
İçerik;olaylar,hisler
Kaynak; Yaşam Hikayesi
Dönem; Ocak 1997

Güncelleme; Yok